Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

CHP, SİSYPHOS'LAŞIRKEN...
 

Yunan Mitolojisi'nin en çok bilinen, edebiyatta ve günlük yaşamda en çok kullanılan efsanelerinden biri Sisyphos'un öyküsüdür:

Gerek insanlığın hallerini gerekse pek çok olayı anlatırken "Sisyphos gibi..." denir.

Efsane aslında Yunan Mitolojisindeki bütün öyküler gibi değişik biçimlerde anlatılır ama esası değişmez:

Kral Sisyphos, Tanrıların Tanrısı Zeus'u, yine bir kadın ve çapkınlık serüveninden dolayı kızdırmıştır.

Üstelik bununla da yetinmez, Yeraltı Tanrısı Hades'i de, kendini almaya gelen Ölümü aldatıp hapsederek ve insanların öbür dünyaya gitmesini engelleyerek kızdırır.

Yakalanır ve sonsuza bir cezaya çarptırılır:

Büyük bir kayayı, ulu bir dağın tepesine kadar ite ite, (çizimlere göre yuvarlaya yuvarlaya) kan ter içinde çıkaracak ama zirveye varmasına bir parmak kala kaya geri düşecek ve Sisyphos onu yeniden yukarı çıkarmaya çalışacaktır...

Ve en önemlisi bu ceza, yani bu çaba, sonsuza kadar sürecektir!

Bu efsaneyi günlük yaşamda, sanat ve edebiyatta ölümsüz kılan işte verdiği bu mesajdır:

Sisyphos, aynı hedefe varmak, bu hedefin önündeki güçlükleri yenmek için, büyük bir çabanın gösterilmesini, hedefe ulaşıldığı anda, yeniden başa dönülmesini ve böylece bu büyük çabanın, sonsuza kadar tekrarlanarak sürmesini simgeler...

Aynen Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran kadroların oluşturduğu CHP'nin "Demokrasi ve Özgürlükler" savaşı gibi!

* * *

Sisyphos efsanesi, pek çok sanatçı, yazar ve düşünür gibi ünlü egzistansiyalist yazar Albert Camus'ye de ilham kaynağı olmuştur:

Le Mythe de Sisyphe adlı denemesinde insanlığın çabalarının hem anlamsızlığını, hem de insan iradesinin tanrılarla çatıştığında bile yenilmezliğini işaret eder.

Nitekim bu efsanenin bu denli yaygın kullanılmasının sırrı da bu çelişik mesajdadır:

Bir yandan pek çok çabanın boşuna olduğunu, yaşamın anlamsızlığını vurgularken, öte yandan insan iradesinin gücünü, yenilmezliğini ve kadere karşı direnişini simgeler!

* * *

Kurultay öncesinde, sırasında ve sonrasında CHP hakkında yazarken birdenbire aklıma bu efsane gelmişti.

Özellikle Kurultay'da oybirliğiyle kabul edilen "Demokrasi ve Özgürlükler" bildirisini okurken ve size aktarırken birden bire bir "de ja vu", "Biz kaçıncı kez aynı filmi görüyoruz!" duygusuna kapılmıştım...

Bu nedenle de CHP'nin, Cumhuriyeti kuran, Çok Partili Düzen'e geçen, Demokrat Parti'nin diktatörleşme eğilimlerine karşı "İlk Hedefler Beyannamesini" yayınlayan, "Ortanın Solu" hareketini başlatan, 12 Eylül sonrasında Sosyal Demokratları birleştirmeye çalışan parti olduğunu vurgulamıştım.

Dün Ali Sirmen'in bir Sosyoloji Dersi niteliğindeki enfes yazısını okurken bugün artık bu efsaneyi siz değerli okurlarıma aktarmaya kesin karar verdim.

Bakın Ali Sirmen CHP'yi ve Türkiye'yi irdelediği yazısını nasıl bitiriyor:

"Azgelişmişliği, gelişmişlikten ayıran en büyük farklardan biri de buradadır.

Farklılık birinin sorunlu, öbürünün sorunsuz olmasından kaynaklanmaz.

Ama gelişmiş toplum sürekli yeni sorunlarla baş etmeye çalışırken, azgelişmiş hep aynı sorunlarla cebelleşip durur.

17 Temmuz günü Arena Salonu'nda CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun aşağıdaki sözlerini dinlerken, elimde olmadan aklımdan bunlar geçti: '...Üretimi değil, tüketimi önceleyen bir politika izliyoruz.

Unutulmaması gereken bir gerçek şudur:

Bilgi toplumunun, bilgi ekonomisinin ışık kaynağı üniversitelerdir, eğitim kurumlarıdır.

Özerk olmayan bir üniversite özgür olmayan bir bilim insanı bilgi üretemez.

Bunun içindir ki, üniversiteleri özerk, bilim insanını özgür kılmalıyız....'

Güldüm, aklıma ancak gazetelerden izlediğim elli yıl önceki hatta daha da eski CHP kurultayları geldi.

Oralarda da İsmet İnönü üniversite özerkliğinden söz ederdi.

Aradan elli yıl hatta daha fazla geçti, insanlar gitti, yenileri geldi, hâlâ aynı sorunlarla debeleniyoruz.

Bütün bu süre zarfında dünya Türkiye için boşa dönmüş demek ki.

Gülelim mi, ağlayalım mı?..."

* * *

"Demokrasi ve özürlükler" yolunda Sisyphoslaşan CHP neyi simgeliyor?

Siyasetin ve bu çabaların anlamsızlığını mı...

Yoksa insan iradesinin, özgürlük savaşındaki yenilmezliğini mi?

Bu sorunun Türkiye'deki yanıtını seçmeler verecek!

Onun için, "Demokrasi ve Özgürlükler" adına çalışmak zamanıdır...

Hepimiz birer Sisyphos'a dönüşsek bile!

Son paragraf, bana "Yazıyorsun, yazıyorsun, konuşuyorsun, konuşuyorsun da ne oluyor?" diye soranlara da yanıtımdır!)


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 22 Nisan 2019

Valid HTML 4.01 Transitional