Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

TARİHİ DOĞRU OKUMAK VE TKP
 

Tarihteki olaylar değişmez...

Ama tarihteki olayları yorumlama biçimlerimiz değişir:

Zamanında alkışlanan bir olay sonradan yerin dibine batırılabilir...

12 Eylül Askeri Darbesi gibi!

Zamanında önemi kavranmamış bir olay sonradan tarihin bir dönüm noktası olarak kabul edilebilir...

Mustafa Kemal'in Anadolu'ya geçişi gibi!

* * *

Ama kimi zaman aynı olay, aynı kişi, gerek kendi zamanında, gerekse sonradan sürekli olarak iki zıt biçimde değerlendirilir:

Demokrat Parti dönemi ve Adnan Menderes gibi...

Demokrat Parti bir "Demokrasi Devrimi" midir, yoksa bir "Demokrasi Faciası" mı?

Adnan Menderes bir "Demokrasi Şehidi" midir yoksa bir "Demokrasi Düşmanı" mı?

Bu farklı hatta birbirine zıt değerlendirmelerin temelinde ne yazık ki nesnel tarihçilik ve nesnel görüşler değil, öznel bakış açıları, özellikle de siyasal ve hatta partisel ideolojiler egemen olur.

Örneğin, Demokrat Parti'nin mirasçısı olduğunu iddia eden ve onun oy potansiyelini kullanmak isteyen siyasal partiler ve liderler, demokrasinin bütün kurallarını ihlal etmiş ve sonunda ülkeyi bir askeri darbeye sürüklemiş olan Menderes'i "Demokrasi Şehidi" olarak niteler.

* * *

Üzerinde en çok tartışılmış olan olaylardan biri de Sovyetler Birliği fenomenidir.

Özellikle Marxizm açısından bu olayın taşıdığı önem, Marxizm'e uygunluğu veya aykırılığı, dünya tarihine yaptığı etkiler, yıkılışının nedenleri ve yıkılışı sonrasında yapılan yorumlar hâlâ siyaset biliminin en sıcak konuları arasındadır.

Batı dünyasının egemen görüşüne göre Sovyetler Birliği'nin yıkılması Marxist kuramın da çöküşünü ve bu anlamda sınıf mücadelelerine dayalı toplumsal değişme kuramının iflasını, yani "tarihin sonunu" belirler.

Bilindiği gibi bu tezi ünlü Amerikalı siyaset bilimci Francis Fukuyama ortaya atmış, ama sonradan nesnel olayların ışığında kendisi dahil, pek çok bilim insanı bu tezin doğru olmadığını görmüş ve yazmıştır.

Benim görüşüme göre Sovyetler Birliği'nin çöküşü Marxizm'in yanlışlığı veya geçersizliği için bir kanıt oluşturamaz.

Çünkü Sovyet deneyimi, Marxist kuramın sadece tek bir ve üstelik de kurama uygunluğu çok tartışmalı olan uygulamasıdır.

Kişisel olarak, insanlığın bugününde ve geleceğinde Marxizm'den etkilenen daha pek çok siyasal deneyimin yaşandığını ve yaşanacağını düşünüyorum.

* * *

Marxist kuramın siyasetteki somut temsilcileri komünist partilerdir.

Dünyanın çeşitli ülkelerindeki komünist partiler Marxizm'i kendi ülkelerinin tarihlerine ve Marxist düşüncenin çeşitli ekollerine göre yorumlar ve kendilerine bir program çizerler.

Bunlardan biri de bugünkü Türkiye Komünist Partisi'dir.

TKP'nin, 12 Eylül Askeri Darbesi'nin yerle bir ettiği her türlü sol düşüncenin ardından, gençlerin kurduğu ve yönettiği bir parti olduğu anlaşılıyor.

"Anlaşılıyor" diyorum, çünkü ne nasıl kurulduğunu biliyorum, ne üyelerini tanıyorum, ne de yöneticilerini.

Sadece medyadan edindiğim bilgilere göre yöneticilerin çok genç olduklarını biliyorum, o kadar!

* * *

Sevgili okurlarım, bugün 24 Temmuz...

Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerini uluslararası düzeyde atan Lozan Antlaşması'nın yıldönümü.

Hepinize kutlu olsun.

TKP'nin, Kurtuluş Savaşı'mıza bakışını ve Anayasa referandumu konusundaki tutumunu doğru buluyorum.

Tarihi doğru yorumladıklarını ve referandum konusunda doğru duruş sergilediklerini düşünüyorum.

Bu konuya yarın devam edeceğim.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 17 Haziran 2019

Valid HTML 4.01 Transitional