Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

ÖZKÖK'ÜN TANIKLIĞI VE ÇOK AMA ÇOK VAHİM BİR DURUM
 

Bütün medya, haklı olarak, eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün Silivri'deki ifadelerine odaklandı...

Ama yorumlar şaşırtıcı derecede farklı, hatta taban tabana zıt:

Kimi yorumcular bu ifadenin davaların haklılığını ortaya koyduğunu, kimileri ise, tam tersine, davaları tümüyle çökerttiğini söylüyor!

Bu durumda mahkemenin yorumu ve takdiri çok önem kazanıyor.

Bu nedenle bugün mahkemenin tarafsızlığına bakmak istiyorum; önce tarafsızlık ilkesini mercek altına alarak.

* * *

Tarafsızlık kavramının altında esas olarak üç ana kabul yatmaktadır:

  1. Çıkarları çatışan veya birbirleriyle anlaşamayan ya da suçlayan ve suçlanan taraflar arasında, herhangi birinden yana veya birine karşı tavırlı, önyargılı olmamak.
     
  2. Nesnel gerçekleri tam olarak bütün yönleriyle görmek ve ona göre davranmak.
     
  3. Bir karar verilecekse, o kararın önceden saptanmış yasa ve kurallara ve geçerli evrensel ahlâk normlarına uygun olmasını sağlamak.

Bu anlamda, örneğin tarafsız bir futbol hakemi:

  1. Maçtaki takımlar arasında birinden yana veya birine karşı önyargılı davranmamalıdır.
     
  2. Kararlarını nesnel olaylara göre vermelidir.
     
  3. Bu kararlar belirlenmiş kurallara uygun olmalıdır.

Bir futbol hakemi, maç yapan takımlar karşısında tarafsız, ama esas olarak nesnel gerçeklerden ve kurallardan yana taraflıdır!

Aynı mantığı yargıçlar için de işletebiliriz:

  1. Bir yargıç, yargıladığı kişiler ya da kurumlar karşısında lehte veya aleyhte bir önyargıya sahip olmamalıdır.
     
  2. Vereceği kararlar nesnel olarak gerçekliği saptanmış, gerçeği bütün yönleriyle yansıtan somut delillere, gözlemlere ve ifadelere dayanmalıdır.
     
  3. Vereceği kararlar mevcut uluslararası anlaşmalara, anayasaya ve yasalara uygun olmalıdır.

Bu anlamda bir yargıç, ya da yargıçlar heyeti, yargıladığı kişiler ve kurumlar karşısında tarafsız, ama, uluslararası anlaşmalardan, anayasadan, yasalardan, evrensel insan haklarından, özetle adaletten yana taraflıdır!

* * *

Şu anda artık varlıklarına son verilmiş ama ellerindeki davalar bitene kadar işlevlerine devam edecek olan Özel Yetkili Mahkemeler açısından, Silivri'deki durum nedir?

Burada ne kamuoyu vicdanından, ne deliller ve tanıklar hakkındaki eleştirilerden, ne de uygulanan usul kurallarının adil olup olmadığından, kısıtlanan savunma hakkından söz edeceğim...

Sadece ve sadece, AKP iktidarının 2010 referandumu sonrasında oluşturduğu Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun, Özel Yetkili Mahkemelerdeki yargıç ve savcıları atamakla yetkili olan Birinci Daire'nin Başkanı İbrahim Okur'un bir demecine işaret edeceğim:

İbrahim Okur, Cumhuriyet'in Ankara Temsilcisi Utku Çakırözer'e verdiği demeçte bakın ne diyor:

"1. Halkta artık 'ÖYM'lere ve özellikle de İstanbul ÖYM'lerine giden mutlaka tutuklanır' algısı doğdu.

2. Tutuklulukların uzun sürdüğü inancı çok yaygın.

3. Bazı dini grupların mahkemeler üzerinde etkin olduğu iddiası da yoğun biçimde speküle ediliyor."

"ÖYM savcı ve hâkimlerinin ruh halini, basketbol ya da voleybol maçında başlamadan önce saha ortasında kafa kafaya vererek galibiyet kararlılığı sergileyen sporcuların ruh haline benzetiyorum ben. Bu psikolojinin de etkisiyle kendilerine eleştiri getiren herkesi, mesela beni, gerçekleri görmemekle suçluyorlar."

Okur bu demecinde başka şeyler de söylüyor ve bu mahkemelerin kendince olumlu yönlerine de işaret ediyor; sevgili okurlarımı yanıltmamak için bunu da belirtmeliyim.

Ama çok çarpıcı olan şu satırları bir kez daha vurgulayalım:

"ÖYM savcı ve hâkimlerinin ruh halini, basketbol ya da voleybol maçında başlamadan önce saha ortasında kafa kafaya vererek galibiyet kararlılığı sergileyen sporcuların ruh haline benzetiyorum ben."

Ünlü doktorları, profesörleri, rektörleri, yazarları, gazetecileri, politikacıları, generalleri, eski genelkurmay başkanını bu "ruh hali", bu "psikoloji", tutuklu olarak, yıllarca hapiste tutarak yargılıyor demek...

Futbol dilinde söylersek, hakem heyeti, ağızlarında düdükler, sürekli ara kararlar da vererek, takımlardan biri lehine top kovalıyor sahada!

Özkök ne demiş olursa olsun, Okur'un saptadığı bu durum, sadece yargılananlar açısından değil, ülkemizdeki demokrasi ve insan hakları, özellikle de adalet açısından çok ama çok vahimdir!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 15 Nisan 2019

Valid HTML 4.01 Transitional