Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

REFERANDUMU DA KAZANABİLİRSİNİZ SEÇİMİ DE, AMA DEMOKRAT OLAMAZSINIZ!
 

Türkiye'nin azgelişmiş demokrasisi ne yazık ki sağ iktidarlar tarafından sürekli tasalluta uğruyor:

Çok Partili Rejim'e geçtiğimizden beri iktidara gelen sağ iktidarlar demokrasiyi hep çoğunluğun mutlak baskısı ve sadece sandık sonuçları olarak algılamışlar, temel hak ve özgürlükleri, özellikle de ifade özgürlüğünü, medya özgürlüğünü ve kendileri gibi düşünmeyenlerin haklarını ihmal etmişlerdir.

Ayrıca iktidarın gücünü ve nimetlerini seçimleri etkilemek için bol bol kullanmakta hiç tereddüt etmemişlerdir.

Şimdi, sekiz yıllık iktidarı süresinde sadece hükümet bürokrasisinin değil, devlet bürokrasisinin de tüm kadrolarını yandaş personelle dolduran AKP, fütursuzca referandum oylaması için baskılarını arttırmış görünüyor.

Örneğin bazı valiler genellikle devletin tarafsız valisi gibi değil, AKP'nin valisi olarak hareket ediyorlar.

Bu yüzden ceza alanları bile var.

Başbakan ve bakanlar genellikle devlet olanaklarını referandum propagandası için kullanmakta sakınca görmüyorlar.

Ama unutuyorlar ki, bu ülkede yüzde 90'dan fazla oy desteği alarak yürürlüğe giren 1982 Anayasası bile, bu oy oranına karşın hem hazırlanış hem de oylanış sırasındaki eksik ve yanlışlardan dolayı gayrimeşrudur!

Geçen Perşembe günü yazdığım "Sakat İktidar, Sakat Anayasa, Sakat Referandum" başlıklı yazım bu çerçevede büyük yankı uyandırdı.

Gelen mektuplarından biri de eski Yargıtay Başkanı Sami Selçuk'tandı:

"Sayın Kongar, Perşembe günkü yazınızda 1982 Anayasası'nın meşru olmadığını söylüyorsunuz. Haklısınız. Ben de yaptığım üç adli yıl açış konuşmasında ve yazılarımda bunun nedenlerini açıklamıştım. %93 oyla kabul edildiği iddiası ise sahtedir. Bu konudaki ayrıntılı yazılarım ektedir."

Eski Yargıtay Başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk 1999 yılında yaptığı adli yıl açılış konuşmasında 1982 Anayasası'nın niçin gayrimeşru olduğunu hem biçimsel meşruluk açısından altı maddede sıralıyor, hem de maddi meşruluğunun olmadığını anlatıyordu.

6 Eylül 2000 tarihinde yaptığı adli yıl açılış konuşmasında ise yeni bir Anayasa yapılmasının koşullarını şöyle sıralıyordu:

"Birincisi, kurucu meclisin yapısıyla ilgilidir. Meclis; üniversitelerin, meslek kuruluşları, sendikalar gibi sivil toplum örgütlerinin, seçim barajı altında kalanlar dahil, nesnel ölçütlere göre, bütün siyasal partilerin ve benzerlerinin temsilcilerinden oluşmalı, katılım olabildiğince geniş tutulmalı; bu konuda geçmişteki yanılgılara düşülmemelidir.

İkincisi, anayasa yapılırken karşılaştırmalı hukuktan, insan haklarına ve özgürlüklerine ilişkin evrensel bildirilerden, Avrupa Birliğiyle ilgili sözleşmelerden, yerel ve uluslararası mahkeme kararlarından esinlenilmelidir.

Üçüncüsü, kamuoyunun eğilimleri gözetilmeli, açık tartışmalar sonucu kotarılan "toplumsal sözleşme" halkoyuna sunulmalıdır.

Elbette toplumca üzerinde uzlaşılan böyle bir Anayasa; bu kez, Philadelphia'da Paris'te, Berlin'de Madrit'te değil, Ankara'da kotarılacak, hiç kuşkusuz hem demokratik ve hem de hepimizin ortak ürünü bulunduğu için güçlü olacak; Türk toplumu anayasasına kavuşacak, Türkiye de anayasal bir devlet olmanın kıvancını yaşayacaktır.

Çünkü demokrasiye geçiş, toplumdaki bütün kesimleri ve kümeleri kapsayan bir diyalog ve görüşmeler dizisidir."

* * *

Yukardaki satırlardan da açıkça anlaşılacağı gibi 12 Eylül'de referanduma sunulacak olan Anayasa Değişiklikleri Paketi'nin hazırlanış biçimi zaten demokratik değildir.

Ayrıca, değişikliklerin ekseni, Yüksek Yargıyı siyasal iktidarın denetimine almak üzerinedir.

Bir AKP önerisi olarak oldu bittiye getirilen bu değişiklerin "Milli İradeyi" yansıttığını ileri sürmek olanaksızdır.

Üstelik referandum kampanyası sırasında iktidarın uyguladığı baskıcı ve demokrasiye uymayan yöntemler de bu oylamayı daha şimdiden sakatlamıştır.

Bu nedenle önerilen değişikliklerin şu veya bu oranla (isterse yüzde 99'la olsun) kamuoyu tarafından onaylanması da fazla bir anlam taşımayacaktır:

1982 Anayasası örneği önümüzdedir!

Onun için diyorum ki:

Referandumları ve seçimleri kazanabilirsiniz...

Ama gerek hazırlık gerekse propaganda aşamalarında kullandığınız yöntemler ve getirdiğiniz hükümler demokratik değilse...

Kazandığınız bu oylamalar sizi demokrat yapmaz...

Tarih önünde sorumlu olursunuz!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 15 Nisan 2019

Valid HTML 4.01 Transitional