Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

İKİ 12 EYLÜL
 

12 Eylül 1980...

12 Eylül 2010.

Otuz yıl arayla iki 12 Eylül...

İkisi de Türkiye'nin yazgısını belirliyor...

Biri demokrasimiz üzerindeki askeri vesayeti...

Öteki demokrasimiz üzerindeki parti vesayetini simgeliyor.

Oysa demokrasilerde vesayet olmaz:

Temel hak ve özgürlükler olur...

Bu temel hak ve özgürlükleri koruyan, askerden de, siyasal iktidarın yürütme gücünden de bağımsız yargı olur...

Demokrasinin temelinde, temel hak ve özgürlükleri güvence altına almış olan Hukuk Devleti kavramı yatar:

Her suçlananın önce hapse atılıp sonradan yargılanmadığı...

Hüküm kesinleşene kadar, suçlanan insanların masum olduklarına ilişkin uygulamanın devam ettiği...

Savcıların sadece zanlı aleyhindeki delilleri değil, gerçeği belirlemek için tüm delilleri topladığı...

Savcıların emniyetten gelen iddiaları araştırmadan, aynıyla kabul edip mahkemeye sunmadığı...

Yargıçların önlerine gelen talepleri aynıyla kabul edip, savcıların her istediğini yapmadığı...

İnsanların ne kadar süreceği belli olmayan davaların sanıkları olarak yıllarca hapiste tutulmadığı...

Özel yaşamın ve insan haysiyetinin sadece yargıya karşı değil, medyaya karşı da korunduğu...

Etnik, dini, mezhepsel ayrımların olmadığı...

Bir Hukuk Devleti!

* * *

12 Eylül 1980 de, 12 Eylül 2010 da birdenbire olmadı...

Her ikisi de uzun süreçler sonunda ortaya çıktı...

Her ikisi de öngörüldü.

Her ikisi için de uyarılar yapıldı...

Ve her ikisi de önlenemedi!

Kendimi önemsediğim için değil, sadece mütevazı bir örnek olarak:

12 Eylül 1980 öncesinde askeri darbenin ayak sesleri işitilirken, TRT'de yaptığım "Ayda bir" adlı programda Çetin Altan'ı, Uğur Mumcu'yu ekranlara çıkararak, "Süngüyle her şey yapılır, ama üstüne oturulamaz" dedim...

12 Eylül 2010 öncesinde yargının siyasal iktidarın egemenliğine girmesinin sakıncaları üzerine pek çok kez konuştum, bir çok yazı yazdım...

Benim gibi, onlarca, yüzlerce, binlerce kişi, çok daha etkili, çok daha yetkin insan, bunları yazdı, söyledi...

Hatta siyasal partiler işin içine girdi...

Ama olaylar, cemaatlerin ve uluslararası konjonktürün de yönlendirmesiyle, durdurulamadı...

Kamuoyu, uyarılara kulaklarını tıkadı...

Sonunda 12 Eylül 1980'in Anayasası yüzde 92...

12 Eylül 2010'un yargı referandumu yüzde 58 oyla kabul edildi!

* * *

Her iki 12 Eylül'ün arkasında da ABD desteği vardı.

Her iki 12 Eylül'ün arkasında da, birincide sonradan, ikincide önceden de, Gülen Cemaati'nin desteği oldu.

Ama son sözü seçmen söyledi!

Şimdi yüzde 92'lik seçmen desteğinin bizi nereye götürdüğünü herkes görüyor...

Herkes, benim daha taslak ilan edildiği gün "Bir hilkat garibesi" dediğim 1982 Anayasası'nın yanlışlığında, kötülüğünde hemfikir!

Otuz yıl sonra!

İkinci 12 Eylül'ün yanlışlığını ve kötülüğünü anlamamız için bir otuz yıl daha geçmesi mi gerekecek?

* * *

Lütfen arkadaşlar...

Lütfen Türküyle, Kürdüyle, Sünnisiyle, Alevisiyle, bütün politikacılar...

Lütfen hangi görüşte, hangi tarafta olursanız olun, bütün medya mensupları...

Kin ve intikam peşinde koşmayın...

Şiddete başvurmayın...

Hukuk ve adaleti katletmeyin...

Elinizdeki gücü, yeni hukuksuzlukların, yeni adaletsizlerin açacağı ve etkileri yıllarca sürecek yeni yaralar üretmek için kullanmayın...

Bitsin artık bu 12 Eylüllerin kâbusu!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 17 Haziran 2019

Valid HTML 4.01 Transitional