Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

DÜNKÜ YAZIMIN SON CÜMLESİ...
 

Vicdanlı, bilinçli bir köşe yazarı, asla yazdıklarından ve yazacaklarından kurtulamaz:

Ne yazdım...

Nasıl yazdım...

Kimseye haksızlık ettim mi...

Gerçekleri tam görebildim mi...

Düşüncelerimi tam aktarabildim mi...

Ya da:

Ne yazacağım...

Nasıl yazacağım...

Daha açık seçik yazabilir miyim...

Veya:

Okurların duygu ve düşüncelerine ters olan, ama doğru olduğuna inandığım duygu ve düşünceleri nasıl yazdım, nasıl yazacağım...

Ve Türkiye'de:

Yazdığım ya da yazacağım yazıdan dolayı kim, nasıl, neden alınır, kızar, üzerime gelir...

Küfür ve hakaret işitir miyim...

Hakkımda soruşturma açılır, ceza alır, tazminat öder, içeri atılır mıyım?

* * *

Dünkü yazımı yazdığımdan beri son cümlesi aklımdan çıkmıyor:

"Sapık davalarında işleyen adli kontrol sistemi, gençlerde ve siyasal davalardaki tutuklularda işlemez mi?"

Bu soruyu sormama neden olan olay, üniversiteli genç kızlara teşhircilik yaparken suçüstü yakalanan bir adamın "Adli kontrol" sistemi ile takip edilmek üzere serbest bırakılmış olmasıydı.

Şimdiye kadar karakola gidip imza vermek suretiyle işleyen adli kontrol sistemi, kadına yönelik şiddeti önlemeye yönelik yasa ile elektronik kelepçe ile de uygulamaya sokuldu.

Teşhircilik yapan sanığın hangi sistemle "Adli takipte" olduğunu bilmiyorum...

Muhtemelen yeni elektronik kelepçe sisteminin alt yapısı hazır olmadığı için, en azından bir süre eski yönteme tabi olacaktır.

Ama bu olay, elektronik kelepçe uygulamasıyla daha da geliştirilen "Adli kontrol" sisteminin başka nerelerde kullanılabileceği konusunda çeşitli olasılıkları aklıma getirdi.

Biliyorum şimdi soracağım sorular pek çok okura, hukukçuya ve Silivri davalarında veya benzer davalarda yargılananlarla, avukatlarına çok safça gelecektir...

Gerçekten de, hemen hemen bütün tahliye taleplerinin adeta matbu gerekçelerle reddedildiği, tutukluluk sürelerinin yıllarca sürdüğü ve cezalandırmaya dönüştüğü bir süreçte bu soruların bir anlamı olmayacaktır belki de...

Ama olsun ben yine de soracağım:

Şu anda tutuklu yargılanan öğrenciler bu sistemden yararlandırılarak bu gençlere eğitimlerini sürdürme olanağı verilemez mi...

Acaba elektronik kelepçe ile, Prof. Mehmet Haberal'ın hayat kurtardığı ameliyathanesine dönmesi ve insanlığa hizmetine devamı sağlanamaz mı...

Prof. Fatih Hilmioğlu'nun hastalarına şifa dağıtması olanaklı kılınamaz mı...

Tutuklu bulunan sekiz milletvekilinin Meclis çalışmalarına katılması temin edilemez mi...

Tutuklu yargılanan muvazzaf subayların vatan görevlerine dönmeleri sağlanamaz mı...

Yargılama sürecinde tutukluluk süresi belli bir zamanı aşan bütün sanıklar bu sistemden yararlanamaz mı?

* * *

Sevgili içerdeki ve dışardaki okurlarım unutmayınız, her değişim soru sormakla başlar...

Bu sorular, size saçma da gelse, her uygar ülkede her uygar insanın sorması gereken sorulardır!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 2 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional