Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

AHMET ŞIK VE İÇİMİZDEKİ ZALİM!
 

Tutuklu Gazete'de Ahmet Şık'ın "Bu yazı canınızı sıkabilir" başlıklı yazısını okurken bu genç arkadaşın Türkiye'deki zulmün kaynaklarını çok iyi gözlemlediğini gördüm...

Belki daha yayınlanmamış olan kitabının bilgisayar kopyalarına el konularak, yargılanmadan hapse atıldığı, kendisi bizzat zulme maruz kaldığı için...

Belki zaten haksızlık, hukuksuzluk konularında hassas olduğu ve bunlar üzerine bir kitap yazmakta olduğu için...

Belki de yapısı itibariyle duyarlı bir gözlemci, bilinçli bir demokrasi ve temel haklar savunucusu olduğu için...

Ya da bütün bu ögelerin toplamı olarak, hak ve hukuktan, demokrasiden yana tavır koyan, zulme uğramış, iyi bir gözlemci ve araştırmacı, iyi bir yazar olduğu için!

Kendisini tanımadığım için bilemiyorum...

Nedeni ne olursa olsun, "Keşke İçimizdeki Zalim henüz yayınlanmamış olsaydı da bu yazıyı kitabıma alabilseydim" diye düşündüm.

Ahmet Şık, aslında yazısını 24 Temmuz'da sansürün kaldırılışının kutlanması ile mevcut durum arasındaki çelişkiler üzerine kurmuş:

"...Cehaletimi hoşgörün mutlaka bir yerlerde böyle 'anlamlı' bir gün kutlanıyor olabilir.

Ama o kutlamaların yapıldığı yerdeki gazetecilerden 70'ten fazlası cezaevinde midir?

Dışarıda kendilerini özgür zannedenler sırasını beklemekte midir?

Gazeteciler hakkında binlerce dava açılmış mıdır?

En önemlisi sansürün ruhuna rahmet okutuyorken yine de böyle bir gün için kutlama yapılıyor mudur?"

diye soruyor!

Ama beni etkileyen satırları, yazının sonuna doğru yaptığı çözümlemelerde:

"...İnsanlık tarihi boyunca anlatılan hep, devrildiği halde hiç değişmeden kalan i ktidarların öyküleridir. Çünkü eskisini, kendinden öncekini alaşağı eden her güç, içinde, devirdiği gücün tohumlarını barındırır. Baskıcıdır, şiddettir, zulümdür, sansürdür, hapisliktir bu tohumların adı.

Zamanla devirdiğinin devamı haline gelen bu güç; demokrasi, eşitlik, kardeşlik, sivilleşme, hoşgörü gibi yalanlarıyla herkesi zehirler. Kabuslar ve zulümler denizi çıkar ortaya. Ayrıcalıklar eski ayrıcalıklardır. Kimlerin bundan faydalanabileceği değişmiştir o kadar.

Güç sahibi bu vesayet budalalarını korkutan kendileri gibi olan diğerleri değil, maskelerinin ardına gizlediklerini görüp müesses nizamlarına itaat etmeyenlerdir. İşte tam da bu yüzdendir bu zulüm.

Bilirler ki; saltanatları korkuttukları müddetçe vardır. O yüzden safsatalarını türlü çeşitli şarlatanlıklarıyla anlatırlar. Anlattırırlar. Maskelerinin ardındaki görünmesin isterler.

Bunun için vesayetlerine soytarılara benzeyen çakallar- sırtlanlar istihdam ederler. Önlerindeki çanağa yem konulduğu sürece bu kokuşmuş düzeni, zulmü, demokrasi diye allayıp pullarlar soytarılar. Hatta padişah tek olsa da ortalıkta kelle kesme meraklısı soytarıdan geçilmez. Amiyane, eski püskü küf kokulu olsa da her devirde geçerli bir sloganı düstur bilir bu soytarılar 'Eğer sonunda çıkarın varsa her şey mübahtır.'

Biliriz açgözlüdürler her zaman. Ellerindekilerle yetinmez, asla doymazlar. Hep daha fazlasını isterler. Her teslimiyetten faydalanmaya çalışırlar.

Demagoji sultanları, ideoloji despotları, vesayet demokratları, sahte sivillerdirler."

* * *

Yazısını, bütün normal vatandaşların, demokratik rejim içinde yaşamak isteyenlerin kulağına küpe olması gereken şu anekdotla noktalıyor Şık:

"...Arjantin'de diktatörlük döneminde Buenos-Aires valisi olan General Iberico Manuel Saint-Jean bakın ne demiş: 'Önce tüm bozguncuları öldüreceğiz. Sonra işbirlikçilerini, ardından da sempatizanlarını, daha sonra da tarafsızları. En sonunda da korkakları.'"

* * *

İçimizdeki zalimle, zalimlerle mücadele etmek istiyorsanız, sadece benim kitabımı değil, Ahmet Şık'ın yazısını da okumanız size çok yardımcı olabilir!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 22 Nisan 2019

Valid HTML 4.01 Transitional