Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

TEHCİR BİR SOYKIRIM MIYDI? XII
 

Kimsenin Ermeniler ile Müslümanlar (Türkler ve Kürtler) arasındaki karşılıklı katliamları inkâr ettiği yok...

Kritik soru şu:

1915'te Birinci Dünya Savaşı sırasında yeniden isyan eden ve Rus ordularıyla işbirliği yapan Ermenilerin bir bölümünün Osmanlı yönetimi tarafından zorunlu göçe tabi tutulması, bu göç sırasında ve sonrasında yaşanan trajediler, "Genoside" denilen "Soykırım" suçunu oluşturur mu?

Bu sorunun yanıtı, Almanya'da Yahudilere yapılan katliama, yani Holokost'a ve buradan hareketle oluşturulan "Soykırım Sözleşmesine" bakılarak verilmeye çalışılıyor.

Gerek 1915'teki Osmanlı İmparatorluğu ile 1930'lar 40'lar Almanyası arasındaki farklı savaş koşulları, gerek Alman Milliyetçiliği, Yahudi Milliyetçiliği, Ermeni Milliyetçiliği ve Türk Milliyetçiliği arasındaki farklar, gerekse tarihsel ve siyasal süreçler, bu iki olay arasında pek de bir benzerlik olmadığını gösteriyor.

* * *

Tartışmanın bir de teknik hukuk yönü var

Konunun uzmanı olan sevgili köşedaşım Özgür Mumcu, 25 Nisan Cumartesi günü yazdığı ve aslında tamamının okunması gereken yazıda şunları söylüyordu:

"...Peki, bu 1915'te olanlar bir soykırım mıydı?

Buna hukuki bir cevap vermek hem güç hem değil.

Soykırıma ilişkin antlaşma 1948'de imzaya açıldı ve 1951'de yürürlüğe girdi. Aksine görüşler olsa da antlaşma geriye yürümüyor.

Kaldı ki soykırım da bu sözleşme vesilesiyle türetilmiş bir kavram. BM Genel Sekreter Sözcüsü'nün de hukuki bir karar olmadan soykırım ifadesini kullanamayacaklarını söylemesi bu nedenle.

...1915'te yaşananların Soykırım Sözleşmesi'nin "Grubun bütünüyle veya kısmen, fiziksel varlığını ortadan kaldıracağı hesaplanarak yaşam şartlarını kasten değiştirmek" şeklinde tanımladığı fiille örtüştüğü ileri sürülmektedir.

...Soykırım suçunun oluşması için "özel kast" yani "ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir grubu, kısmen veya tamamen ortadan kaldırmak amacı" aranmaktadır.

Bu kastın ispatının koşulları ise Ruanda ve eski Yugoslavya savaş mahkemelerinin kararlarında yumuşatılmıştır.

Yani 1915 bugün yaşansaydı, ihtimal belki tehcirin hepsi değil ancak kimi uygulamaları hukuken soykırım sayılabilecekti."

* * *

Özet olarak, teknik hukuk bakımından "Tehcir"in "Soykırım" sayılması olanağı yok...

Ancak kıyas yoluyla, siyasal açıdan suçlamalar yapılıyor...

Çeşitli ülkeler, meclislerinden karar çıkarıyor.

Ama o zaman da, şu sorular gündeme geliyor:

Tarihte geriye gideceksek niçin sadece Osmanlı'yı yargılayalım ve niçin 1915'te duralım?

Niçin Hiroşima ve Nagazaki'yi sorgulamayalım, niçin tarihteki öteki katliamları gündeme getirmeyelim?


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 20 Mayıs 2019

Valid HTML 4.01 Transitional