Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

BAYRAM DEĞİL, DİRENİŞ
 

14 Mart Tıp Bayramı'dır.

Benim gibi Hacettepe kökenli biri için, yaşamın önemli bir parçasıdır.

* * *

1966 yılında katıldığımda, Hacettepe Tıp ve Sağlık Bilimleri Fakültesi henüz Ankara Üniversitesi'ne bağlıydı.

Kurduğum ve müdürü olduğum Sosyal Çalışma Yüksek Okulu'nun da içinde bulunduğu yeni fakülte ve yüksek okullarla Hacettepe Üniversitesi olduk...

Üniversite'nin ilk eğitim kataloğunu da ben hazırladım.

* * *

Hacettepe, tıp eğitiminde gerçekten bir devrim yapmıştı:

Sadece tıp için çok zor olan kredili sisteme geçmekle kalmamış, tıp öğrencilerine belli miktarda sosyal bilim dersini zorunlu kılmış ayrıca Toplum Hekimliği Bölümü ile doğrudan sosyal bilim eğitimi de vermeye başlamıştı...

Böylece Tıp eğitimi, toplumsal yapı ve toplumsal sorunlar ile ilişkilendiriliyordu.

1968 öğrenci hareketleriyle birlikte Hacettepe de devrimci bir atılıma girişmiş, Doğramacı'nın desteğiyle, öğrencilerin ve asistanların da üniversite yönetimine katılması için çeşitli yöntemler geliştirmişti...

12 Mart 1971'deki askeri darbe ile birlikte Doğramacı birdenbire yüz seksen derecelik bir dönüş yaptı; otoriterleşti ve sonunda, 1980 askeri darbesiyle de, hâlâ üniversitelerin başına belâ olan YÖK'ü kurdu.

* * *

Bugün Türkiye'de tıp ve sağlık hizmetleri (bütün propagandalara karşın) tam bir çıkmaz içindedir:

Hiç bir meslek mensubuna mecburi hizmet yokken, doktorlar mesleklerini icra etmek için önce mecburi hizmet yapmak zorundadır...

Üniversiteler ve hastaneler ödenek sıkıntısı çekmekte, gerekli makine ve teçhizatı temin edememektedir...

Kadrolar sınırlandırılmıştır ve hepsi AKP'nin denetimindedir...

Hekimler, tıptan, sağlıktan anlamayan, tek özellikleri AKP'li olmak olan yöneticilerin emrine verilmiştir...

Performans sistemi denilen, hizmetin kalitesini ihmal ederek sadece sayıya bağlayan bir değerlendirme yoluyla, hastaneler ticarethaneye, hastalar müşteriye dönüştürülmüş, doktorlar köleleştirilmiştir...

Özel muayenehaneler baskı altına alınmış, üniversite hocalarının muayenehane açması engellenmiş, böylece hem eğitim hem de hizmetler aksatılmıştır...

* * *

AKP, doktorları, mühendisleri, hukukçuları sevmiyor:

Çünkü onlar meslek ahlâklarına bağlı oldukları için AKP'ye biat etmekte zorlanıyorlar...

Doktorlar büyük baskı altına alınıyor...

14 Mart Tıp Bayramı da böylece direnişe dönüşüyor!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 21 Ocak 2019

Valid HTML 4.01 Transitional