Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

AVCI, ÖZDEN VE SİLİVRİ: "TARAF" MI, "BİTARAF" MI?
 

Hanefi Avcı'nın, polis içindeki Fethullah Gülen Cemaati örgütlenmesine ilişkin kitabı Türkiye'de deprem yarattı:

Hanefi Avcı sıradan bir emniyet görevlisi değil:

Daire başkanlığı yapmış bir istihbarat görevlisi, bir il emniyet müdürü.

Geçmişi, dürüst ve namuslu kişiliğine tanıklık ediyor.

Avcı, cemaat emniyet ilişkisi hakkında şöyle diyor:

"İstihbarat Dairesi'nde cemaatin özel cihazları, elde ettikleri her türlü kanunsuz dinleme materyalleri mevcuttur, buralar neden aranmaz?

Kozmik odanın aranmasında kimliği belli olmayan bir ihbarcı vardı, burada ben açıkça ihbar ediyorum. Bulunacak yerleri de söylüyorum. İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesi neden denetlenmez?"

Avcı, Silivri'deki davalar hakkındaki görüşlerini de bir istihbaratçı gözüyle aktarıyor.

Ayrıca, "Özel yetkili mahkemelerin tüm hâkim ve savcıları, emsali hâkim ve savcılarla değiştirilmelidir.

Bu sağlanmadan, cemaate muhalif olan hiç kimsenin özgürlüğü ve hayatı güvencede olamaz" diyor.

Hakkında derhal bir soruşturma açıldı.

Kendisi "Bekliyordum" dedi.

Devletin görevi artık bu kitaptaki iddiaların ve ihbarların gerçekliğini soruşturmaktır.

* * *

Cumhuriyet'in 21 Ağustos'taki haberine göre, Hanefi Avcı'nın kitabı hakkında konuşan Anayasa Mahkemesi Eski Başkanı Yekta Güngör Özden de şunları söylemiş:

"Cemaatin, 1995'ten bu yana devletin yargısında ve yönetiminde ağırlığı artıyor.

Özellikle, DGM'leri kaldırdıktan sonra kurulan özel yetkili mahkemelere, söz konusu cemaatle ilişkisi bulunan savcı ve hâkimler yerleştirildi.

Son olaylar da bu kuşkuları doğrular nitelikte.

Bu ağırlığın artması sonucu da bugün yakınma konusu olan her olayda cemaat kendisini hissettirmektedir.

Artık Türkiye, Fethullah'ın dünyada açtığı okulların içinde en büyük okulu durumuna getirilmeye çalışılmaktadır.

Avcı'nın yazdıklarına zamanında ilgililer tarafından dikkat edilseydi bu duruma düşülmezdi."

Anayasa Mahkemesi Eski Başkanı Yekta Güngör Özden'in bu iddiaları da çok vahim ve kaygı vericidir.

Herhalde başta Adalet Bakanlığı olmak üzere bütün devlet aygıtı bu iddiaları da soruşturacaktır.

* * *

Bu olaylar "Ben Ergenekon'un savcısıyım" diyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın TÜSİAD ve TOBB'a yönelik olarak söylediği ama kendisine biat etmeyen herkese karşı bir uyarı niteliği taşıyan "Bitaraf olan bertaraf olur" sözleri sırasında meydana geldi.

İnsanın aklına hemen şu sorular geliyor:

Başbakan'a göre, Hanefi Avcı, Yekta Güngör Özden ve Silivri'dekiler, "taraf" mıdır?

Yoksa Başbakan bunları "bitaraf" yani tarafsız olarak mı görmektedir?

Eğer Avcı, Özden ve Silivri'dekiler "bitaraf" yani tarafsız iseler, Başbakan'ın dediğine göre "bertaraf" edileceklerdir.

Yani yok edileceklerdir.

Peki bunlar "taraf" iseler ne olacaktır?

Bu soruyu soruyorum...

Çünkü benim aklım, "bitaraf" olanların yani tarafsız kalanların "bertaraf" olacağını söyleyen bir Başbakan'ın yönettiği bu ülkede muhalif "taraf" olanların başlarına neler gelebileceğini almıyor...

Olaylar ve Başbakan'ın yorumları benim izan seviyemi aştı artık!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 17 Haziran 2019

Valid HTML 4.01 Transitional