Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

HANGİ DEMOKRASİ...
 

Sevgili okurlarım, bugün yazacağımı belirttiğim "Siyaset ve Stockholm Sendromu III" başlıklı yazım biraz daha bekleyecek!

Çünkü önümüzde çok daha vahim bir "soru" ya da daha doğru bir tanımla bir "sorun" var:

Hangi Demokrasi?!

Elbette bu "soru"nun veya soru biçiminde ifade ettiğim "sorun"un temelinde pek çok ögeyle birlikte "Stockholm Sendromu" da var...

Meclis'teki yemin krizi üzerinden "Stockholm Sendromu" konusundaki üçüncü yazımı da güncel sorunlara bağlayıp bir yazı yazabilirdim...

Ama o zaman hem güncel sorunların özünü, hem de "Stockholm Sendromu" kavramının esasını gözden kaçırabiliriz diye kaygılandım ve bugün, yaşadığımız "yemin krizi" olayının özünde yatan "Demokrasi Bunalımı" konusunda yazmayı uygun buldum.

* * *

Sevgili Attila İlhan 1970'te başlayıp 1997'de son kitabını yayınladığı "Hangi" dizisiyle toplumdaki yaygın kavramları tartışmaya açtı:

Hangi Sol (1970)

Hangi Batı (1972)

Hangi Seks (1976)

Hangi Sağ (1980)

Hangi Atatürk (1981)

Hangi Edebiyat (1993)

Hangi Laiklik (1995)

Hangi Küreselleşme (1997)

Attila İlhan'ın bu kitapları insanın ufkunu açar.

Bunları okumak zahmetine girenler olur mu bilmiyorum, ama böyle bir zahmete katlananlar olursa ve bir de benim Demokrasimizle Yüzleşmek ve İçimizdeki Zalim adlı kitaplarıma bakarlarsa, bugün yaşanan olayların temelinde yatan çelişkileri çok daha iyi fark ederler.

Attila İlhan bugünlerde yaşasaydı eminim "Hangi Demokrasi" diye bir kitap daha yazardı.

1970'li yıllarda Ankara'da Tunalı Hilmi Caddesi'nde, danışmanlık yaptığı Bilgi Yayınevi'ndeki odasında haftada bir iki kez, tertemiz, bomboş çalışma masasının başında yaptığımız uzun sohbetlerde "görünen" güncel olayların arkasında yatan nedenleri tartışırdık.

Ben olayların daha çok tarihsel ve toplumsal köklerine inmeye çalışırdım.

Attila İlhan "Emreciğim, olaylara global bakmak gerek, onun için de ben daima, dünyayı düzenlemek isteyen büyük ülkelerin istihbarat örgütlerinin mantığı ile olup biteni anlamaya çalışırım" derdi.

Attila İlhan'ın bu görüşünden hareketle, burada ne Amerika'dan, ne Avrupa Birliği'nden ne de "emperyalizmin oyunlarından" söz edeceğim...

İşaret etmek istediğim nokta, "yemin krizinin" ardındaki temel sorun olan "Demokrasi bunalımı".

CHP ve BDP'nin girişimiyle kamuoyunun gündemine gelen bugünkü "yemin krizinin" altında "Demokrasi bunalımı" yatıyor...

Konuyu basit bir "yemin krizi" sanmak büyük bir yanılgı olur:

Seçimlerden de önce, bir rejimin "Demokrasi" diye adlandırılması için "laik bir hukuk devleti" olması gerekir.

Laiklik, temel hak ve özgürlüklerin, tek bir inanç mensuplarının tekelinde olmadığını güvence altına alır.

Hukuk devleti olgusu ise, bu temel hak ve özgürlüklerin, Türkler ve Kürtler, siviller ve askerler, görevde olanlar ve olmayanlar, politikacılar ve yazarlar, yani kısacası herkes için, vazgeçilmez bir biçimde, özellikle de devlet karşısında korunmuş olmasını içerir.

Bugünkü yemin krizinin ardında yatan "Demokrasi bunalımının" asıl nedeni, bu "Hukuk Devleti" ilkesinin zedelenmiş olmasıdır.

Sadece milletvekili seçilen veya seçildikten sonra milletvekilliği düşürülen tutuklu veya tutuksuz adaylardan söz etmiyorum:

Habur'da başka türlü, Silivri'de başka türlü işleyen bir adaletten, aleyhlerindeki delillerin gizlilik gerekçesiyle sanıklara ve avukatlara verilmediği bir hukuk düzeninden, suçlandıkları anda tutuklanan ve bir Ortaçağ zihniyeti ile tutuklu yargılanan vatandaşlardan söz ediyorum.

Milletvekili seçilen tutuklu sanıkların serbest bırakılmamaları, seçilen bir milletvekilinin seçimin iptal edilmesi ve bunları protesto için CHP ve BDP'nin Meclis'e girmemesi veya yemin etmemesi:

Bütün bunlar, esas olarak sözünü ettiğim "Hukuk Devleti'nden yoksun bir sözde Demokrasi bunalımının" seçime ve Meclis'e yansıyan sonuçlarıdır.

Sorunu böyle görürsek önümüzdeki krizi aşmak daha kolay olur!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 22 Nisan 2019

Valid HTML 4.01 Transitional