Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

HACETTEPE: TIP EĞİTİMİNDE BİR DEVRİM ÖYKÜSÜ VE SONRASI...
 

Hacettepe Üniversitesi'nin ve onun kurucusu İhsan Doğramacı'nın öyküsü, aslında Türkiye'nin hem çağdaşlaşmasının, hem de bu çağdaşlaşmanın engellemesinin çelişik bir öyküsüdür.

Çünkü bu öykü, İhsan Doğramacı'nın kişisel tarihi bağlamında, büyük bir çağdaşlaşma atılımıyla Hacettepe Üniversitesi'nin kuruluşuyla başlar.

12 Eylül 1980 askeri askeri darbesinin, yine İhsan Doğramacı eliyle kurduğu ve çağdaş üniversite eğitimin önünde büyük bir engel oluşturan YÖK ile tersine çevrilir...

Doğramacı'nın YÖK Başkanı olduğu dönemde kurduğu ve çağdaş üniversite kavramına katkıda bulunan Bilkent Üniversitesi ile sürer...

Hacettepe ruhunun ve insan kaynaklarının, Mehmet Haberal tarafından yeni bir girişim çerçevesinde örgütlenmesi sonunda ortaya çıkan Başkent Üniversitesi ile noktalanır.

Bu serüven Türkiye'ye, üç çağdaş üniversite bir de çağ gerisi YÖK armağan etmiştir.

Bu nedenle yazıya başlarken bu serüvenin "Türkiye'nin hem çağdaşlaşmasının, hem de bu çağdaşlaşmanın engellemesinin çelişik bir öyküsü" olduğunu belirttim.

* * *

Geçen Perşembe günü Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde, öğrencilerle bir söyleşi yaptık.

Atatürkçü Düşünce Topluluğunun düzenlediği toplantıda havada yumurtalar değil, çözümlemeler, anılar ve fikirler uçuştu.

İnsanlık tarihine baktık:

Kurtuluş Savaşı'nın, Atatürk'ün, Atatürk Devrimlerinin bu tarih bakımından anlamını ve önemini değerlendirdik.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun, Yirminci Yüzyıl'ın en büyük siyasal, toplumsal ve kültürel devrimi olduğunu konuştuk.

Tabii konuşmanın sonunda Hacettepe'yi de Türkiye'nin, Türkiye'yi dünyanın ve dünyayı da tarihin içine oturtarak görmeye, anlamaya ve irdelemeye çalıştık.

1966-1970 yıllarındaki atılımları, umudu...

1971-1980 yıllarında ülkeyi pençesine alan karabasanı...

Türkiye ve dünya konjonktürü çerçevesinde, tarihsel bir perspektifle konuştuk.

Hacettepe daha üniversite bile olmadan, 1966 yılında başlattığımız:

Sınıf sisteminden kredi sistemine ilk kez geçen tıp eğitimini...

Tıp ve Diş Hekimliğiyle birlikte bütün sağlık bilimlerini de sosyal bilim dersleriyle bütünleştiren bir program atılımını...

Öğrencilerin üniversite yönetimine katılmasını savunan bir görüşü...

Tıpta ilk tam zamanlı öğretim ve uygulamayı verimli bir biçimde gerçekleştiren bir modeli...

Anımsadık!

* * *

Pırıl pırıl beyinler...

Sorgulayıcı, irdeleyici, yerinde duramayan, enerjik öğrenciler...

Kendilerini geliştiren, hayat kurtaran, öğrenci yetiştiren genç öğretim üyeleri ve yöneticiler...

Yediyüz kişilik salonu tıklım tıklım doldurmuş, dinleyenlerin bir kısmı merdivenlere oturmuştu.

* * *

Türkiye'de en çok horlanan gruplardan biri olan, mesleğini özel girişimde icra etmek için bile mecburi hizmete tabi tutulan doktorların, sözde demokrat ülkemizdeki sorunları büyük...

Tıp, diş hekimliği ve sağlık bilimleri eğitimi veren hocaların ve üniversitelerin sorunları ise neredeyse insanları çıldırtacak düzeyde.

Hacettepe'deki söyleşide yaşadığım nostaljik mutluluk bu acı gerçekler karşısında büyük ölçüde gölgelendi!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 10 Haziran 2019

Valid HTML 4.01 Transitional