Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

19 MAYIS 2012'DE BAŞKANLIK SİSTEMİ TARTIŞMALARI
 

19 Mayıs 1919:

Birinci Dünya Savaşı bitmiş...

Tarım Dönemi son buluyor...

Endüstri Dönemi egemenliğini ilan etmiş!

Din-tarım imparatorlukları tasfiye ediliyor...

Tarım Dönemi'nin dünya güçlerinden biri olan Osmanlı İmparatorluğu tarihin derinliklerine gömülüyor:

Çünkü Endüstri Dönemi'ni algılayamamış...

Avrasya'nın egemeni olarak rehavet içinde, Yeni Dünya'nın keşfini değerlendirememiş...

Batı'nın yepyeni bir teknolojik yapı içinde geliştiğini, bu gelişmenin arkasında yatan temel ögeleri anlayamamış...

Sonuçları görünce, güç ve toprak yitirmeye başlayınca aklı başına gelir gibi olmuş, ama tam da ayılamamış...

Dünyayı, toplumu değerlendirememiş, teknolojik ve ekonomik gelişmeyi izleyememiş, çareyi borç almakta, boyun eğmekte, taklit etmekte aramış...

Ve iflas etmiş.

Önce ekonomik ve mali egemenliğini yitirmiş...

Daha sonra da siyasal egemenliğini!

1854'de, Kırım Savaşı dolayısıyla aldığı ilk dış borçla boynuna tasmayı geçirmiş...

Düyunu Umumiye'nin ilanı olan 1881'den Birinci Dünya Savaşı'nın sonuna kadar, büyük devletler arasında paylaşılamadığı için, 37 yıl suni teneffüsle yaşatılmış...

Ve en sonunda, topraklarına Birinci Dünya Savaşını kazanan devletlerce el konmuş:

İngiliz, Fransız, İtalyan askerleri İstanbul'u, Anadolu'yu işgal etmiş...

Bu yetmemiş, Batı'dan taze Yunan orduları, Doğu'dan taze Ermeni güçleri saldırıya geçmiş...

Bu da yetmemiş, Kurtuluş Savaşı'na karşı Halife'nin dini liderliği ve askeri birlikleri harekete geçirilmiş...

İşte Mustafa Kemal Atatürk bu koşullarda, Kurtuluş Savaşını başlatmak yeni bir devlet kurmak, yeni bir toplum yaratmak için 19 Mayıs 1919'da Samsuna çıkmış!

Mucize benzeri iki zafer gerçekleştirerek Yirminci Yüzyıl'a damgasını vurmuş:

  1. Zaten yeterince ekonomik gücü olmayan, ordusu yenilmiş, silah ve cephanelerine el konmuş, halkı savaşlarda telef olmuş Anadolu'da, Birinci Dünya Savaşı'nın galip devletlerine, Yunan ve Ermeni ordularına, Halife'nin kuvvetlerine karşı askeri bir zafer kazanmış...
     
  2. Endüstri Devrimi'ni kaçırdığı için yok olan Osmanlı'nın kalıntıları üzerinde yeni, bağımsız ve çağdaş bir devlet kurmuş, kul olarak yaşayan insanlara çağ atlatmış, onlara vatandaşlık statüsü kazandırmış!

Ve bütün bunları yaparken önce bir Meclis kurmuş, sonra da sürekli olarak o Meclis'le birlikte çalışmış...

Savaşın en kritik anlarında, Meclis'le ihtilafa düştüğünde bile, liderliğinin meşruiyetini yine ondan almış...

Sonunda temelleri parlamenter demokrasi ilkelerine dayanan bir Cumhuriyet kurmuş.

Mucize benzeri ikinci büyük zaferi olan çağdaş bir devlet kurma atılımını ve topluma çağ atlatma projesini bu düzen içinde gerçekleştirmiş.

Bu arada başkanlık rejimine gereksinme duymamış...

Halifeliği, başkanlığı, führerliği, yoldaşlığı reddetmiş, parlamenter çerçevede, yetkileri sınırlı Cumhurbaşkanı olmuş.

"Kişiye özel" dikilecek olsa, "Başkanlık elbisesi" en çok Mustafa Kemal Atatürk'e yakışırdı.

İstememiş...

"Kişiye özel" temeller üzerinde devlet yönetilemeyeceğini bildiği için...

Halkına, meclisine, partisine, arkadaşlarına ve en önemlisi, kendine güvendiği için.

Bilmem anlatabiliyor muyum!

Not: Yarın Bakırköy Marmara Forum'da 14-16, Esenyurt Akbatı'da 17-19 saatleri arasında Remzi Kitabevi'nde kitap imzalayacağım.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 19 Ağustos 2019

Valid HTML 4.01 Transitional