AYDINLANMA, KOALİSYON VE EROL SİMAVİ

Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

KOALİSYON VE EROL SİMAVİ
 

Erol Simavi ile koalisyonun doğrudan bir ilişkisi yok...

Ama zamanlama açısından bu iki konuyu aynı anda yazmak gereği beni böyle bir başlık kullanmaya zorladı:

Sevgili Erol Simavi, seçim gecesi, Monaco'da, tedavi gördüğü hastanede hayata gözlerini yumdu.

Sadece Türkiye'nin basın tarihinde değil, benim kişisel yaşamımda da önemli bir rolü olmuştu...

Babamlarla babasının komşu olduğu Kanlıca'da dün toprağa verilmesi dolayısıyla bugün onu anmak gereğini duyuyorum.

Türkiye'nin gündemi ise seçim sonrası senaryolara kitlenmiş halde...

Okurlar bu konuda da ne düşündüğümü soruyor.

Şimdilik, koalisyona yönelik tek bir fikrimi söyleyip geçeceğim; gelecek yazılarımda gerek seçim sonuçlarını gerekse koalisyon olasılıklarını daha ayrıntılı ve derinliğine irdelerim:

AKP ile koalisyon yapan parti intihar eder...

Bir dahaki seçimlerde büyük oy kaybına uğrar!

* * *

Türkiye'nin basın tarihinde Simavi ailesinin yeri pek çok araştırmaya, yazıya ve kitaba konu oldu; bu nedenle işin toplumsal yanını şimdilik bir kenara bırakıp, kişisel bir izlenim yazmak istiyorum:

12 Eylül faşizminin üniversiteleri YÖK aracılığıyla kıskaca aldığı günlerdi (Bu gün de durum pek farklı değil ya!)...

Üniversite öğretim üyelerine sakal kesme baskısı yapılıyor, sakıncalı görülenler (genellikle solcu oldukları düşünülenler) 1402 sayılı sıkıyönetim yasasıyla görevlerinden alınıyordu.

Zamanın Hacettepe Rektörü benim de sakalımı kesmemi söyledi ve bu isteğin doğrudan "Yukardan" geldiğini belirtti.

Danıştaya başvurma hakkımı da kullandırtmayacaklarını söyleyince, "Sakal devletin değil, eşimin egemenlik alanıdır" diyerek üniversiteden istifa ettim...

Önceden hazırlıklı olmadığım için, ne kimseyle konuşmuş ne de herhangi bir iş arama teması yapmıştım...

O günden sonra da (niyeyse, sanki ayıpmış gibi) kimsenin kapısını çalmayı kendime yediremedim...

Olanca saflığımla, "Haber nasıl olsa duyuldu. Elbette bana bir iş teklif eden olur" diyerek (şimdi ben bile inanamıyorum ama) telefonun başına geçtim, beklemeye başladım...

İşte o telefon bir gün çaldı ve Erol Simavi'nin bana Hürriyet'te iş teklif ettiğini öğrendim.

Askeri yönetime karşı çıkan genç bir öğretim üyesine, derbe döneminde yapılan ilk, tek ve son iş teklifiydi bu.

* * *

Bir baba dostunun ölümünü üzüntüyle öğrendim.

Kendisine rahmet ve bütün yakınlarına sabır dilerim.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 13 Ağustos 2018

Valid HTML 4.01 Transitional