Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

TUNCAY ÖZKAN'IN TRAJEDİSİ DE KİTAP OLDU
 

Kitabın adı "ZORBALIĞIN PENÇESİNDE".

Alt başlık, "Silivri Günlüğü".

Yazan Tuncay Özkan.

Yayınlayan Cumhuriyet Kitapları.

Kısa zamanda tükenen, yeni baskıları yapılan, "çok satan" bir kitap.

Bir gazetecinin duyguları, düşünceleri, kimliği, kişiliği ve Silivri'de yaşadıklarının bu kimlik ve kişilik üzerinden anlatılması...

Kolay anlaşılan, kolay okunan etkileyici bir kitap.

Mustafa Balbay'ın ve Mehmet Haberal'ın kitaplarını anımsatan bir havası var.

* * *

Tuncay Özkan, çalışkan, iddialı, araştırmacı bir gazeteci.

Şimdiye kadar pek çok araştırması yayınlandı.

Hepsi de bir çok baskı yaptı.

Hemen aklıma gelenler arasında şunlar var:

"Milli İstihbarat Teşkilatı, MİT'in Gizli Tarihi".

"Yaraya Tuz Bastım, Ermeni Soykırımı".

"Abdullah Öcalan, Neden Verildi, Nasıl Yakalandı, Ne Olacak?".

"Entrikalar Savaşı, Bush ve Saddam'ın Gölgesinde".

"CIA Kürtleri, Kürt Devleti'nin Gizli Tarihi".

Bu kitaplardan da anlaşılacağı gibi Özkan Türkiye'nin gündemindeki olaylara ve temel sorunlara eğilen, onları irdeleyen bir kafa yapısına sahip.

Enerjik ve dinamik kişiliği, bu sorunlar karşısında onu bir televizyon kanalı sahibi olmaya ve siyasete soyunmaya da yöneltti.

Hem irdeleyici ve sorgulayıcı, hem de sorunların çözümlerine yönelik eylemci kişiliği ile, pek çok meslektaşına öncülük ederek soluğu Silivri'de aldı.

Yaklaşık üç yıldır hapiste!

* * *

Özkan kitabında hem Silivri'de yaşadıklarını hem de mahkeme safahatını anlatıyor.

Bir sayfada, hücresinde verilen yemeği paylaştığı fareyi, öteki sayfada Silivri'deki davaya karşı dile getirdiği isyanı okuyorsunuz.

Kitabın 265'inci sayfasında gazeteciliğin kendisi için ne anlam ifade ettiğini anlatıyor:

"Yaşım altı. İlkokul birinci sınıftayım, Akay Acuntaş öğretmenim sordu: 'Büyüyünce ne olmak istiyorsun?'

-Gazeteci!

Sınıftaki bütün çocuklar 'gazete, gazete' diye bağırdı.

-Satandan değil, yazandan!

Çocukluk hayalini kaç kişi gerçekleştirmiştir?

Ben olardan biriyim."

Daha sonra ustalarını anan Özkan, "sürçü lisanları" için onlardan özür diliyor ve şöyle diyor:

"Gazeteci öleceğim!"

* * *

Tuncay Özkan toplumsal ve siyasal eylemlerdeki başarının örgütlülükten geçtiğinin farkında.

"Silivri mezarlığında, örgütlü olmanın ne büyük bir ayrıcalık olduğunu gördüm" diyor ve devam ediyor:

"Bulunduğum her zeminde örgütlü olmanın kalite demek olduğunu savundum."

Ne muhteşem bir ironidir ki, kendi kurduğu ve üyesi olduğu örgütler ortadayken, henüz varlığının bile tartışmalı nitelik taşıdığı mahkeme kararıyla saptanmış bulunan bir örgüte üye olmak suçundan hapiste!

* * *

Kitapta dikkati çeken en önemli noktalardan biri Tuncay Özkan'ın yaşam sevincini, umudunu ve mücadele azmini asla yitirmemiş olması.

İlginç bir biçimde adalete olan inancını da koruyor:

Kitabını, 21 Ocak 2011 tarihinde yapılan 99. duruşmanın güncesi ve tutanaklara geçmiş olan savunması ile bitirmiş. Bugünkü ve gelecek kuşakların ibretle okuyacağı bu savunmanın son satırlarında kızının 15. ve 18. doğum günlerini cezaevinde kutlamak zorunda kaldığını, ailecek çektikleri acıları belirtiyor ve mahkeme heyetine hitaben şöyle diyor:

"Umut ederim bu acılar sizin yüreğinize uğramaz ve umut ederim siz hukuku uygulayarak, bu alçak dönemi sonlandırırsınız."

  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 9 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional