Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

FRANSA VE TÜRKİYE, DEMOKRASİ VE DEMAGOJİ
 

Fransa, Türkiye, Demokrasi ve Demagoji arasında dörtlü bir permütasyon ilişkisi var.

Sarkozy'nin girişimiyle başlatılan, Ermeni soykırımını bir gerçek olarak kabul eden ve bunun inkarını cezalandırarak bilim, araştırma ve düşünce özgürlüklerini yok eden yasa girişimini düşünürken, bu dörtlü arasındaki ilişkilerin ilginç çizgisi dikkatimi çekti:

Çünkü bu çizgi, tarihin, bilimin, dostluğun, demokratik mücadelenin, insanlığın imbiklerinden süzülmüş ilişkileri taşıdığı gibi...

Aynı zamanda...

Günümüzün gerçekleri olarak ortaya çıkan kalabalıkların yıkıcı gücünün, demokrasinin iktidar adına çarpıtılmasının, çıkarcılığın idealizmin önüne geçmesinin, kısacası yozlaşmanın da özelliklerini yansıtıyor.

Galiba diyalektiğin en önemli kurallarından biri olan "zıtların birlikteliği" böyle bir şey:

Sadece bir olay, bir varlık, bir süreç değil, özellikle karmaşık ilişkiler, tarihsel oluşumlar ve elbette siyasal rejimler ve oluşumlar "zıtların birlikteliğini" bilmeden anlaşılamıyor ve çözümlenemiyor.

Bakın bu dörtlü arasındaki karmaşık ve çelişkili ilişkiler ne denli şaşırtıcı.

* * *

Türkiye Osmanlı'dan beri siyasal rejim modeli olarak Batı Demokrasilerinden, özellikle de Fransa'dan etkilendi.

Bu etkilenme, demokrasinin ön koşulu olan laiklik ilkesinin ve idare Hukuku'nun Fransa'dan esinlenerek oluşturulmasına yol açacak kadar derin oldu.

Türkiye'deki bütün özgürlük ve demokrasi tartışmalarında, Fransa bir "özgürlük modeli" olarak ele alındı, örnekler verildi ve Fransız standartlarına erişilmeye çalışıldı.

Bu anlamda "Türkiye demokrasi ve insan hakları konusunda Fransa'yı örnek aldı" demek çok da abartma olmaz.

Şimdi aynı Fransa, Türkiye'ye, kalabalıkların duygularını istismar ederek demokrasinin nasıl yozlaştırılacağının örneğini veriyor...

Yani bir demagoji örneği!

(Çünkü "demagoji"nin tanımı, genellikle sanıldığı gibi sözcük ve mantık oyunları yapmak değil, "geniş kitlelerin duygularını okşayarak, onları aldatmak" anlamına gelir.)

Bu garip ve ters demokrasi-demagoji etkileşimi sürecinde, daha da ters bir şey var:

Türkiye çok Partili Demokrasi'ye geçtiğinden beri iktidara gelen sağ partiler, kendilerine oy veren muhafazakâr kitlelerin din duygularını istismar ederek demokrasinin temel kurum ve kurallarını zedelediler ve zedelemeye devam ediyorlar!

Demokrasiyi korumak isteyenler ise genellikle Batı Demokrasilerinin kurum ve kurallarından, anayasa mahkemesi uygulamalarından, özellikle de Fransa örneğinden güç ve destek aldılar.

Şimdi ise tam tersi bir süreç yaşanıyor:

Sarkozy, hem Fransa'nın övündüğü hem de Türkiye'nin örnek aldığı demokrasiyi, Türkiye'de çok kullanılan bir yozlaştırma yöntemi ile, kalabalıkların duygularını okşayarak, yani demagoji yaparak iktidarını sürdürmek adına, zedeliyor.

Türkiye'nin tepkileri malûm:

Sadece Ermeni olayına dönük ve sığ bir yaklaşım...

Kimse "Tarih tarihçilere bırakılmalıdır" klişesinin dışında bir yaklaşım sergilemiyor.

Oysa Fransa'da oluşan tepkiler, elbette Türkiye'nin sorunu olarak da konuya yaklaşıyor ama temelde daha kuramsal ve ideolojik bir demokrasi tartışması var:

Demokrasinin, özgürlüklerin korunması -ve bu arada Türkiye'ye yapılacak haksızlığın da engellenmesi- için umut Fransız Anayasa Konseyi'nde...

Fransız Meclisi'nin aldığı karar, iptal edilmesi için Anayasa Konseyi'ne götürülmeye çalışılıyor...

Yani "seçilmişlerin" aldığı bir karar, demokrasiye aykırı olduğu gerekçesiyle, anayasayı koruyan "yargıçlar" tarafından iptal ettirilmeye çalışılacak!

Ve Fransa'nın demokratları, Sarkozy'nin demokrasiyi zedeleyen tavrına karşı bu seçeneği kullanmaya hazırlanıyor.

Şimdi Fransa'nın önünde iki seçenek var:

Ya Meclis'in kararı yürürlüğe girecek ve Türkiye'ye de örnek olan demokrasisi zedelenecek...

Veya Anayasa Konseyi bu yasayı iptal edecek ve Fransa'da demokrasi korunacak!

Yıllardır demokrasisini demagojik yöntemlerle yozlaştıran Türkiye'nin, Fransa'da "yargıçların anayasa denetimine" bel bağlaması tarihin ironik oyunlarından biri...

Ama aynı zamanda bütün politikacılara da bir ders niteliği taşıyor!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 10 Haziran 2019

Valid HTML 4.01 Transitional