Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

İLK KEZ ŞAŞIRDIM VE KORKTUM!
 

"İnsana ilişkin hiçbir şey beni şaşırtmaz" derim hep!

Bu sözü, gözler yaşartacak iyilikler veya tüyler ürperten canavarlıklar karşısında da tekrarlarım...

Bu davranışlar beni sevindirir ya da üzer, ama şaşırtmaz!

Taksim Gezi Parkı direnişinde de öyle oldu:

Çevreci gençlerin davranışı, iktidarın orantısız güç kullanışı ve buna karşı büyüyen tepkiler de beni şaşırtmadı...

Dünyayı ve Türkiye'yi doğru verilerle gözlemlerseniz, nelerin olup biteceğini biraz tahmin edebiliyorsunuz zaten!

* * *

Ama geçen gün "Annelerin eylemi" beni hem şaşırttı hem de korkuttu:

"Bir anne için evladının can güvenliğinden daha mukaddes bir şey yoktur!"

Vali Hüseyin Avni Mutlu, eylemleri bitirmek için, ailelere "Can güvenliği yoktur, çocuklarınızı Gezi Parkı'ndan alın" dedi.

O gençlerin, ailelerinin sözünü dinleyecek kadar küçük ya da bağımlı olduklarını sanmak hatası da dahil, zaten kullanılmakta olan "mahalle baskısının" yanına bir de "aile baskısını" koymak, bu iktidarın monist biat kültürü açısından beklenen bir davranıştı.

Anneler ise çocuklarını Gezi Parkı'ndan çekmek yerine (belki de çekemedikleri, çekemeyecekleri için) o parka kendileri geldiler ve onları korumak için el ele tutuşarak bir güvenlik çemberi oluşturdular!

Bu beni bir toplumbilimci ve de bir baba ve dede olarak hem şaşırttı hem de korkuttu; demek ki halkın bir kesiminde gerçekten "Bıçak kemiğe dayanmış"...

Dilerim hiçbir güvenlik görevlisi, evladını korumak için canını dişine takmış bir anne ile muhatap olmaz!

* * *

Bu olayı üç beş ağacın kesim ya da bir kışlanın yapım sorunu gibi görmek...

Sorunu, yine bir çoğunluk baskısını ortaya koyacak halkoylaması ile çözmeye çalışmak...

Aymazlıkların en büyüğüdür:

Bu bir birikimdir; tepeden bakan, yaşam biçimine müdahale eden, toplumsal mühendisliğe soyunan, ceberrut bir iktidara karşı bir birikim...

Hani "Kediyi köşeye sıkıştırırsan tırmalar" derler ya...

İşte o hesap, bir desperado davranışı!

Anneler, çocuklarıyla birlikte, kendi canlarını da tehlikeye atarak bir eyleme katılıyorlarsa, şöyle bir durup düşünmek gerekir:

Hiçbir iktidar böyle bir canhıraş eylemi görmezden gelemez...

Oy potansiyeli yüzde kaç olursa olsun, seçmenin bir kesiminde böyle bir umutsuzluk (desperado) psikolojisi yaratılmışsa, orada demokrasi işlemiyor demektir...

Böyle bir ortamda halkoylaması, sadece bir baskı, bir diktatörlük gösterisi olur...

Zaten dün de belirttim: Parkların ancak yapılması referanduma konu olur, yok edilmesi değil!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 22 Nisan 2019

Valid HTML 4.01 Transitional