Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

ADAYLIK KRİZİ: MECLİS, İKTİDAR VE YSK
 

Yasaları kim koyar?

Meclis!

Yasaları kim uygular?

İktidar!

Dolayısıyla bir toplumu bir arada tutan kuralların konulması ve gerektiğinde "zor kullanılarak" "meşru" bir biçimde uygulanması, meclislerin ve iktidarların sorumluluğundadır.

* * *

Meclis, bu yetkisini, meşruiyetini nereden alır?

Bir toplumun kurduğu devlete vatandaşlık bağı ile bağlı seçmenleri "temsil" etmesinden!

İktidar, meşruiyetini nereden alır?

Meclis tarafından görevlendirilmesinden, yani mecliste oluşan iradenin çoğunluğunu "temsil" etmesinden.

Demek ki gerek kural koymanın, gerekse bu kuralları uygulamak ve korumak için "zor kullanma" uygulamasının arkasında yatan sihirli kavram "temsil" kavramıdır:

Meclis vatandaşları "temsil" ettiği, iktidar da meclisteki çoğunluk iradesini "temsil" ettiği için "meşrudur".

Bu "temsil" yetkisinin getirdiği "meşruiyet", bir toplumdaki bütün sorunların çözümünden meclisi ve iktidarı sorumlu kılar:

Ordu, polis ve mahkemeler gibi gerektiğinde, kuralları "kaba kuvvet" kullanarak işleten bütün kurumlar aslında meclisin koyduğu ve iktidarın uyguladığı anayasa ve yasalar çerçevesinde çalışır.

Bu nedenle de bu kurumların kurallarını belirleyen meclislerin ve iktidarların o kurumların işleyişlerinden yakınmaya hakları yoktur:

Aksaklık varsa, müdahale edilir, kurallar ya da uygulayıcılar değiştirilir, sorun çözülür.

* * *

Bütün bu sistemin işleyişindeki sihirli kavram, yukarda da belirttiğim gibi, "temsil"dir:

"Adaylık krizi" işte bu sistemin merkezinde yer alan "temsil" hakkının zedelenmesinden doğmuştur.

Meclis bütün vatandaş gruplarının, sınıflarının, farklı çıkarların, ideolojilerin "temsil" edildiği bir yer olacak ki, sorunlar demokrasi ve insan hakları çerçevesinde çözülebilsin.

Bir yandan seçimlerdeki yüzde 10 barajı bu "temsil" hakkını sınırlar ve kısıtlarken, öte yandan zaten bu barajdan dolayı meclise giremeyen BDP'nin desteklediği bağımsız adayların veto edilmesi meclisin temsil yetkisini zedelemiştir.

Bu uygulama mevcut düzenin kurallarına göre yapıldığından, bu kuralları değiştirmek, düzeltmek meclisin ve iktidarın görev ve sorumluluğundadır.

Nitekim 2002 seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan'ın aday olamama sorunu, meclis tarafından yapılan anayasal ve yasal değişikliklere çözülmüştür.

Bütün bu nedenlerle Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Meclis toplansın" önerisi doğru, iktidarın, sorumluluğu YSK'ya atması yanlıştır.

Sorunun pratik olarak yine YSK kararlarıyla çözüleceği anlaşılıyor ama bu çözüm ne meclisi ne de AKP iktidarını sorumluluklarından kurtarır!

* * *

Bir de seçimlerin güvenliği var ki, o başlı başına ayrı bir sorun olarak görünüyor.

YSK'nın, seçimlerin bütün aşamalarının şeffaf olarak toplum tarafından izlenmesine ve denetlenmesine ilişkin kararları şimdiden alması ve bunları hemen ilan ederek toplumu rahatlatması gerekmektedir.

Sandık bazındaki sonuçların, ilçe ve il toplamlarının YSK'nın sitesinde anında ilan edilmesi, dürüst ve şeffaf seçimlerin ön koşullarından biridir.

Yoksa seçmen listelerinin İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlandığı, seçim sonuçlarının Adalet Bakanlığı sistemiyle ilan edildiği bir seçimin meşruiyetine gölge düşecektir!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 17 Haziran 2019

Valid HTML 4.01 Transitional