Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

TAŞLAR YERİNE OTURUYOR: STATÜKOCU AKP, DEĞİŞİMCİ CHP
 

Türkiye'de siyaset oksimoron ifadeler üzerinden yapılıyor:

AKP, kendisini hem "Muhafazakâr Demokrat" olarak niteliyor, hem de "Değişimciliğe" soyunuyor...

Türkiye tarihindeki en büyük değişimleri gerçekleştirmiş olan CHP'yi ise "Statükocu" diye lanse ediyor.

AKP'nin ne kadar "Demokrat" olduğunu zaten gördük:

"İleri Demokrasi" diyerek demokrasinin, bağımsız adalet gibi, medya özgürlüğü gibi bütün temel kurum ve kurallarını tahrip ediyor.

Bir an için "Demokratlık" tartışmasını bir yana bıraksak bile, kendini "Muhafazakâr" diye niteleyen bir partinin aynı zamanda "Değişimci" olduğunu iddia etmesi ifadenin oksimoron niteliğini belirlemiyor mu!

Aslında AKP'nin "Değişimcilikten" anladığı ülkeyi ileriye doğru değil, geriye doğru değiştirmek herhalde...

Çünkü bu oksimoron ifade ancak o zaman bir anlam kazanıyor.

CHP'ye gelince, Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde bir din-tarım imparatorluğundan bir ulus devlet çıkarabilmeyi başarabilmiş...

İsmet İnönü'nün önderliğinde, Tek Parti Yönetiminden Çok Partili Demokrasiye geçebilmiş...

Dünyada hâlâ ikinci bir örneği görülemeyen devrimci bir değişimin partisi...

Bu partiyi "statükoculuk" ile suçlamak, en azından tarihe karşı bir haksızlık.

* * *

Bir an için tarihi unutalım...

Bir an için AKP'nin kendini "Muhafazakâr Demokrat" diye nitelemesindeki saptırmaları ve oksimoron özellikleri bir kenara bırakalım...

Değişmenin her zaman ileriye doğru değil, geriye doğru olabileceğini de kabullenelim...

Ve mevcut duruma bakalım:

Sekiz buçuk yıllık iktidarı döneminde AKP toplumun bütün kurumlarına hakim oldu.

İki büyük yakınması vardı:

Ordunun siyasete karışması ve yargının iktidarı engellemesi.

Orduyu günlük siyaset açısından tümüyle pasifize etti, bununla da yetinmedi aralarında eski kuvvet komutanları da olan emekli ve muvazzaf generalleri bile hapse attı.

Yaptığı referandumla yetki aldı, bağımsız yargıyı bütünüyle kendi denetimine soktu.

Bunları yaparken medyadan da yakınmaya başladı.

Eskiden kendisine destek vermiş olan medyayı da karşısına aldı...

Mülkiyetlere el değiştirtti, yeni gazeteler ve televizyonlar kurdurdu...

Bağımsız kalmaya çabalayanları da baskılarla ve cezalarla dize getirdi.

Zaten polis, MİT ve bürokrasi tümüyle kendi egemenliğindeydi.

"Derin devlet" diye diye, kendi "Derin Devletini" yarattı.

Türkiye'nin Çok Partili Demokrasi tarihinde görülmemiş bir kudret sahibi oldu, kendine özgü acımasız bir "statüko" kurdu.

Böylece demokrasiyi iyice geriye götürerek, herkese "Muhafazakârlık" ile "Değişimciliğin" nasıl birlikte olabileceğini gösterdi!

Şimdi de canhıraş bir "statükoculukla" yarattığı bu düzeni korumaya çalışıyor.

Muhalefet partilerinin bu statükoya karşı çıkması, değişimci çizgiye oturmaları doğal...

CHP, hem kendisini yok etmeye yönelen komploların ters tepen sonuçlarından yararlanarak, hem de bu yeni "statükoya" karşı çıktığı için, tarihsel "değişimci" misyonunun bayrağını yükseltti...

Ve siyasette taşlar yerine oturdu:

AKP, statükocu...

CHP, değişimci.

Önümüzdeki seçimler bu çizgiler arasındaki tercihleri tam yansıtacak mı,,,

Yoksa toplumun bu çizgileri iyice algılaması ve özümlemesi daha vakit alacak mı...

Onu da 12 Haziran'da göreceğiz.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 2 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional