Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

NULLUM CRİMEN SİNE LEGE
 

Nullum crimen sine lege:

Yasasız suç olmaz...

Latince, yasada belirtilmeyen eylemler suç sayılmaz anlamına gelen bir ilke.

Daha ayrıntılı ifadesi şöyle:

Nullum crimen, nulla poena sine praevia lege poenali:

Önceden ceza yasasında belirtilmeyen suç ve ceza olmaz...

Bir suçlama ve cezalandırılma için bunun daha önceden bir ceza yasasında belirtilmiş olması gerekir anlamına geliyor.

* * *

Şimdi bu ilkenin içerdiği çeşitli açılımları görelim:

Bir eylem ancak işlendiği zamanki yasalara göre suçlanabilir ve cezalandırılabilir.

Bir eylem, sonradan çıkarılan bir yasa ile suç haline getirilirse, o yasadan önceki eylemler suç ve ceza kapsamına alınamaz.

Bir eylemin cezalandırılabilmesi için, yapıldığı zamanki yasalarda bunun suç olduğunu belirtilmesi de yetmez, bunun nasıl cezalandırılacağının da belirtilmesi gerekir.

Bir de evrensel hukuktaki öteki ilkeleri anımsayalım:

Bir suç, işlenmeden önce cezalandırılamaz.

Niyet okuması yoluyla insanlar suçlanamaz.

Bir eylemden dolayı o eylemi yapandan başkası cezalandırılamaz.

* * *

Türkiye'de neler oluyor:

Önce politikacılar ve medya aracılığıyla bazı genel suçlamalar yapılıyor, darbe gibi, şike gibi...

Sonra bazı kişiler, örgütler yine siyasal kaynaklı olarak medyada bir takım etiketlerle yaftalanıyor...

Daha sonra etiketlenen kişiler ve örgütler, medya aracılığıyla oluşturulan suçlamaların içine oturtuluyor...

Bu örgütler ve kişiler, kamuoyunda oluşturulan suçlamalara uygun bir biçimde, özel yaşamları, toplantıları, konferansları, telefon konuşmaları, arkadaşları, sosyal ilişkileri ve herkesin gözü önünde açık ve yasal olarak cereyan etmiş bir takım olaylar çerçevesinde suçlanıyor...

Ve bazı kişiler yargılanmak üzere hapse atılıyor!

Yani kamuoyunda "yargısız infaz" denilen, "önce suçla ve hapse tık, sonra yargıla" uygulaması başlıyor.

Buradaki en önemli işlevi de kamuoyunu oluşturan medya mensupları ve onlara doğru-yanlış pek çok bilgiyi, yasaların yasaklamasına karşın, aktaran resmi görevliler üstleniyor.

Böylece medya-devlet işbirliği ile "yargısız infaz" uygulaması adeta kamuoyunun da onayını alıyor.

Daha da vahimi, bu uygulamaları yaygınlaştıran siyasal iktidar, seçimleri kazanmasını, bu haksız ve hukuksuz uygulamaların devam ettirilmesi ve yaygınlaştırılması için bir destek olarak algılıyor ve "yargısız infaz" gittikçe toplumun temel kurumlarından bir oluyor:

"Ateş olmayan yerde duman çıkmaz" deniliyor...

"Bir şey var ki, tutuklandılar" deniliyor...

"Darbe teşebbüsleri ve şike Türkiye'de her zaman olmuştur, bunlar da mutlaka suçludur" deniliyor...

Türkiye Ortaçağ'a geri gidiyor!

* * *

Sonuç olarak "toptan suçlama", "niyet yargılaması", "yargısız infaz" gibi evrensel hukuka hiç de uygun olamayan uygulamaların Türkiye'de artık iyice egemen olduğu anlaşılan yeni AKP hukukun temel özellikleri olarak ortaya çıktığı anlaşılıyor.

Fenerbahçe, Balyoz ve benzeri davalara gelince:

Bir takım spor ve siyaset fanatiklerinin hukuktaki "Ortaçağa gidiş" sürecini görmeden "Şu yargısız infaz haklıdır, bu yargısız infaz haksızdır" biçiminde kendi küçük bağnaz dünyalarına göre bağırıp çağırmaları onları ancak kamuoyu ve tarih önünde gülünç duruma düşürüyor.

İnsanların gerçek çapları ve bazılarının faşistçe yaklaşımları böyle bunalım zamanlarında iyice ortaya çıkıyor!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 19 Ağustos 2019

Valid HTML 4.01 Transitional