Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

ABD'NİN SİYASAL İSLAMLA TEHLİKELİ DANSI-SON
 

Bir öncekini sekizinci olarak kabul ederseniz, bu yazı dokuzuncu ve son yazım.

Bu yazıda son derece güncel olan Başbakan'ın Mısır, Tunus ve Libya gezisi bağlamında Türkiye'ye bu dansta biçilen primadonna ballerina rolüne değinmek istiyorum.

Başbakan başlangıçta "Arap Baharı" diye adlandırılan ama hiç de bahar havası getirmeyen olayların yaşandığı üç Genişletilmiş Orta Doğu Projesi ülkesine gitti.

Mısır'da ortak geçmişimizden söz etti ve başta Arap ülkeleri olmak kaydıyla tüm İslam alemini kastederek "Bizler aynı bedenin ve aynı ruhun unsurlarıyız" dedi.

Bu sözleri söylerken hiç kuşkusuz arkasında, "Arap Baharını" örgütleyen ve yönlendiren ABD'nin desteği vardı.

Artık herkesin farkında olduğu ve açıkça da belirtildiği gibi, ABD, İslam Alemi için Türkiye'nin "Ilımlı İslam" rejimini model olarak sunuyor...

Sunmakla da kalmıyor, Türkiye'nin bu projeye, siyasal, ekonomik ve askeri olarak dahil olmasını istiyor.

* * *

ABD'nin "Arap Baharı" projesi dünya kamuoyuna, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki diktatörlüklerin yıkılması ve yerine demokratik rejimlerin kurulması hareketi olarak sunuldu.

Şimdilik Mısır'da Mübarek rejiminin yerine askeri diktatörlük aldı; eski rejimden daha da sert uygulamaları devreye soktu...

Seçim yapıldığı takdirde, toplumdaki en güçlü örgütlenme olan Müslüman Kardeşlerin iktidara geleceği tahmin ediliyor.

NATO'nun bombardıman desteğiyle muhalif aşiretler ve güçler tarafından düşürülen Kaddafi rejiminin yerine ise neyin geleceği henüz belli değil, ama Ulusal Geçiş Konseyi Başkanı Mustafa Abdülcelil "İslam hukukuna dayalı bir demokrasi hedeflediklerini" belirtti.

Yani bir nevi "Şeriat demokrasisi", ya da "Demokratik Şeriat".

İran'daki Şii "Teokratik Demokrasi" modelinin Sünni uygulaması.

Abdülcelil ayrıca ülkesinin ideolojisinin "Ilımlı İslam" olduğunu da belirtmiş!

* * *

ABD'nin özellikle İslam adına terör yapan örgütleri engellemek amacıyla, İslam Alemi için, demokratik bir rejimi hedeflemesi hiç kuşkusuz doğru bir yaklaşım.

Demokratik Türkiye Cumhuriyeti'nin çoğunluğu Müslüman olan bir halkla, bu ülkelere model olarak sunulması ise bizim için bir övünç kaynağı.

* * *

Ama işte tam noktada hem ABD, hem İslam Alemi, hem de özellikle Türkiye Cumhuriyeti için, bu dansın tehlikeli yönü ortaya çıkıyor:

"Ilımlı İslam" adı altında sunulan ideoloji ve rejim, "Şeriat Demokrasisi" veya "Demokratik Şeriat" olarak algılanır ve uygulanırsa, korkarım bunun sonu doğrudan doğruya geniş halk topluluklarının dini tercihlerini yansıttığı için aldatmacalı olarak "demokratik" diye adlandırılan bir "Şeriat rejimi" olur ki, aynen İran'daki gibi halkoyu ile kabul edilse de sonuç, yine aynen İran'da (ya da Hamas yönetimindeki Gazze'de) olduğu gibi, bırakın otoriter olmayı, tümüyle totaliter bir rejim niteliği taşır.

Böyle rejimlerin ortaya çıkması ise, İslam adına yapılan terörü azaltmaz, tam tersine arttırır; böylece ABD bugüne kadar pek çok süreçte görüldüğü gibi kendi kuyusunu kendi kazmış olur.

Türkiye açısından ise daha vahim bir seçenek gündemdedir:

İslam Alemi'ne örnek ülke olacak diye, demokratik ve laik rejimimiz bir "Şeriat Demokrasisi"ne dönüştürülürse, İnsanlık tarihine "Müslüman bir toplumdaki ilk başarılı demokratik rejim" olarak geçmiş olan ve bugün zaten otoriter eğilimlerle mücadele eden ülkemiz, yeniden totaliterliğin pençesine düşer!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 17 Haziran 2019

Valid HTML 4.01 Transitional