Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

BİLİM KİMİN EMRİNDE?
 

Totaliter kafalı politikacılar iktidara geldiklerinde yaşamın bütün alanlarını kontrol etmek ister:

Sadece kamu alanını değil, özel alanları da kendi istedikleri gibi düzenlemek için önlemler alırlar...

Elbette kültür, sanat ve bilim de, bu sınırsız iktidar iştihasının kurbanı olur!

* * *

Totaliter iktidarların büyük bir yanılsamasıdır bu!

Çünkü doğa ve onun bir parçası olan insan, totaliter ideolojilere göre değil, kendi yapısı içinde var olabilir ancak.

Bu yapıyı belki bir noktaya kadar yönlendirebilir, esnetebilirsiniz, ama temel işleyişi kendi ideolojinize göre biçimlendiremezsiniz:

Yer çekimini dengeleyebilir ve uçabilirsiniz...

Ama yer çekimini yok edemezsiniz!

İnsan ömrünü uzatabilirsiniz...

Ama ölümsüzlüğe kavuşamazsınız!

Doğayı etkileme, ancak onun koşullarına uyduğunuz, bu koşullara göre çözümler ürettiğiniz zaman olanaklı olur.

* * *

Doğayı ve insanı kendi ideolojilerine göre biçimlendirmek isteyen totaliter rejimler başarılı olsaydı:

Naziler çiftleştirme usulüyle üstün insanı yaratabilir...

Sovyetler çevre koşullarını düzenleyerek tahıl ürünlerinin genetiği değiştirebilirdi.

* * *

Nazi Almanyası ve Sovyet Rusya, sadece bilimin kendi sınırlarını totaliter yöneticilerin suratlarına bir şamar gibi indirmesinde örnek değildir...

Totaliterliğin en üst sınırlarını zorlayan bu rejimler, aynı zamanda bütün totaliter zihniyetli iktidar sahipleri için:

İktidarlarının bir gün mutlaka, belki yarın, belki öbürgün, ama mutlaka sona ereceğinin da örnekleridir!

* * *

Hukuk düzenini değiştirerek yargıyı denetim altına alabilirsiniz...

Denetim altına aldığınız yargıyı kullanarak hem kamu yaşamını hem de özel yaşamları yeniden biçimlendirmeye yönelebilirsiniz...

Bir süre için başarılı da görünebilirsiniz...

Ama konu bilime gelince işte orada gücünüz yoktur:

Çünkü bilim sadece ve sadece nesnel gerçeklere göre işler...

İnsanlık bu nesnel gerçekleri keşfettiği ve onları çeşitli biçimlerde kullanmanın yöntemlerini bulduğu oranda başarılı olur...

Onları yok sayarak ya da çarpıtılmış algılarla sınırlarını yok etmeye çalışarak hiçbir yere varamaz!

* * *

YÖK'teki ve üniversite yönetimlerindeki kadrolaşmalar ve şimdi doçentlik jürilerinin yeniden düzenlenmesi...

Önce TÜBİTAK'ın ve şimdi de Türkiye Bilimler Akademisi TÜBA'nın özerkliğinin yok edilmesi ve siyasal iktidarın emrine sokulması...

Hemen görünür sonuçlar verecek hatalar değildir.

Kısa dönemde, sadece AKP iktidarının bilime yanlış bakışını ortaya koyar...

Ama uzun dönemde, bilimi siyasetin veya ideolojinin emrine vermek, onu yapan iktidarın da sonunu hazırlar:

Çünkü hiçbir iktidar doğanın nesnel koşullarını kendi totaliter ideolojisine göre eğip bükemez!

* * *

Siyasette, iletişimde, algı her şeydir...

Bilimde algı ise ancak nesnel gerçekliğe uygun olduğu zaman anlam, önem, güç ve işlevsellik kazanır!

Siyasette, gerçekleri çarpıtmak için uyguladığınız propaganda yöntemlerini bilimde de kullanmaya kalkarsanız, başarısızlığa doğru dolu dizgin yol almaya başlarsınız...

Ve ne yazık ki sonunda başarısızlığın bedelini sadece iktidar değil bütün toplum öder!

Bugün Atatürk'ü anarken "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" dediğini unutmayınız:

Bilim politikacının değil, politikacı bilimin emrinde olmalıdır!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 9 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional