Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

TÜRKİYE, SORUNUNU NİÇİN ÇÖZEMİYOR?
 

Her şeyden önce kimseye akıl vermek gibi bir niyetim olmadığını, yıllarca çözülemeyen bir soruna çözüm üretmek gibi bir iddiamın ise hiç bulunmadığını vurgulamak isterim...

Amacım, sadece bazı soyut ilkeler ve somut olarak belirlenmiş hedefler çerçevesinde herkesin gözü önünde atılan adımlara dikkat çekmek, böylece ne yapılacağına değil ama en azından, ne yapılmaması gerektiğine işaret etmek...

Bu nedenle önce herkesin gördüğü, bildiği gerçeklerden yola çıkacağım; önce bunları dile getireceğim:

1) Sorunun görünür hale gelmesinden, yani terör sorunu haline dönüşmesinden işe başlarsak, 1984 Eruh baskınından bu yana yaklaşık otuz yıl geçti.

Bu otuz yılın üçte biri yani son on yılı, AKP'nin mutlak egemenliğinde yaşandı.

2) AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılında terör çok gerilemiş, adeta durmuştu.

3) AKP bu on yılı, Çok Partili Düzene geçildiğinden beri hiçbir iktidara nasip olmayan, hatta ilk dört yıldan sonra, askeri yönetim dönemlerini bile aşan bir "mutlak egemenlik ve tek adam yönetimi" ile kullandı.

4) Dolayısıyla, "Türkiye'nin sorunu", bu on yıl içinde ülkeyi demir bir pençe ile yöneten AKP iktidarının ve onun tek adam konumundaki liderinin sorumluluğunda büyüdü.

AKP'nin ve onu mutlak bir biçimde yöneten liderinin bu dönem politikalarına bakıldığında çok kabaca dört alandaki hatalar dikkati çekmektedir:

1) Teröre ve onun ideolojisine, iddialarına bakıldığında, etnik köken, ve kimlik sorunu öne çıkmaktadır...

Bu durumda hem genel siyaseti hem de teröre karşı politikaları etnik köken ve kimlik sorunlarından kurtarmak, olayları ve çözümleri evrensel demokrasi ve insan hakları bağlamında ele almak gerektiği açıktır.

Oysa AKP iktidarı ve onun lideri, tam tersine, bir yandan genel demokrasi ve insan hakları bağlamında geri adımlar atarken, öte yandan etnik köken, din, mezhep vurgularına, hem genel siyaset hem de terörle mücadele açısından özel bir önem vermiştir.

Bu vurgu o kadar yaygın ve belirgindir ki, muhalefete karşı söylemlerde, toplumsal projelerin hayata geçirilmesinde genel siyasete tümüyle egemen olurken, son Suriye krizinde sınırlarımızı da aşmış, uluslararası düzeye dahi taşınmıştır.

Ayrıca sorunun çözümü için yine evrensel demokrasiye ve insan haklarına değil, din faktörüne başvurulmuş, Sünni İslam'ın birleştiriciliği öne çıkarılmış, üstelik Kürtlerin din ve mezhepleri Zerdüştlük tartışmalarına kadar indirgenmiştir.

2) Türkiye'yi yöneten mutlak AKP iktidarı, sorunun çözümü için radikal önlemleri uygulamaya koyduğunu iddia ettiği andan itibaren, politikalarını çok sık değiştirmiş, üstelik her değişen ve birbirine zıt nitelik taşıyan politikalarını eleştirenleri "AKP karşıtlığı", "hainlik" gibi sıfatlarla damgalamaktan çekinmemiştir.

Bu senaryo önce "Kürt Açılımı" denilen atılım çerçevesinde uygulamaya konmuş...

Buna karşı çıkanlar "AKP karşıtlığı", "hainlik" gibi sıfatlarla suçlanmış...

Bu yanlış açılım zaten baştan belli olan fiyasko ile sonuçlanınca, yeniden tutuklamalara ve güvenlikçi politikalara geri dönülmüş...

Bu kez de bu politikalara karşı çıkanlara aynı suçlamalar yöneltilmiştir.

Bu durum AKP iktidarının sorun çözme yeteneği ve samimiyeti konusunda hem kendi kamuoyunda hem de karşı tarafın kamuoyunda büyük bir güvensizlik yaratmıştır.

3) Türkiye'nin, hem sorunun geneli hem de özel bir görüntüsü olan terör konusunda çözüm için kullanacağı en önemli iki kurum, silahlı kuvvetler ile adalet, büyük bir erozyona uğratılmış, bu durum uzun dönemli kılıcı çözüm beklentilerini büyük ölçüde yok etmiştir:

Bu konuda iki örnek yeter sanıyorum:

Habur'da devlet tarafından karşılanan ve aralarında Kandil dağından inenlerin de bulunduğu grup, kendi ifadelerine rağmen, büyük bir gösteriye dönüşen bir biçimde serbest bırakılmış, bir süre sonra ise aralarında seçilmiş belediye başkanlarının da bulunduğu sayısız politikacı, ve hatta Büşra Ersanlı gibi bir profesör, tutuklanarak hapse atılmıştır.

İkinci örnek ise terörle mücadele için AKP tarafından kurulmuş olan Özel Yetkili Mahkemelerden verilebilir:

Terörle mücadele için kurulan bu mahkemeler, terörle mücadele eden silahlı kuvvetlerin, bizzat iktidar tarafından atanan ve yıllarca birlikte çalıştıkları genelkurmay başkanı da dahil olmak üzere pek çok komutanını terör örgütü üyesi olmak suçlamasıyla tutuklayarak hapse atmıştır.

4) Mutlak AKP iktidarı, sorunun ve onun bir görüntüsü ama çok önemli bir parçası da olan terör sorununun çözümünde, bir büyük dış gücün ABD'nin denetim ve yönetimine girmiş bir görüntü içindedir.

Bu görüntü, hem sorunun genelinin çözümünde, hem de kaynağı sınırlarımızı aşan terör sorunuyla mücadelede çok önemli bir sınırlama ve kısıtlama getirmiştir.

Irak, Kuzey Irak, Kandil, Suriye krizleri de bu sınırlama ve kısıtlamaların konusu olurken, hem sorunun genelini çözmekte hem de terörü önlemekte Türkiye'nin anlamlı adımlar atmasını engellemektedir.

* * *

Elbette Türkiye'nin sorunu, ne yalnızca on yıllık AKP iktidarının sorunudur, ne de sadece teröre indirgenebilir.

Ama madem somut olaylara eğildik, buna son on yılda Türkiye'yi demir bir pençe ile yöneten AKP iktidarı ile başlamak uygun olur diye düşündüm.

Gerisi haftaya.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 2 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional