Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

ZULÜM VE ADALET
 

Sevgili okurlarım, bugün bir fantezi yapacağım.

Size, "Doğru" ama "Gerçek olmayan" bir yazı yazmaya çalışacağım.

Biliyorum, zor bir iş bu.

Okuyun bakalım, ne diyeceksiniz?

* * *

"Zalim"in karşıtı nedir?

"Mazlum" mu?

Hayır!

"Mazlum", "Zalim"in karşıtı değil kurbanıdır.

"Merhametli" mi?

Hayır!

Çünkü her "Zalim" zaman zaman merhamet gösterebilir...

"Merhamet", "zulmün" karşıtı değil, tam tersine, onun tamamlayıcısıdır...

Çünkü "Merhamet istemek", veya daha yaygın kullanımla "Merhametine sığınmak" ya da "Merhamet dilenmek", ancak zulüm varsa söz konusudur...

"Zalim"e sığınmayı, "Zalim"in kişisel affını istemeyi içerir.

"Zalim" sıfatının karşıtı, zıddı, "Adil"dir.

* * *

İnsan ilişkileri esas olarak içgüdülerle ve duygularla yönlenir.

Severiz, kızarız, beğeniriz, eleştiririz, aşık oluruz, nefret ederiz, gereksinmelerimizin, çıkarlarımızın peşinde gideriz...

"Zalim" insan bencildir...

Başkalarının duygularını, düşüncelerini, gereksinmelerini, çıkarlarını düşünmez.

Sadece kendini düşünür!

Adeta "tek başına" vardır...

Ya da sadece kendi çıkarlarına hizmet edenlerle birlikte!

"Adil" insan, başka insanlarla beraber yaşadığını, varlığının ancak onlarla birlikte bir anlam taşıdığını bilir.

"Karşılıklılık" ilkesine inanır ve buna göre davranır:

Kendisine yapılmasını istemediği şeyleri başkalarına yapmaz.

Herkese, kendisine davranılmasını istediği gibi davranır.

Kendisini başkalarının yerine koymayı, onları anlamayı, moda deyimle "empati yapmayı" bilir.

* * *

Aslında bir insanın "Zalim" ya da "Adil" olması, tek başına büyük bir toplumsal sorun oluşturmaz...

Bu, o insanın bireysel, kişisel sorunudur.

Ama bir toplumun çoğunluğu "Zalim" insanlardan oluşuyorsa...

O zaman o toplumdaki ilişkiler, adaletten çok, zulme yönelir.

Daha da kötüsü, "Zalim" kişiler, "Zalim" ilişkiler, "Zalim" yöneticiler üretir...

"Zalim" yöneticiler, toplumda var olan zulüm ilişkilerini düzeltmek yerine, doğrudan bu ilişkilerden yararlanır, onları kendi zulmü için kullanır...

Yönetimin zulmüyle, toplumsal zulüm arasında bir pekiştirme ilişkisi kurar ve bu ilişki sonsuz bir sarmal gibi insanları, toplumu alır, zulmün karanlık labirentlerinde ezer.

* * *

Hiçbir "Adil" toplum, bireylerin doğuştan iyi ya da kötü olduğu varsayımına dayalı olarak işlemez, işleyemez.

"Adil" toplum, insanlar arası ilişkilerin, bireylerin, özellikle de yöneticilerin, duygularına ve niteliklerine tabi olarak yaşanmadığı...

İnsanların birbirlerinden korkmadığı...

"Zalimlerin" zulüm yapamadığı...

Kimsenin mazlum konumuna düşmediği...

Çünkü herkesin eşit hukuksal güvencelere sahip olduğu bir toplumdur.

* * *

"Adalet", "Adil" kişilerle değil, "Adil" kurallarla sağlanır.

Yargılanan kişi, savcının ya da yargıcın merhametine değil, yasalara sığınır.

Zulüm, kişisel merhametle değil, nesnel ve herkese eşit uygulanan yasalarla, bireyin temel hak ve özgürlüklerini koruyan, güvenceye alan anayasalarla önlenir.

* * *

"Gerçekten" öyle mi acaba?

Gelin bu soruyu bir de yargılanmaları hapiste devam eden insanlara sorun!

"Size 'Doğru' ama 'Gerçek olmayan' bir yazı yazmaya çalışacağım" demiştim.

Bilmem becerebildim mi?

Hayırlı pazarlar!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 17 Haziran 2019

Valid HTML 4.01 Transitional