Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

HANEFİ AVCI SİLİVRİ'YE Mİ GELİYOR?
 

Hanefi Avcı'nın gündeme bir bomba gibi düşen kitabı üzerine bomba gibi bir haber daha:

Silivri'deki davalarda görevli olan Cumhuriyet Savcılarından Mehmet Ali Pekgüzel, kitaptaki Danıştay saldırısıyla ilgili iddialar nedeniyle Emniyet Müdürü Hanefi Avcı'nın, medyanın "Birinci (kaç dava var artık ben de karıştırıyorum) Ergenekon Davası" adını taktığı davada tanık olarak dinlenilmesini talep etmiş.

Mahkeme heyeti bu talebi, Danıştay saldırısıyla ilgili tanıkların dinlenilmesinden sonra değerlendirecekmiş.

* * *

İster misiniz Hanefi Avcı, tanık olarak çağrıldığı Silivri'deki davada, sanık durumuna düşsün...

Türkiye'de yaşanmamış bir olay değil, tanıklıktan sanıklığa terfi etmek!

Ayrıca sanık olduğu andan itibaren gözaltına da alınabilir...

İster misiniz (Allah göstermesin) kendisini bir anda Silivri'deki hücrelerden birinde buluversin!

Ne demişler:

"Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz!"

Tabii bu yazdıklarım işin şaka tarafı.

Ama Türkiye'de işler öylesine çığırından çıktı ki, şaka gibi gerçekler pek çok kişinin hayatını karartıyor.

Prof. Mehmet Haberal da tutululuk süresinde 500 günü doldurdu.

Bu vesileyle yayınladığı mesajda şöyle diyordu:

"Bugün bütün özgürlüklerimin hiçbir yasal gerekçe gösterilmeden GASP edilmesinin 500. günü.

Ben 12 Eylül 1980 öncesi anarşi ortamını yaşadım.

İhtilal sonrası ise antidemokratik uygulamalara karşı Üniversite grubu kurdum. Yasaklı liderlere konferanslar verdirdim.

Aydınlar dilekçesine imza attım, ve Sıkıyönetim Mahkemesinde ifade verdim. Üniversiteden disiplin cezası aldım.

1987 referandumunda siyasi yasakların kalkması için alenen ve kapı kapı dolaşarak bütün imkanlarımı kullandım.

Yıllardır ülkemiz demokrasiyle yönetiliyor ama yıllar önce TBMM kürsüsünden İsmet Paşanın söylediği gibi özellikle son yıllarda ülkemiz İFTİRA rejimine doğru hızlı bir şekilde gidiyor. Bunun sonucudur ki beşyüz gündür hiçbir yasal gerekçe gösterilmeksizin bütün özgürlüklerim maalesef sivil bir yönetim döneminde gasp edilmiştir.

Böyle bir durumu sivil bir yönetim döneminde yaşamamızı ülkemize ve demokrasimize yakıştıramadığımı, yaptıran ve yapanları kınadığımı Aziz Milletimize Saygıyla sunuyorum".

* * *

Hanefi Avcı'nın Silivri'ye tanık olarak çağrılmasının ciddi tarafına gelirsek, aslında buna pek de gerek yok...

Çünkü Avcı, kitabında zaten bu konuda söyleyeceklerini söylemiş:

"Danıştay olayında faillerin Ergenekon'la ilişkilendirilmesini Ahmet ve Şammaz, yani İstanbul Emniyet İstihbarat Şubesi desteklememiştir.

Bunun yanlış olduğunu, eldeki delillerle böyle bir bağlantının kurulamayacağını aksine Alparslan Aslan'ın her eylemden önce ve sonra İstanbul'daki Şeyh Salih Kurter ile irtibat kurduğunu, Aslan'ın telefon HTS raporları iyi okunursa bu irtibatın daha tutarlı olduğunun görüleceğini savunmuşlardı.

Aslında işte o gün Ahmet'in İstanbul'dan alınması gerektiğine karar verildiği kanaatindeyim.

Ankara, Danıştay olayı ile Ergenekon bağlantısını kurmak istiyordu. Delilin olup olmaması önemli değildi., onlar bunu istiyordu o kadar." (s.433)

Kitabın 504 ile 508'inci sayfaları Danıştay cinayetine ayrılmış.

Bu sayfalardaki ifadelerden bir örnek:

"Ankara polisi olayın faili olarak Alparslan Arslan'ın arkasında Muzaffer Tekin ve Ergenekon'la bağlantılı bir örgütün olduğunu söylerken, yakalanan tüm kişilerin yaşadığı yer itibarıyla olayı inceleyen İstanbul polisi, daha doğrusu İstanbul istihbarat birimi olayın failinin arkasında Ergenekon değil, Şeyh Salih Kurter olduğunu ileri sürüyordu.

Ankara artık gerçeği bulmak yerine, olayın Ergenekon'la bağlantısını kurmak için her şeyi ve her yöntemi denemeye başladı.

Gerekirse her şeyi çarpıtarak kullanmak normal kabul edilir hale geldi." (s.506)

Görülüyor ki Avcı, Silivri'deki iddianamelerin temel mantığına karşı.

Zaten bunların Gülen Cemaati tarafından saptırıldığını söylüyor.

Kitapta varlığı hâlâ mahkeme kararıyla saptanamamış olduğu için benim "Hayalet Örgüt" adını verdiğim Ergenekon'la da ilgili çok görüş var.

Onlar da bir başka Pazar'a!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 26 Ağustos 2019

Valid HTML 4.01 Transitional