Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

LİDERLER VE MİLLETVEKİLLERİ
 

"Lider sultası" sürdüğü sürece, Türkiye'de gerçek bir "temsili demokrasiden" söz etmek olanağı zor.

Milletvekili adaylarının genel başkanlar tarafından belirlendiği bir düzende seçmen doğrudan partiye ya da genel başkana oy veriyor.

Parti programlarını kimsenin okumadığı düşünülürse, seçim sürecinin doğrudan genel başkanların üzerine kurulu olduğu ortaya çıkar.

* * *

Aslında "Lider Demokrasisi" sadece Türkiye'de değil, demokratik rejimi bize göre gerçekten gelişmiş olan Batı ülkelerinde de geçerli.

Ama oralarda liderler aşağıdan yukarı doğru tam bir katılımla belirleniyor, her an denetleniyor ve başarısızlık halinde de değiştiriliyor.

Bizde ise, defalarca yazdığım gibi, lider-delege dayanışması ve "karşılıklı belirleme" yöntemiyle, lider bir kez seçildikten sonra bir daha kendi ayrılmadığı sürece değiştirilmesi olanaksız.

Elbette bu sistemin böyle sürüp gitmesinde mevcut siyasal partiler ve seçim yasalarının büyük katkısı var.

Her iki yasa da "Lider sultasını" olanaklı kılan, hatta destekleyen hükümlere sahip.

Çünkü bu yasalar da, liderlerin piyonu olan milletvekillerinden oluşan meclisler tarafından, "lider emriyle" yapıldı.

* * *

Partiye kayıtlı bütün üyelerin katılacağı ön seçimler yapılmadıkça, milletvekili adayları gerçekten partililer tarafından özgürce seçilmedikçe, temsili demokrasinin milletvekili bazında tam işlemesi olanaksız.

Meclisten bir gün böyle bir yasal düzenlemenin çıkması mucize olur...

Ama ben iyimserliğimi koruyarak bu mucizenin gerçekleşmesi için mücadelemi sürdüreceğim.

* * *

Tabii liderler için, tabandan gelen, partililerin ve halkın desteğine sahip olan milletvekillerinden oluşan bir parti grubunu yönetmek hiç de kolay değildir.

Böyle bir grupta milletvekilleri genel başkana karşı güçlü olduklarından liderin her dediğine kayıtsız koşulsuz boyun eğmez.

Parti disiplini, daha doğrusu "lider disiplini" açısından sorun doğuran bu bağımsızlık, aslında hem partinin hem de ülkenin yararınadır:

Çünkü konuların daha etraflıca ve derinliğine tartışılmasını, farklı kesimlerin isteklerinin dikkate alınmasını ve böylece ülke çıkarlarının daha iyi temsil edilmesini sağlar; sonuçta hem parti daha güçlenir, hem de sorunlar daha iyi çözülür.

Ama bizim liderlerin "Dediği dedik, öttürdüğü düdüktür!"

* * *

Benim tanıdığım liderler arasında gerçekten demokrat olan, demokratlığı, karşısındaki insanlara olan saygısından kaynaklanan, bu nedenle de "sahih" nitelik taşıyan tek kişi Erdal İnönü'ydü.

Taban desteğine sahip politikacılardan ve milletvekillerinden en çok çekinen lider de Bülent Ecevit'ti.

Bu nedenle parti içinde tabanı olmayan ama konularında uzman olan akademisyenleri siyasete kazandırmış ve bakan olarak kullanmıştır.

Gerçekten de parti kadrolarının kalitesini arttıran bu davranışı, temelde, parti içi demokrasiye onun da inanmayışından ve kendisine kafa tutan milletvekili istememesinden kaynaklanıyordu.

Bugünkü siyasete baktığımızda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın tam bir "otoriter" lider örneği olduğunu görüyoruz.

Sadece parti içi kararlardaki tutumları değil, karşısındakilere davranışları da bunu çok açık olarak ortaya koyuyor:

"Benim bakanım" anlayışı, "Kapı önüne koyarım" söylemi, bu tutum ve davranışların dışa vurumu.

Erdoğan'ın bu tutum ve davranışları bütün ülkeye, bütün politikacılara ve özellikle de öteki siyasal liderlere ve kadrolara çok kötü bir örnek oluşturuyor ve Türkiye'de parti içi demokrasinin gelişmesini engelliyor!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 17 Haziran 2019

Valid HTML 4.01 Transitional