Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

SURİYE'YE SAVAŞ MI!
 

"Diplomasi, savaşın silahsız devamıdır" derler...

"Savaş, diplomasinin silahla devamıdır" sözü de elbette geçerli.

Gerek savaş gerekse diplomasi, bağımsız bir devletin güvenliğini ve refahını korumak ya da sağlamak için, dünya düzeni, büyük devletler arası dengeler, komşularla ilişkiler, jeopolitik konum gözetilerek uygulanan, genellikle uzun dönemli stratejik tercihlere dayalı, birbirinin devamı olan etkinliklerdir.

* * *

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde eşsiz bir savaş ve diploması zaferidir.

İkinci Dünya Savaşının yıkımı dışında kalış da büyük bir diplomasi başarısıdır.

Osmanlı İmparatorluğu'nun gerilemesi ve çöküşü sırasında ülkenin yazgısını belirleyen İngiliz-Rus-Alman rekabeti, Cumhuriyetin ilk döneminde devamlı olarak korunan bir tarafsızlık politikasına temel olmuştur.

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Stalin döneminde Sovyetler Birliği'nin Boğazlarda üs ve ortak savunma, Kars ve Ardahan'dan da toprak talepleri, Türkiye'nin bütünüyle Batı'nın kucağına savrulmasına yol açmış, Kore savaşı, NATO ve CENTO üyelikleri ile bu savrulma askeri olarak da pekiştirilmiştir.

* * *

Bütün bu süreç devamınca Türkiye Cumhuriyeti komşularıyla iyi geçinme politikası izlemiş, tarihsel kökleri olan Ermeni sorunu ve sonradan politika sahnesine çıkan PKK terörü dolayısıyla yaşanan problemler dışında, Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu "Şeytan üçgeninde" demokratik ve laik bir devlet yapısı içindeki tek Müslüman toplum olarak denge ve model niteliğiyle dikkati çekmiştir.

Bu çerçevedeki büyük başarılarından biri, Arap-İsrail çatışmasındaki dengeli, akılcı ve barışçı tutumu olmuştur.

* * *

Irkçılık ve dincilik, aynen iç politikada olduğu gibi dış politikada da demokrasiyi ve barışı tehdit eden aşırılıkları içinde barındırır.

Ne yazık ki, AKP döneminde Türkiye'nin dış politikası dincilik sınırlarını da aşarak, mezhepçilik düzeyindeki saplantılara mahkûm edilmiştir.

Küçük kişisel çıkarlar ve iktidar hesapları, dünya dengelerini kavrayamayan sığ ideolojiler, ülkemizin Ortadoğu bataklığına saplanmasına yol açmıştır.

Şimdi bu dış politikanın yani diplomasinin, savaşla sürdürüleceği ve bu savaşın da içerdeki iktidar hesapları için kullanılacağı öne sürülmektedir.

* * *

Siyasal gözlemciler, Suriye'ye yapılacak bir askeri harekatın siyasal iktidara destek olacağını düşünüyorlarsa çok yanılıyorlar:

Böyle bir savaşa karar verecek olan kadronun, ortaya çıkacak sonuçlar açısından, siyasal iktidarını devam ettirmesi olanaksızdır:

Bu nedenle Erdoğan'nın da, Davutoğlu'nun da, kurulacak bir hükümetin sorumlularının da, böyle bir çılgınlık yapacaklarını sanmıyorum.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 18 Mart 2019

Valid HTML 4.01 Transitional