Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

SADECE KADINLARI DEĞİL, DEMOKRASİYİ DE AŞIK OLDUĞUMUZ İÇİN ÖLDÜRÜYORUZ!
 

"Çok seviyordum, beni reddetti, öldürdüm!"

"Beni reddetti" yerine "Beni terk etti", "Konuşma teklifimi reddetti", "Barışma teklifimi reddetti", "Başka biriyle görüşüyordu", "Hakkında dedikodu çıkmıştı", "Telefonunda mesaj gördüm" gibi söylemleri de koyabilirsiniz!

Ama asıl gerekçe hep "Çok seviyordum"dur.

Hatta son bir olayda, karısına yıldırım aşkıyla vurulduğunu söyleyen adam, hem onu öldürmüş hem de intihar etmişti.

* * *

Erkeklerin kadınları eşya gibi gördüğü, mal gibi sahiplendiği, şiddet uyguladığı ve bunun doğal olduğunu düşündüğü, feodal ve ilkel niteliklerden kurtulamamış toplumlarda, "Aşk cinayetleri" adı altında, aslında erkek bencilliğini örten bir olay vardır.

Bunun arkasında, "Sadece benim olabilir, benim olmuyorsa, kimsenin olmasın" biçiminde bir hoyratlık, bencillik, bir ilkellik, bir "eşyalaştırma" anlayışı yatar.

* * *

İlkel ve feodal refleksler, galiba siyaset konusunda da aşktaki çizgiyi izliyor:

"Demokrasi benim iktidarıma hizmet etmiyorsa, ölsün daha iyi!" anlayışı ortaya çıkıyor...

Politikacıların tutum ve davranışları "bencillik" ekseninde, "kıskanç aşık" sendromu diyeceğimiz bir biçimde çarpık bir "demokrasi!" anlayışı halinde ortaya çıkıyor.

İşin kötüsü, altında erkek egemenliğinin yattığı bu çarpık sözde "namus" ve sözde "demokrasi" hakkındaki tutum ve davranışları, kadınlar da benimsiyor ve bu çarpıklığa katkıda bulunuyor.

* * *

Hani "sevdiğim kadın benim olmuyorsa kimsenin de olamasın" anlayışı var ya...

İşte o anlayışı siyasette de, iktidar ve demokrasi arasındaki ilişkiler bağlamında hemen hemen aynıyla görüyoruz:

"Demokrasi ancak benim iktidarıma hizmet ediyorsa benimdir, benim iktidarıma hizmet etmiyorsa, kimsenin de olamasın" anlayışı ortaya çıkıyor!

Nasıl ki kadını "eşyalaştıran" bencil mülkiyet duygusu, "aşk" adı altında saptırılıyor ve gizleniyorsa, "demokrasiyi" kendi iktidarı için "araçlaştıran" anlayış da, bütün kurum ve kuralları ihmal etmek bahasına "çoğunluk iradesi" adı altında empoze edilmeye, biraz da argo bir deyimle "yutturulmaya" çalışılıyor:

Seçilmiş olanlar, "Arkamızda çoğunluğun iradesi var" anlayışı içinde, ne adaletin temeli olan yargının bağımsız ve tarafsızlığını, ne demokrasinin esası olan medya, haberleşme ve fikir özgürlüğünü umursuyor...

Varsa yoksa kendi iktidarlarına hizmet eden bir demokrasi anlayışı!

Kendi iktidarlarına hizmet etmeyen demokrasiyi, herkesin gözü önünde, işçi gösterilerinde, öğrenci protestolarında, medyada, kitaplarda, bilgisayarlarda katlediyorlar.

Hangi demokrasiyi:

Çok sevdiklerini, koruduklarını ve geliştirdiklerini söyledikleri demokrasiyi!

Ama bu sevgi de işte öyle bir aşk:

Ya onun olursun, ya da başkalarına da hizmet edersen seni öldürür!

* * *

Bu söylediklerimi abartılı buluyorsanız, Türkiye'nin "Çok Partili Rejim" tarihini düşünün:

Demokrasi sayesinde iktidara gelenler, iktidara geldikten sonra, kendilerini muhalefetten iktidara taşıyan demokrasiyi ne hale getirdiler, ne hale getiriyorlar!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 2 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional