Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

HUNTINGTON'UN TÜRKİYE VE ATATÜRK REÇETESİ Mİ UYGULANIYOR?
 

Sevgili okurlarım Huntington'a hiç yabancı değildir...

İslam Uygarlığı'nı düşman olarak ilan etmesini ve Türkiye ile Atatürk üzerine yorumlarını çok kez mercek altına aldım.

Son son günlerde politikacılar ve medya tarafından tırmandırılan "Tarihimizle Yüzleşmek" tartışmalarına ve bunların yavaş yavaş Mustafa Kemal Atatürk'e doğru yönlendirildiğine bakınca, Huntington'un Türkiye için önerdiği, Atatürk'ü hedef alan reçetesi yeniden aklıma geldi.

* * *

Önce Huntington'un görüşlerini yeniden özetleyelim:

Batı tek ve biricik nitelikli bir uygarlıktır; ona ulaşılamaz ve taklit edilemez.

Toynbee'den ödünç aldığı teze göre, uygarlıklar bir meydan okuma ile karşılaştıkları ve bununla başa çıktıkları zaman gelişir ve devam eder, yoksa gevşer ve yok olurlar.

Batı uygarlığını uyanık ve dinamik tutabilmek, gelişmeyi sürdürmesini sağlamak için, Sovyetler çöktükten sonra karşısına yeni düşmanlar bulmak gerekir; bunlar da sırasıyla İslam ve Sind (Çin) uygarlıklarıdır.

Türkiye Huntington'un "olamaz" dediği Batılılaşmayı Atatürk'ün önderliğinde ve üstelik de Müslüman bir toplumda gerçekleştirdiği, Huntington'un tezlerinin yanlışlığını gösterdiği için İslami yapıya geri döndürülmelidir.

İşte tam bu noktada Türkiye reçetesi gündeme geliyor:

Huntington'a göre, Batı uygarlığı dışındaki ülkelerin batılılaşmaya ve modernleşmeye karşı üç tepkisi oluşuyor:

Birinci tepki reddiyecilik. Hem modernleşmenin hem de batılılaşmanın yadsınması biçiminde gelişiyor. 16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar Japonya bunun klasik örneği.

İkinci tepki Kemalizm. Hem modernleşmenin hem batılılaşmanın kabul edilmesi biçiminde ortaya çıkıyor. Örnek Türkiye.

Üçüncü tepki reformculuk. Modernleşmenin kabulü fakat batılılaşmanın yadsınması biçiminde oluşuyor. Klasik örnek Mısırda Mehmet Ali Paşa, Çin'de Ch'ing hanedanının son yılları ve 1870-1920 arası Osmanlı İmparatorluğu.

Huntington bu her üç tepkinin de batı dışındaki toplumların "Batılılaşmasını" sağlayamadığını belirtiyor.

Böylece, "Ne yaparsanız yapın, bize benzeyemezsiniz, bizim dışımızda kalmaya mahkumsunuz!" mesajını veriyor.

Türkiye için, Batı uygarlığının içinde ikinci sınıf bir ülke olmaktansa, İslam uygarlığı içinde bir merkez-lider ülke olmanın daha uygun olduğunu söylüyor.

Atatürk'ün toplumu laikleştirmesinden dolayı, Osmanlının İslam uygarlığının merkez ülkesi olma rolünü Türkiye'nin devam ettiremediğini ve bu rolü, laik olduğu için, şimdi de üstlenemeyeceğini belirtiyor ve şöyle diyor:

"Batı'nın laik ve demokratik düzeninde yeterince deneyim kazanmış olan Türkiye, artık İslam aleminin lideri olabilir.

Ama bunu yapması için, Rusya'da Lenin'in reddedildiğinden daha şiddetle Atatürk'ün mirasını yadsımalıdır.

Bu ise ancak hem siyasal hem de dinsel açıdan meşruiyet sahibi olan üstelik de Atatürk kalibresinde bir lider tarafından gerçekleştirilebilir."

* * *

Ne dersiniz bu reçete önerisi, son dönemde ve özellikle de bugün ülkemizde olup bitenlere biraz ışık tutabilir mi acaba?


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 19 Ağustos 2019

Valid HTML 4.01 Transitional