Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

AZİZ SANCAR'IN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ...
 

Aslında bugün "Seçime Doğru, CHP 4" olarak yine bir seçim yazısı yazacaktım...

Ama çok uzun zamandır gündemi değiştiren ani felaket haberlerinin yerine, bu kez, hasret kaldığımız bir iyi haber ile, bir müjde ile değişti gündem:

Türk kökenli, Savur Mardin doğumlu Prof. Dr. Aziz Sancar Kimya dalında NOBEL ödülü aldı.

Esas olarak bir tıp doktoru ama hekimlik yapmak yerine araştırmacılığa adamış kendisini...

NOBEL'i tıp alanında beklerken kimya alanında almış.

Buluşu insanın, doğanın sırlarını çözmekte çok çok önemli bir adım:

İnsan vücudunun, kendisini oluşturan yapı taşlarını, DNA'ları, hasar gördükleri zaman nasıl onardığını keşfediyor...

Bu alanda birbirinden bağımsız ama birbirini tamamlayan çalışmalar yapan üç bilimciden biri.

Medyaya yansıyan sonuç olarak kanser tedavisinde, kanserli hücrelerin yok edilmesini sağlayarak ufuk açacağı belirtiliyor, ama buluşun böyle bir tek alanla sınırlı kalması olanaksız...

DNA'lar bizi oluşturan yapı taşları olduğu için ilerde yol açacağı devrimci sonuçları şimdiden kimse kestiremez...

Biraz fantezi yapalım ve uçalım isterseniz: Hani bilimkurgu filmlerinde kendi kendine "hop" diye iyileşen kurşun yaraları filan vardır ya, işler ilerde oraya kadar gidebilir! :-)) (Buraya bir gülümseme işareti koyun lütfen)

* * *

Bu ülkeyi yöneten zihniyet "Biz tarım ülkesiyiz, bizden mucit çıkmaz, biz ancak ara eleman yetiştiririz, bu da bize yeter" anlayışıyla, din ağırlıklı eğitim verebilmek için 4+4+4 ucubesini yarattı...

Sonra da "Ölülerinizi yıkamayı öğrenin" diyerek bu eğitimin hedefini belirtti!

Oysa zenginlik ve refah, bilime, teknolojiye ve bunların ürettiklerine dayalıdır...

Bilim ve teknoloji ise ölü yıkamayı öğrenerek değil, sorgulamayı, araştırmayı öğrenerek gelişir!

* * *

İçinde bulunduğumuz ortam, bizi yönetenlerin büyük başarısı(!) olarak, tam bir düşmanlık ve cepheleşme durumuna dönüştü ne yazık ki...

ABD'nin küresel öncülüğünde, AKP'nin Arap Sünniliğine dayalı mezhepçi politikası ile Kürt etnikçiliğine dayalı terör, kimlik siyasetini yaşamın her alanında egemen kıldı:

Bir dış etkiye örnek olarak, BBC'nin Sancar'a sorduğu "Arap mısınız, kısmen mi Türk'sünüz" sorusu verilebilir.

İçerdeki hava ise, belki yazılı basına çok yansımadı, ama sosyal medyada, Savur Mardin kökenli oluşu derhal Kürtlükle özdeştirildi...

Ona karşı da, Türk olduğuna, ailesinin Horasan'dan geldiğine kadar bilgiler yayıldı.

Sancar bütün bunlara birkaç ayrı yerde, "Kürt de olabilirdim... Arapça konuşmuyorum, Kürtçe konuşmuyorum, ben Türküm" diye ırkçı şovenizmi aşan, ama ülkesini yücelten, demokratik milliyetçi bir yanıt verdi ve devam etti:

"Bana çok güzel eğitim veren kendi memleketimdir. Bana olağanüstü tıp eğitimi verdi ve başarımın kaynağı oldu."

Şimdi artık üniversitelere yapılan her türlü genel baskı altında özel olarak da inletilen İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi için paha biçilmez bir övgü bu:

Onu NOBEL'e taşıyan zihinsel ve ruhsal formasyonunu oluşturan eğitimi anlatıyor! (Bu sözler bir anıta kazınıp fakültenin kapısına konmalı.)

* * *

Bakın Türk, Kürt, Arap, gayrimüslim, herkesi kapsayacak bilim ve eğitim için neler diyor Sancar:

"En çok memleketim için sevindim.

Çünkü Türkiye için bence bilim lazım, Türkiye'nin kalkınması için, bu güç durumdan çıkıp Avrupa düzeyine varması için bilim gerekli.

O yönden katkı sunduğum için de çok sevinçliyim."

Ve Doğu, Güneydoğu gerçeğini yaşamış, buradaki zincirleri kırıp NOBEL'e erişmiş bir bilimci olarak ne tavsiye ediyor:

"Kars'a, Edirne'ye kadar bütün çocuklarımıza bilim alanında eğitim öğretim vermemiz lazım.

Özellikle kızlarımızı okutmak lazım.

Kızlarımızı okutmazsak insan gücümüzün yarısını kaybetmiş oluyoruz.

Özellikle Doğu ve Güneydoğu'daki kardeşlerimizden kız çocuklarını okula göndermelerini tekrar tekrar rica ediyorum."

* * *

Aziz Sancar, herkes için bir ÖRNEKtir:

Cumhuriyetin, en yoksul ve en azgelişmiş bölgelerdeki çocuklara bile, NOBEL'e ulaşacak eğitim olanakları yarattığına ilişkin bir örnek! (Hele bir de Köy Enstitüleri kapatılmasaydı...)

Aziz Sancar, gençler ve bilim insanları için bir UMUTtur:

Yukardaki örneğe dayalı olarak, her gencimiz için erişilebilir bir umut!

Aziz Sancar, bütün ülke için bir SİMGEdir:

Toplumsal olarak, Cumhuriyet dönemi eğitiminin...

Bireysel olarak, azmin, iradenin, çalışkanlığın...

Başarı simgesi!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 15 Ekim 2018

Valid HTML 4.01 Transitional