Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

GARİP BİR GAZETE, GARİP BİR MAKALE
 

Türkiye'de artık kimse şaşırmasa da garip işler olmaya devam ediyor.

Garip bir gazete de çıkmaya başladı:

Türkiye Gazeteciler Sendikası öncülüğünde çıkarılan "Tutuklu Gazete".

"Tutuklu Gazete"nin ikinci sayısı 10 Ocak 2011'de "Çalışan Gazeteciler Günü"nde "Terörist Değil Gazeteciyiz" manşetiyle yayınlandı.

27 Mayıs 1960 müdahalesinden sonra, 10 Ocak 1961 günü, basın çalışanları için 212 sayılı yasa çıkarılmış ve gazeteciler çağdaş haklara ve güvencelere kavuşturulmuştu.

O günden bu yana, bu haklar ve güvenceler çeşitli biçimlerde ve çeşitli uygulamalarla sınırlanmış olmakla birlikte yine de 212 sayılı yasa hâlâ yürürlükte ve medya çalışanlarının haklarını korumakta.

"Tutuklu Gazete"nin ilk sayısı da sansürün kaldırılışının 103'üncü yılında 24 Temmuz 2011 tarihinde "Sansüre Direniş" manşetiyle çıkmıştı.

Dağa çıkan İttihatçıların baskısıyla 24 Temmuz 1908'de, Meşrutiyet ilan edilince, gazete yöneticileri de sansürü reddetmişler ve Abdülhamit dönemindeki ağır sansür fiilen kalkmıştı.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti 1946 yılında Sedat Simavi tarafından kurulduğunda, 24 Temmuz bayram kabul edildi ve o zamandan beri "Basın Bayramı" olarak kutlanıyor.

Tutuklu Gazete'nin birinci sayısı çıktığında cezaevlerinde 70 dolayında gazeteci vardı.

İkinci sayı çıktığında bu sayı 100 dolayına yükselmişti.

* * *

Yazıların ve karikatürlerin tümü ilginç.

Fakat benim dikkatimi, yazanın kimliğinden dolayı, "Türkiye kendi 'baharını' bekliyor" başlıklı yazı çekti.

Yazan Coşkun Musluk, adresi Silivri 2 No'lu L Tipi Cezaevi B-9-Alt Koğuşu, İstanbul.

Coşkun Musluk genç bir akademisyen, Ortadoğu Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Araştırma Görevlisi, odatv davası bağlamında tutuklu yargılanıyor.

Tutuklu Gazete'nin ikinci sayısında yazdığı makale genç bir akademisyenin hapiste bile araştırmacı kimliğini sürdürdüğünü göstermesi bakımından bana ilginç geldi.

Yazısına "Ben gazeteci değilim. Hemen, 'Onlar gazeteci değil, terörist!' diyen hükümet yetkililerinin haklı olduğunu sanmayın sakın! Benimki, profesyonel mesleğimin gazetecilik değil, akademisyenlik olması yalnızca... Yoksa sözcüğün sözlüklerdeki anlamıyla alınacak olursa, gazete türünden yayınlara yazı yazan biri olarak, ben de 'gazeteci' sayılıyorum. Buysa, esas mesleğimin sadece bir yanını oluşturuyor.

Sözün özü, esasen, müdahil olmak ve değiştirmek arzusuyla üniversiteyi mesken tutup bırakmayanlardanım; müdahil olmak ve değiştirmek, anlayabilmekten ve anlayabilmekse, bilmekten geçiyor." diyerek başlamış.

Makalenin esası Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkileri ve Batı dünyasının Türkiye'ye bakışı.

Tutuklu olduğu için atıf yaptığı belgeleri yeniden denetleme olanağı bulunmamasına karşın, derli toplu ve bilgilendirici, tezini iyi anlatan, üstelik de yazarının tutuklu olmasına karşın iyimser bir yazı.

Yazının sonuna bir de dip not eklemiş.

Bana o da ilginç geldi:

"'Milli iradenin yargıya yansıması' sloganıyla savunulan, yüksek mahkemelere parlamento tarafından üye seçilmesi yöntemi, 'Batı ülkelerinde de uygulanıyor,' çarpıtmasıyla birlikte tedavüle sokulmuştu. Bu çarpıtmaya en hararetli biçimde başvuranlar, Batı parlamentolarında bu tür seçimlerin, bizdeki gibi 'basit çoğunluk' ile değil, 'nitelikli çoğunluk' ile yapıldığı gerçeğini ise saklamayı seçtiler. Bu yolla, meclis çoğunluğuna sahip AKP, meclis kontenjanından seçilen yüksek yargı mensuplarını da bizzat belirledi."

* * *

Her ölüm acıdır...

Her tutuklanma hüzün vericidir...

İnsanın yakınlarının ölümü ya da tutuklanması daha da çok acı ve hüzün verir...

Coşkun Musluk benim yakınım değil, kendisini tanıyorum bile...

Ama bütün yaşamını akademik çalışmaya adamış ve yaşamın anlamını bu çalışmalarda bulmuş, "yetmiş yaşında, kendini hâlâ öğrenci olarak gören" biri olarak bu genç akademisyenin durumundan, içerde bile üretme çabasından ve iyimserliğinden etkilendim...

"Bazen 'dışarıdakiler' 'içerdekilere' değil, 'içerdekiler' 'dışarıdakilere' moral veriyor" diye düşündüm!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 19 Ağustos 2019

Valid HTML 4.01 Transitional