Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

TÜRKİYE SAVAŞA MI SÜRÜKLENİYOR?
 

Gündemi belirlemekle övünen Başbakan sonunda savaş olasılığını da telâffuz etti!

Haksızlık etmemek için hemen vurgulayalım, esas olarak barıştan yana olduğunu söylüyor ama "Savaşa hazırız" da diyor.

Büyükelçilere verilen yemekte, Suriye konusunda eski politikaları eleştirerek tepkisiz kalamayacaklarını belirtmiş ve şöyle konuşmuş:

"Barış, savaştan çok daha fazla bedel ister. Savaş, kolay olandır. Zor olan barıştır. Biz kolayın değil, zor olanın tarafındayız. Savaşın değil, barışın tarafındayız. Barış için ne bedel ödenmesi gerekiyorsa biz bunu ödedik, ödüyoruz ve ödeyeceğiz.

Her an, her imkanımızla savaş için hazırız. Gerektiğinde de topraklarımızı korumak noktasında asla bir tereddüt içinde olmayız ama son ana kadar barış için mücadele eder, son ana kadar barışın tesisi için çabalarız ve çabalıyoruz."

* * *

Türkiye Kuzeybatıda Balkanlar, Kuzeydoğuda Kafkaslar, Doğu ve Güneydoğuda Ortadoğu "Şeytan Üçgeninin" tam ortasında...

Sovyetler Birliği çöktükten sonra ortaya çıkan "Yeni Dünya Düzeni" ya da "Küreselleşme" denilen süreçte bu "Şeytan Üçgeninde" yaşananlar zaten ülkemizi son derece hassas dengelerle karşı karşıya bırakmıştı.

AKP iktidarının "Dünyaya öncülük eden(!)", "Tarihin gerisinde veya içinde değil, önünde yer alan(!)" dış politikası, art arda yapılan yanlışlarla Türkiye'yi bu hassas dengelerin hemen hemen hepsinde "müdahaleci" ve "aşırı militan" bir taraf haline getirdi...

"Komşularla sıfır sorun" hedefi, "Sorunumuz olmayan komşu kalmasın" ilkesi haline döndü neredeyse!

Bu durumu Mehmet Ali Birand 2 Ocak tarihinde, "Türkiye bölgedeki bir savaşa hazır olmalı" başlıklı yazısında şöyle özetliyordu:

"SURİYE: Yanıbaşımızdaki bu dinamit eninde sonunda patlayacak. Nasıl patlayacağı ve iç savaşın hangi boyutlara ulaşacağı belli değil. Her geçen gün daha fazla kan dökülüyor. Bu ülke, büyük olasılıkla etnik çizgilerde bölünecek ve özellikle bize büyük zarar getirecektir.

IRAK: Yine yanıbaşımızdaki diğer bir ülke olan Irak büyük olasılıkla bölünecek. Kürt-Şii-Sünniler kendi bölgelerine sahip çıkacaklar. Kuzey Irak bu durumda bağımsızlığını ilan edecek. Bağdat ile Erbil arasında çıkması beklenen savaş da Türkiye'yi olumsuz etkileyecek.

İRAN: Nükleer konuda hiç bir çözüm bulunamadığı takdirde, önümüzdeki yıllarda savaş çıkması olasılığının en büyük olduğu ülke İran'dır. Bu konuda kimsenin kuşkusu yok. Nükleer programın devamı İsrail'in tek başına veya ABD ile birlikte İran'ı havadan vurmasıyla sonuçlanacak. Böyle bir durumda da bölge birbirine girecek. Arap ülkeleri de çatışmanın içine sürüklenecek. Tam bir kaos yaşanması bekleniyor.

MISIR: Demokrasiye geçişiyle birlikte kargaşadan kendini kurtaramayan Mısır'ın geleceği herkesi kaygılandırıyor. Ülkedeki laik - dinci çatışması giderek tehlikeli bir boyut alıyor. Hele Devlet Başkanı Mursi'nin, ısrarla sunduğu ve halk tarafından zar zor kabul edilen tartışmalı anayasa tasarısı yılın son döneminde iç çatışmayı daha da fazla arttıracak. Mısır'daki kaos, Filistini de olumsuz yönde etkileyecektir.

FİLİSTİN: Hem kendi içindeki çatışma (Hamas-Fetih) potansiyeli hem de İsrail'in inanılmaz baskısı nedeniyle, İran veya Suriye'de patlayacak bir savaşın Filistin'i de işin içine çekmesi olasılığı hesaplanıyor. Bu olasılık bölgenin kana bulanması anlamına geliyor..."

* * *

Başbakan'nın konuşmasından bir hafta kadar önce Ertuğrul Özkök 27 Aralık'ta yazdığı yazıda bir başka savaş olasılığından söz ediyordu:

"İddia şu:

Başbakan Erdoğan, Kuzey Iraklı Kürtlere söz vermiş. Eğer Irak ordusu Kuzey Irak'a girmeye kalkarsa Türkiye Kürtleri koruyacakmış...

...Ben kendi payıma, böyle bir sözün verilmiş olduğuna ihtimal vermiyorum.

Ama Başbakan'ın, çok kritik konularda bile şahsi kararlar aldığını da biliyoruz.

O nedenle kamuoyunun bu konuda aydınlatılması gerekir. Tabii açıklamayı Dışişleri'nden değil, bizzat Başbakan'dan bekliyoruz. Çünkü Dışişleri, Suriye karasularına düşürülen uçak olayından beri, inandırıcılığını kaybetti..."

Acaba Başbakan'ın büyükelçilere verilen yemekte yaptığı konuşma, Irak üzerinden sorulan bu soruya Suriye üzerinden verilen dolaylı bir yanıt mı...

Türkiye iddialı ama basiretsiz, atak ve yanlış dış politikalar yüzünden adım adım, yavaş yavaş savaşa mı sürükleniyor?


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 19 Ağustos 2019

Valid HTML 4.01 Transitional