Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

KOMPLOCU KAFA!
 

Geçen yazımda "Dogmatik kafayı" çözümlemeye çalışmıştım:

Zıtların etkileşimini göremeyen, yaptıklarının ve yapacaklarının sonucunu kestiremeyen, her türlü eleştiriyi düşmanlık ve ihanet çizgisinde değerlendiren, kendi doğrusunu tek ve biricik kabul eden antidemokratik bir kafa!

Bu kafa, bir başka kafa yapısı daha üretiyor:

Komplocu kafa.

Komplocu kafa her yerde komplo gören, kendi politikalarını da komplolarla yürütmeye çalışan, hoşuna gitmeyen her hareketi, her düşünceyi kendine karşı uygulanan bir komplo olarak algılayan paranoyak bir kafadır!

Dogmatik kafa ile komplocu kafa, iktidarda "kafa kafaya verdiklerinde" ülke bir savaş alanına, bir yangın yerine dönüşür.

Çünkü artık orada, akıl, mantık, gerçekler, eleştiri, hukuk, adalet, özgürlükler, demokrasi kalmaz...

Çünkü artık orada sadece iktidar ve ona karşı komplo kuran düşmanlar, hainler vardır!

PKK saldırıları bile, bu saldırılarla hiç ilişkisi olmayan, yargıyı kuşatma altına almaya çalışan Anayasa değişikliklerini engellemek için yapılıyor diye "akla ziyan" bir komplo teorisinin içine yerleştirilir...

"Aleviler PKK yönetimini ele geçirdi" diye buram buram ayrımcılık, mezhepçilik kokan bir başka "akla ziyan" komplo gündeme sürülür...

Zaten Yüksek Yargı'ya karşı sürdürülen kampanya da, Alevilik üzerinden bir başka komplonun içine yerleştirilmişti.

PKK saldırılarının artmasının faturası, muhalefet partilerine ve medyaya kesilir bir başka komplocu yaklaşımla.

Tabii bu arada "Ergenekon" komplosunu da unutmamak gerek:

Başta PKK saldırıları olmak kaydıyla, her taşın altında bu muhayyel örgüt üzerine dayalı bir komplo teorisi aranır, bulunur ve devreye sokulur.

* * *

Bu hastalıklı yaklaşım iktidar çevrelerini o denli avucuna almış ki, kimi yazarlar ve gazeteciler bile duydukları karşısında şaşırıp kalıyor:

24 Haziran tarihinde Hürriyet'te Şükrü Küçükşahin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın grup toplantısında yaptığı konuşmayı aktarırken, bu komplocu kafa karşısındaki şaşkınlığını şöyle dile getiriyordu:

"...Çok detaya girmeye gerek yok; herkese çattı, medya da nasibini aldı yine.

Eleştiriden öteye işi, "terör yandaşlığı" ile suçlamaya vardırdı.

Ama aynı Başbakan, hükümeti destekleyen bir gazetede hem de o gün çıkan "PKK da Alevilerin kontrolüne geçti" sürmanşetini -belki de o gazeteyi okumadığı içindir- bölücülüğün alası görüp eleştirme gereği dahi duymadı.

SARIGÜL'E PARTİ KURDURMADINIZ

"Öfke terörü besler" dediği halde Başbakan'ın yine çok öfkelendiğini gördük, nedenini anlamak için kulise kulak verelim dedik.

Üslupta sorun görüp dillendirmeyen de var, gerekçelendiren de.

Ancak bir milletvekilinin şu söylediği karşısında kalakaldım demeliyim:

'Medya olarak Başbakan'ın çok üstüne gidiyorsunuz. Daha bugün bile ortaya çıktı. Mustafa Sarıgül'e parti kurdurmadınız.'

'Edecek tek sözüm yok. Ülkede ne olsa hükümeti devirme amaçlı ve altında medya var! Komplo teorisinin de bu kadarı; insaf yani' demekle yetindim..."

Sarıgül'ün Kılıçdaroğlu rüzgarını doğru değerlendirip parti kurmaktan vazgeçmesini bile "medya komplosu" olarak görenler bu ülkenin hangi sorununu çözebilir...

Bu dogmatik ve komplocu kafa ülkenin hangi derdine deva olabilir...

Kürt sorununu bunlar mı çözecek...

Demokratik açılımı bunlar mı yapacak!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 19 Ağustos 2019

Valid HTML 4.01 Transitional