Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

CUMHURİYET'İN 88'İNCİ YILINDA DEPREM, ANOMİ, ANARŞİ
 

Erciş depremi dolayısıyla, müzmin sorunlarımızın sadece görüntüleri tartışıyor, esas nedenlere inmiyoruz.

Esas neden, kuruluşundan 88 yıl sonra Türkiye Cumhuriyeti'nin içine düştüğü bunalımdır!

Genel süreçlere dikkat çekmek için yazdığım Salı günkü yazım şöyle bitiyordu.

"Bu terslikler, halkın adalete, medyaya ve doğal olarak bunların arkasındaki yönlendirici güç olan AKP iktidarına karşı olan güvenini sarsıyor...

Topluma demokrasi yerine "anomi" egemen oluyor.

Siz isterseniz "anomi" yerine "anarşi" de diyebilirsiniz!"

Deprem dolayısıyla bir kez daha gündeme gelen sorunlarımızın esas nedenlerini irdelemeyi Perşembe günkü yazımda da sürdürmeye çalıştım.

O yazı da şöyle bitiyordu:

"Oysa 'Demokrasi' ne devletin sopasıdır ne de halkın yağması:

'Demokrasi' halkın denetlediği bir devlet, bu devletin koyduğu kurallar ve bu kuralları koruyan güvenlik ve adalet mekanizmalarıyla işler.

Kurallar işlemez, güvenlik ve adalet mekanizmaları tarafsızlıklarını yitirirse işte o zaman ya sopa ya da yağma, veya daha kötüsü ikisi birden egemen olur!"

* * *

Salı günkü yazımdaki "Anarşi" terimini günlük genel konuşmadaki çarpıtılmış biçimiyle, "kuralsızlık" anlamında kullanıyordum.

Bunun üzerine pek çok okurumdan "Anomi" ve "Anarşi" üzerine mektup aldım.

Bir bölümü bu terimlerin açıklanmasını isterken bir başka bölümü de "Anarşi" terimini felsefî ve kuramsal anlamının dışında kullandığımı vurgulayarak eleştiriyordu.

Örneğin okurlarımdan biri yolladığı mektupta şöyle diyordu:

"Kabaca, otoritedeki kokuşmanın toplumun her türlü beklentisi ile birlikte ahlakını da elinden alma etkisine anomi, bu kokuşmuş otoriteden tamamen kurtulmuş sisteme anarşi diyoruz."

* * *

Felsefî ve siyasal anlamda, topluma "anarşist yaklaşım", insanın temel olarak iyi olduğu, iyi doğduğu, kötülüklerin ise devlet yönetimi dolayısıyla ortaya çıktığı sayıltısına, kabulüne dayanır.

Dolayısıyla da insanı doğal iyiliğinden yoksun kılan devletin ortadan kaldırılması gerektiğine inanır.

Bu inanca göre harekete geçen eylemci "Anarşistler" devlete karşı tavır koyarlar.

Öte yandan bir toplumbilim terimi olan "Anomi", doğrudan doğruya "bir toplumda hızlı değişmeden dolayı oluşan kuralsızlık durumudur".

Hızlı değişme zamanlarında kültürel değerler ile insan ilişkileri farklı hızlarda değiştikleri için birbirinden kopar...

İnsanlar, inançları ile, başka kişilere karşı yapmaları gereken davranışlar arasında çelişkiler yaşar.

Toplumsal Değişme Kuramları ve Türkiye Gerçeği adlı kitabımda, Durkheim, Weber ve Merton adlı toplumbilimcilere dayalı olarak uzun uzun açıkladığım "Anomi" durumunun göstergeleri şöyledir:

  1. Toplum liderlere karşı güvenini yitirmiştir.
     
  2. İnsanlar başarılı olma yollarının tıkalı olduğunu düşünürler.
     
  3. Yaşam hedeflerinin gelişme yerine gerileme sürecinde olduğuna inanılır.
     
  4. Kişilere bir boşluk ve hiçlik duygusu egemendir.
     
  5. İnsanlar toplumsal ve psikolojik destek için kişisel ilişkilerine güvenemezler.

* * *

Gerek Salı gerekse Perşembe günkü yazılarımda, Erciş depremi dolayısıyla tartışmaya başladığımız "organizasyon eksikliği", "yağmacılık" "kayırmacılık", "hırsız müteahhitler", "sorumsuz belediyeler", "deprem vergileri", "plansızlık" gibi sorunların aslında, gerek terör, gerekse Ankara'da ve Silivri'de farklı ve hatta birbirine zıt ilkeler çerçevesinde işleyen adalet mekanizması meselesi gibi sorunlardan bağımsız düşünülemeyeceğini anlatmaya çalışıyordum:

Olayın temelinde Cumhuriyetimizin hedeflediği "Demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti" anlayışının, çıkarcılığa ve kaba kuvvete dayanan bir biçimde çarpıtılması var...

Bu çıkarcı ve kaba kuvvete dayalı çarpıtmanın sorumlusu da hem devlet, yani iktidar, hem halk, hem de bu ikisi arasındaki ilişkilerdir...

Van'daki depremzede de, teröre verilen şehit de, Silivri'deki adaletzede de aynı çarpıtmanın kurbanlarıdır.

Bu nedenle de siz bu soruna ister "anomi" deyin ister "anarşi", çözüm, Cumhuriyetimizin seksensekizinci yılında hâlâ, "Demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti" yapısının işletilmesinde ve güçlendirilmesindedir.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 22 Nisan 2019

Valid HTML 4.01 Transitional