Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

BİR SORUN NASIL ÇÖZÜLÜR?
 

İki taraf arasında bir sorun var...

Sorun büyümüş, müzminleşmiş, işin içine kaba kuvvet ve şiddet hatta terör karışmış...

Bu kavgayı nasıl bitirir, bu sorunu nasıl çözersiniz?

Her kavganın, her sorunun çözümünün üç tane klasik yöntemi vardır:

  1. Sorunu ortadan kaldırmak.
     
  2. Taraflardan birini ortadan kaldırmak.
     
  3. Daha büyük bir otoritenin iradesini hakim kılmak.

* * *

En kalıcı çözüm birincisi, yani sorunu ortadan kaldırmaktır.

Sorunu ortadan kaldırmak, hiç kuşkusuz taraflar arasındaki ihtilaf konusunu ya da konularını çözüme bağlamakla olanaklıdır.

Burada kritik olan nokta, çözümün her iki tarafça da kabul edilmesidir.

Oysa, başlamış, büyümüş, müzminleşmiş, şiddete, teröre başvurulmuş sorunların, her iki tarafın da onaylayacağı bir çözüme kavuşturulması hiç de kolay değildir:

Çünkü zaten adil ve tarafları memnun edecek mantıklı bir çözüm olanaklı olsaydı, en başta sorun çıkmaz, çıktıysa da büyümez, büyüdüyse de şiddete başvurulmazdı..

Böyle kavgalarda taraflar genellikle kendilerinin haklı olduğunu, karşı tarafın haksız, adaletsiz, mantıksız davrandığı öne sürer...

İşin içine bir de şiddet ve terör karışınca, sorun iyice karmaşıklaşır...

Artık sorunun kendisinden çok, şiddet yöntemleri ve bunların sonuçları tartışılmaya başlanır.

Hiç kuşkusuz, bir sorunu ortadan kaldırmak, yani her iki tarafın da kabul edeceği kalıcı bir çözüm üretmek, her iki tarafın da onayına bağlı olduğu için, başvurulacak tek ve biricik yöntem karşılıklı etkileşim, ortak bir temel aranması, müzakere, pazarlık ve benzeri yollardır.

* * *

İkinci çözüm, yani taraflardan birini ortadan kaldırmak, sorunu geçici olarak çözer....

Ama sorun eğer yapısal nedenlerden kaynaklanıyorsa, er veya geç yeni bir "karşı taraf" mutlaka ortaya çıkacaktır!

Üstelik zaten şiddet ve terör yollarına sapmış bir sorun söz konusu ise, taraflardan birini yok edilmesi çok zor, çok sancılı ve çok acılı bir süreci kapsar, maliyeti çok büyük olur.

Elbette "taraflardan birinin yok edilmesi" onun tümüyle ortadan kaldırılmasını gerektirmeyebilir:

Bir insanın, bir ailenin, bir aşiretin eğitilmesi, bir örgüt yapısının veya bir devlet yapısının değiştirilmesi, onu "çatışma tarafı" olmaktan çıkarabilir.

Ama dediğim gibi sorun yapısal bir nitelik taşıyorsa, değiştirilenin yerine ilerde yeni örgütler, yeni devlet yapıları ortaya çıkabilir ve sorun devam eder.

* * *

Üçüncü çözüm, yani daha büyük ve güçlü bir otoritenin iradesinin egemen kılınması, bir sorun açısından en geçici sonuç veren yöntemdir:

Çünkü egemen irade, fikir değiştirdiği, zayıfladığı ya da ortadan kalktığı zaman sorun derhal bütün şiddetiyle yeniden belirir.

Aile içindeki sorunlarda, anne ya da baba, ulusal sınırların içindeki sorunlarda devlet, uluslararası sorunlarda ise Birleşmiş Milletler, NATO gibi uluslararası kuruluşlar veya ABD, Rusya, Çin gibi büyük devletler böyle bir rol üstlenebilir.

Bu tabii, en geçici çözümdür, çünkü bu tür müdahaleler ancak ivedi durumlarda geçici çözümler üretebilir...

Ve üstelik bu arada yepyeni bambaşka ve çok daha ciddi sorunlar yaratabilir...

Böylece "kaş yapayım derken göz çıkarılır"!

* * *

Keşke ulusal ve uluslararası sorunların çözümü bu yazıda özetlenenler kadar basit olsaydı...

Ne yazık ki bu özet ilkeler çerçevesinde pek çok karmaşık durum, pek çok seçenek ortaya çıkmaktadır:

Sorunlar tek değildir, iç içe geçmiştir...

Sorunların tanımı üzerinde bile anlaşma yoktur...

Ulusal sorunlarla, bölge sorunları, uluslararası sorunlar iç içe geçmiş olabilir...

Sorunların temelinde, "aidiyet" yani kimlik gibi yok edilmesi olanaksız bir iddia yatıyor olabilir...

Taraflardan biri amaç olarak "karşı tarafın ortadan kaldırılmasını" amaçlıyor olabilir...

Sonuç olarak, somut gerçekler, soyut ilkelerin berraklığını bulandırıyor ve çözümleri çok zorlaştırıyor olabilir.

Yarın, bu yazıdaki soyut ilkeleri, ülkemizin somut gerçekleri açısından irdelemeye çalışacağım.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 2 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional