Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

BARIŞ SÜRECİ, POZİTİF LAİKLİK, ÇOĞUNLUK BASKISI
 

"Barış sürecinde" önemli adımlar atılıyor...

Gerek Erdoğan'ın gerekse Öcalan'ın bu süreçteki "din vurgusu" laiklik tartışmalarının önemini bir kez daha ortaya çıkardı.

* * *

Anayasa Mahkemeleri, siyasal iktidarların güçlerini kötüye kullanmalarını engellemek için kurulmuştur.

"İktidarın gücünü kötüye kullanması" ise esas olarak, çoğunluk baskısının "Milli İrade" olarak yutturulması demagojisine dayanır...

Çoğunluğun sahip olduğu inanç ya da ideolojileri, azınlıkta kalan düşünceleri bastırmak ve kendi iktidarlarını güçlendirmek için kullanmak isteyen yönetimler, "Demokrasi", "Milli İrade", "Çoğunluk yönetimi" gibi kavramların arkasına sığınarak, demokrasilerin esas özelliği olan temel hak ve özgürlükleri sınırlamak ve kısıtlamak eğilimi gösterir...

Demokrasiyi yozlaştıran, "çoğunluk diktatörlüğüne" götüren bu tür tutum ve davranışlarını da genellikle ya din ve mezhep veya ırk ve milliyet üzerinden meşrulaştırmaya çalışırlar!

İşte Anayasa Mahkemeleri böyle eğilimleri engellemek, demokrasiyi, bireyin temel hak ve özgürlüklerini, çoğunluğa ve iktidara karşı korumak için kurulmuştur.

* * *

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, 4+4+4 eğitim yasası kararına gönderme yaparak:

"Biz, dinler karşısında negatif anlamda bir eşitliğin değil, pozitif anlamda eşitliğin olduğu kanaatine vardık.

Daha liberal, daha özgürlükçü laiklik anlayışının bu ülke için çok daha sorunları çözecek anlayış olduğu kanaatine vardık"

demiş.

Mahkemenin ilgili kararına bakıldığında şu şatırlar dikkati çekiyor:

"Negatif yükümlülük, devletin bir dini ya da inancı resmî olarak benimsememesini ve bireylerin din ve vicdan hürriyetine zorunlu nedenler olmadıkça müdahale etmemesini gerektirmektedir.

Pozitif yükümlülük ise devletin, din ve vicdan hürriyetinin önündeki engelleri kaldırması, kişilerin inandıkları gibi yaşayabileceği uygun bir ortamı ve bunun için gerekli imkânları sağlaması ödevini beraberinde getirmektedir."

Peki, "Pozitif laiklik" çerçevesinde Sünni Müslüman yaklaşımın okullarda zorunlu ve seçmeli dersler olarak okutulması ve topluma empoze edilmesi ne anlama geliyor?

Ya da Cem Evleri'nin ibadet yeri olarak kabul edilmemesi "Pozitif laiklik" ilkesinin neresine uygun?

Bu soruların yanıtları temel hak ve özgürlükler çerçevesinde verilmedikçe, sağlıklı bir barış ve demokratikleşme süreci olanaklı mıdır acaba?


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 2 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional