Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

ERBAKAN SONRASI: POLİSLE OTORİTER... MAHALLEYLE TOTALİTER!
 

Erbakan'ın vefatı doğal olarak pek çok kişiyi üzdü:

Benim de iyi tanıdığım ve diyalogumun olduğu bir politikacıydı.

Allah rahmet eylesin.

* * *

Siyasal İslam ve Sosyalizm, bağımsız parti kimlikleriyle 27 Mayıs 1960 müdahalesinden sonra, 1961 Anayasası ile Türkiye'deki çok partili düzene girdi.

Siyasal İslam'ın lideri Erbakan'dı.

1973 seçimlerinden sonra Ecevit ile koalisyon yaptı ve başbakan yardımcısı oldu.

Daha sonra Birinci ve İkinci Milliyetçi Cephe hükümetlerinde de iktidar ortağı olarak yer aldı.

Ecevit'le koalisyon ortağı olduğu sırada, hem 163'üncü maddeden hüküm giymiş İslamcıların, hem de 141-142'den cezalandırılmış solcuların affı konusunda sözünü tutmadı; İslamcıların affı kabul edildikten sonra, solcuların affına destek vermedi.

* * *

Siyasal İslam'ın Türkiye'deki Çok Partili Düzen'e entegrasyonu iki farklı görüşün ortaya çıkmasına yol açtı:

Birinci görüş, Siyasal İslam'ın Çok Partili Düzen içinde yer almasıyla demokratikleşeceği ve böylece rejim karşıtı eğilimlerin de törpüleneceği umudunu taşıyordu.

İkinci görüş ise, Siyasal İslam'ın son amacının Türkiye'de bir şeriat devletini hayata geçirmek olduğu, bu nedenle de demokratik laik rejime karşı bir tehdit oluşturduğu biçimindeydi.

Ne yazık ki, "Milli Görüş" adı altında Erbakan'ın liderliğinde örgütlenen İslamcı partiler, 28 Şubat 1997'ye kadar ikinci görüşün kaygılarını güçlendirecek bir söylemi sürdürdüler.

28 Şubat 1997'den sonra Erbakan'dan ayrılan Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Abdüllatif Şener ve Bülent Arınç önderliğindeki bir grup Adalet ve Kalkınma Partisi AKP'yi (kendi deyimleriyle Ak Parti'yi) kurdu ve İslamcıların söylemlerini değiştirdi:

AKP insan haklarını ve demokrasiyi savunan bir söylem kullanmaya başladı.

Ayrıca Erbakan çizgisindeki Milli Görüş'ün izlediği antiemperyalist ve antiAmerikancı görüşler terk edildi.

* * *

AKP bu yeni söylemiyle 2002'de iktidara geldi ve yaklaşık dokuz yıldır Türkiye'yi yönetiyor.

Kimilerine göre, rejimi ve Siyasal İslam'ı demokratikleştiriyor...

Kimilerine göre ise Türkiye'yi otoriter bir yönetim altında yavaş ama emin adımlarla muhafazakârlaştırarak totaliter bir şeriat devletinin temellerini atıyor.

İktidar yandaşı medya birinci görüşü savunuyor...

Muhalifler ise ikinci görüşe ilişkin eylemler ve söylemler üzerinde duruyor.

İktidarın dokuz yıllık uygulamalarına baktığımızda, bütün demokrasi söylemlerine karşın, yargı, medya ve üniversiteler üzerindeki baskı ve denetimin arttığını, vatandaşların özel yaşamlarının bile izlendiği, denetlendiği ve teşhir edildiği bir eğilimi görüyoruz.

Kimileri buna "muhafazakârlaşma" diyor...

Sanki toplum kendi kendine muhafazakârlaşıyormuş gibi...

Kimileri ise Şerif Mardin'in terminolojisiyle "Mahalle baskısı" deyişini tercih ediyor.

Oysa din bilgini Prof. Şahin Filiz'in ifade ettiği gibi bu olay bir "mikro faşizm".

Yine Filiz'in ifade ettiği gibi arkasında da tarikatlar ve cemaatler var.

Bir yandan polisin içki içilen lokantaları ve hatta içki satılan süpermarketleri basması, yazarları sabahın köründe göz altına alması, "yanlışlıkla" üretildiği söylenen delillerle insanların yargılanması, türbana izin verilip, başörtüsünün çıkarttırılması...

Öte yandan "halk(!)" tarafından basılan sanat galerileri, konserler, içki sattığı için protesto edilen turistik oteller...

Polisin arkasında iktidar...

"Mahalle baskısı" denilen olayın ardında tarikatlar ve cemaatler var.

Ne dersiniz, Siyasal İslam demokratikleşiyor mu acaba?


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 26 Ağustos 2019

Valid HTML 4.01 Transitional