Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

"ÖTEKİLER"
 

Prof. Yılmaz Esmer Türkiye'nin övündüğü bilim insanlarından biridir.

Bilimsel kariyerindeki başarısı, güvenilir kişiliği ile de bütünleşmiştir.

Bilimsel hırsızlık yapanların Türkiye'nin kaderini etkileyen kadrolar içinde yer aldığı günümüzde, güvenilir kişiliğin ve başarılı bilimsel kariyerin önemini vurgulamaya bilmem gerek var mı!

* * *

Prof. Esmer yıllardır uluslararası bir araştırmanın parçası olarak Türkiye Değerler Araştırması'nı yapmaktadır.

2011 yılı sonuçları da kısa bir süre önce açıklandı ve çok yankı uyandırdı.

Cumhuriyet'te gerek Nilgün Cerrahoğlu, gerekse Ergin Yıldızoğlu bu araştırmanın sonuçları üzerine çok güzel yazılar yazdılar, değerli yorumlar yaptılar.

Her ikisinin de üzerinde durduğu çelişki, yüksek dindarlık ile insanların birbirine ve demokrasiye olan inançlarının ve güvenlerinin düşüklüğü olgusunu idi.

Araştırma sonuçlarına göre, dinin önemli olduğunu düşünenler yüzde 92-93, dindarlar yüzde 81, insanlara güvenenler yüzde 15, toplu dilekçe imzalayanlar yüzde 10.

* * *

Uhrevi değerlerin, Allah korkusunun, insanların arasındaki güveni, sevgiyi, saygıyı geliştirdiği, demokrasinin esası olan temel hak ve özgürlüklere olan inancı arttırdığı söylenir...

Peki Türkiye'de ne oluyor da, dindarlık artışı, toplumsal ve siyasal ilişkilerimizin temelini oluşturan güveni ve demokrasiye olan inancı yeterince arttırmıyor?

Bu sorunun yanıtını soyut olarak vermek kolay:

Din gibi, milliyet gibi, ideolojik bütünlüğe sahip olan kimlikler, ayrıştırıcı, çatışmacı, ötekileştirici ve demokrasiyi tahrip edici bir işlev için de kullanılabilir...

Birleştirici, bütünleştirici, temel hak ve özgürlüklere saygılı, demokrasiyi geliştirici bir işlev için de.

Bu kimlikleri, bireyi "ötekilerden" ayıran, "ötekileri" düşman gören, üstünlük taslayan, ayrımcı, faşist bir yaklaşımla ele alırsanız, temel hak ve özgürlükler, demokrasi tahrip olur.

Yok eğer bu kimlikleri, demokratik bir yaklaşımla, eşitlikçi ve adil bir düzen içinde, herkesin temel hak ve özgürlüklerine saygılı bir biçimde geliştirirseniz, demokrasi de çiçeklenir.

Bunun yolu, din ve milliyet üzerinden oluşan kimliklerin, "ötekileri" de, kendilerine sağlanan bütün hak ve özgürlüklerden yararlanmaları gereken eşit yurttaşlar olarak görmeleridir.

* * *

İş somuta, Türkiye'de olup bitenlere gelince biraz karmaşıklaşıyor:

Araştırmanın en önemli sonuçlarından biri komşuluk hakkındaki yargılarda ortaya çıkıyor.

Bakın insanlar kimleri "ötekileştirmiş" ve komşu olarak istemiyor:

Eşcinseller%84
AIDS'liler%74
Nikahsız yaşayan çiftler%68
Tanrıya inanmayanlar%64
Şeriat yanlıları%54
Hristiyanlar%48
Başka bir dinden insanlar%39
Göçmenler, yabancı işçiler%39
Kızları şortla dolaşanlar%26
Sevmediği partiye oy verenler%17
Oruç tutmayanlar%20

* * *

Türkiye'nin son yıllarda "muhafazakarlaştığı" herkesin üzerinde ittifak ettiği bir gözlem.

2011 araştırmasının sonuçları, bizlere sanki iyi bir şeymiş gibi aktarılan "muhafazakarlaşmanın", insanların "ötekileştirilmesi" ve demokrasinin yozlaştırılması konusunda nasıl bir tehlike oluşturduğuna işaret ediyor...

Hele araştırmanın sonuçlarından birinin, demokratik süreçlere katılım yerine, otoriter liderliğin tercih edildiğini ortaya koyduğunu düşünürsek!

Kadınlar konusundaki utanç verici sonuçlara hiç değinmiyorum bile...

Çünkü artık neredeyse hergün yaşanmaya başlanan insanlık dışı cinayetlerle bu sorun zaten ortada.

İşte sevgili okurlarım bize "muhafazakarlaşıyoruz" diye sunulan değişmenin özü bu:

Herkesin birbirini ötekileştirdiği, kadın haklarında, insanların birbirine duyduğu güvende yerlerde sürünen ve otoriter liderlik yönelimlerinin güçlendiği sözde "demokratik" bir toplum!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 22 Nisan 2019

Valid HTML 4.01 Transitional