Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

KARACAN'DAN AÇIKLAMA, CHP'DEN SOSYAL DEVLET, AKP'DEN ECEVİT'E HAKSIZLIK

Değerli okurlarım bugün üç ayrı konudan söz edeceğim.

* * *

Milliyet'in yeni sahiplerinden Ali Karacan Cumartesi günü yazdığım "Demirören-Karacan İkilisi 'Ateşten Gömlek' Giydi" başlıklı yazıma bir açıklama yolladı.

Kendisinin izniyle bu açıklamayı yayınlıyorum:

"Yazmış olduğunuz yazıdaki işin zorluğu konusundaki görüşlerinize katılmakta birlikte takip edeceğimiz çizgi Karacan-İpekçi prensiplerini harfiyen uygulamak olacağı için işimiz o denli kolay.

Basında yeni bir kalite standardı getireceğimizden şüpheniz olmasın.

Saygılarımla,

Ali Karacan."

Karacan'ın bu açıklaması bazı ipuçları taşıyor ama bunlar, altına girdiği işin zorluğunu pek hafifletecek gibi değil:

Bana yanıt yollaması her şeyden önce, Milliyet'in satışıyla ilgili yazılara ve yorumlara karşı duyarlılığını vurguluyor ki, bu iyi bir şey.

Sonra yayın çizgisini net olarak "Karacan-İpekçi prensiplerinin harfiyen uygulanması" olarak belirtiyor ki, bu çok daha iyi bir şey:

Karacan'ın dediğine bakarsak, demek ki Milliyet, nesnel ve araştırmacı habercilik yapacak, her haberin en azından iki tarafını da yansıtacak, halkın gündemini izleyecek, bilgi ve kültür birikimi yüksek yöneticilere, muhabirlere ve köşe yazarlarına olanak tanıyacak, demokrasiye bağlı olacak ve sosyal demokrasiye önem verecek.

Özetle, bugünkü çizgisini titizlikle koruyarak daha da geliştirecek.

Bunu sevinçle karşılamamak ve desteklememek olanaklı değil.

Ama Türkiye'nin bugünkü ortamında, evrensel ölçülerde gerçek bir idealizmi yansıtan bu yayın politikasının gerçekleştirilmesinin çok ama çok zor olduğunu da hemen tekrar anımsatmalıyım.

* * *

Gelelim CHP'ye...

Benim CHP'den beklentim çok sınırlı ve çok basit:

Hukuk Devleti'ni yeniden tesis etsinler yeter.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nu yeniden düzenlesinler, Özel Yetkili Mahkemeleri kaldırsınlar, hüküm giymeyen insanların yıllarca hapiste yatmasını engellesinler, yargıyı hem siyasal iktidardan hem de emniyetten bağımsızlaştırsınlar, herkesin her an her yerde dinlemesini, izlenmesini, kayda alınmasını, teşhir edilmesini, suçlanmasını durdursunlar, üniversiteleri YÖK'ten kurtarsınlar, medyanın üzerindeki baskıları kaldırsınlar, yani temel insan haklarını ve özgürlüklerini güvenceye alsınlar, yeter.

Ama öyle anlaşılıyor ki, CHP, çağdaş devletin en önemli niteliklerinden biri olan ve "Küreselleşme döneminde" erozyona uğratılıp, AKP tarafından tümüyle rafa kaldırılan Sosyal Devleti de yeniden gündeme getiriyor.

Açıkladığı programda vatandaşların insanca yaşamalarını sağlamak için devletin alacağı pek çok önlem var.

Sağlıktan eğitime, bütün vatandaşların fırsat eşitliğine yönelik bu önlemler hayata geçirilebilirse, Türkiye gerçekten "insan sermayesi" bakımından gelişmiş ülkeleri yakalayabilir.

Tabii programını uygulayabilmesi için iktidara gelmesi gerekir ama, ana muhalefet olarak bunları gündemine alması bile iktidarı etkileyecektir diye düşünüyorum.

* * *

Ecevit'e yapılan haksızlığa gelince:

AKP'nin, Ecevit ve Erdoğan fotoğraflı afiş üzerinden başlattığı "Geçmişte dünya liderleri karşısında el pençe divan duran liderlerimiz vardı. Artık yok öyle bir şey" propagandası ise hem tarihi hem de günceli çarpıtıyor ve saptırıyor.

Ecevit, ABD ve AB karşısında Türkiye'nin çıkarlarını daima ön planda tutan bir liderdi.

Nitekim ABD'ye karşın haşhaş ekimine izin vermesi, Kıbrıs'a çıkması, Irak savaşı sırasındaki tutumu onun iktidardan düşürülmesine bile yol açtı.

Buna karşılık AKP, içteki sorunlarını ABD ve AB'den aldığı dış destekle aştı, aşıyor ve bunun bedelini de Türkiye'ye fazlasıyla ödetti, ödetiyor.

Şimdi, kendisini Batı'ya kafa tutan iktidar, Ecevit'i ise "el pençe divan duran" bir lider olarak sunması sadece güncel olayların değil, tarihin de saptırılması anlamına geliyor.

İyi ki, başta Kılıçdaroğlu ve Bahçeli olmak üzere, muhalefet var da, geniş halk kitleleri işin doğrusunu öğrenebiliyor.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 22 Nisan 2019

Valid HTML 4.01 Transitional