Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

ABD'NİN SİYASAL İSLAMLA TEHLİKELİ DANSI-IV
 

Aslında gerek İslam düşünürleri, gerek çağdaş ulema, gerekse İslam dini üzerinden siyaset yapan politikacılar ve her türlü İslami örgütlerin (terör örgütleri dahil) temsilcileri "İslam" sözcüğünün önüne herhangi bir sıfat getirilmesine karşıdır:

"Siyasal İslam" nitelemesini bunun için sevmezler...

"Ilımlı İslam" deyişine de karşıdırlar.

Hele hele "Laik İslam" onlar için bir zıtdaş, bir araya gelmesi olanaklı olamayan iki nitelikten oluşan bir oksimorondur.

Pek doğal olarak "İslami terör" sıfatı da, bütün bir dini töhmet altında bıraktığı için asla kabul edilemez.

Bu görüşü savunanlar dünya üzerindeki farklı uygulamaları, "En hakiki İslam uygulaması benim yorumum veya yaptığımdır" anlayışı çerçevesinde açıklar ve pek doğal olarak kendi uygulamaları dışındakileri reddeder.

Ama bu reddediş, ne İslam adına teröre başvuran örgütleri durdurur...

Ne İran'daki Şii esaslı din devletini etkiler...

Ne Suudi Arabistan'ın Sünni (Vahhabi) uygulamasını değiştirir...

Ne de Libya'da bir zamanlar egemen olan Kaddafi'nin Milliyetçi ve Sosyalist aromalı diktatörlüğüne söz geçirir.

Bütün bu değişik, farklı ve hatta birbirine rakip olan İslami siyaset uygulamalarını belirleyen tek değişken "Devlet gücüdür."

Her ülkede, yönetim gücünü elinde bulunduran, devleti yönetenlerin anlayışı egemen olur.

Türkiye'de de durum farklı değildir:

Nitekim Prof. Haydar Karaman da demokratik, laik bir devlet yapısının içinde, Müslümanların laik yaşam biçimine "tahammül etme" gerekçelerini açıkça devletin bu düzenine bağlamıştır.

* * *

Benim "Siyasal İslam" deyimi ile kastettiğim, hem İslami ilkelere göre siyaset yapanlar, hem de terör dahil her yolu kullanarak bu "Devlet yapısını" ele geçirmeyi ve kendi isteklerine göre düzenlemeyi hedefleyenlerdir.

Sanıyorum bu amaçlarını terör yoluyla gerçekleştirmek isteyenlerin yanlışlığı ve hem kendilerine, hem de Müslümanlığa ve Müslümanlar averdiği zararlar üzerinde fazla bir tartışma yoktur; küçük bir azınlık dışındaki pek çok Müslüman da bu tür terör eylemlerini lanetlemektedir.

Sorun, demokrasi içinde ve insan hakları bağlamında örgütlenen Siyasal İslami Hareketler açısından ortaya çıkmaktadır:

Ne yazık ki bu konuda, Türkiye'den başka demokratik rejime sahip bir Müslüman toplum olmadığı için, ülkemiz hem öncü, hem model, hem de bir anlamda deney tahtası olmaktadır.

Ama Türkiye dışındaki ülkelerde, özellikle "Arap Baharı" denilen olayları yaşayan, Mısır, Libya, Tunus ve benzeri ülkeler için bir genelleme yapılabilir:

Bu ülkelerdeki diktatörlerin yıkılması hiçbir anlamda yerlerine demokratik bir rejimin geleceğini göstermez:

Çünkü demokrasi, sınıfsal (belli bir endüstrileşme düzeyi ve bu düzeyin yarattığı sermaye ve işçi sınıfı) ve kurumsal (serbest ve şeffaf seçimler, medya özgürlüğü ve benzerleri) önkoşullar olmadan içerden baskıyla da dışardan işgalle de kurulamaz:

İşte Mısır, Mübarek gitti, demokrasi değil, askeri rejim geldi.

İşte Irak, "demokrasi getiriyorum" diyen ABD'nin işgali sadece kan ve gözyaşı, bölünmüş bir ülke yarattı.

İşte tam bu noktada ABD'nin Siyasal İslam'la tehlikeli dansı ortaya çıkıyor:

Artık arkasında ABD parmağının olduğu resmen onaylanmış olan "Arap Baharı" ayaklanmaları,"Demokrasi" adı altında zaten diktatörlükle yönetilen ülkelerde yeni bir totaliter diktatörlüğün zeminini hazırlıyor gibi görünüyor...

Çünkü bu ülkelerdeki en büyük örgütlü güç, hangi isim altında olursa olsun, Siyasal İslam'ın temsilcisi olanlardır.

İran, Afganistan, Gazze, Irak, burada işaret ettiğim tehlikeli dansın olumsuz sonuçları olarak en somut örneklerdir.

Aynı biçimde Suudi Arabistan ve Kuveyt gibi ülkelerdeki İslami diktatörlüklere tam destek verilirken, "Ilımlı İslam" modeli bu ülkeler için asla gündeme getirilmezken, Türkiye gibi demokratik ve laik rejimini zor da olsa yürütmeyi çalışan bir ülkeye "Ilımlı İslam" dayatması, hiçbir biçimde akla, mantığa, tarihe, reel politikaya ve gerçeklere uymamaktadır.

Huntington'un abuk sabuk düşünceleriyle, Türkiye demokratik ve laik bir rejimden koparılarak, bir İslam devletine dönüştürülmek ve bu böylece Arap Alemi'nin, ABD kontrolündeki lideri yapılmak isteniyorsa, böyle bir projenin olanaklı olmadığı bilinmelidir...

Bırakın Türkiye'yi, en başta Arap Alemi böyle bir yanlış projeyi kabul etmez.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 19 Ağustos 2019

Valid HTML 4.01 Transitional