Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

DEVLETTEN AŞİRETE DÖNÜŞÜRKEN: YÜKSEK YARGI ENGELİ
 

Devlet bir hukuk düzenidir...

Aşiret bir kan bağı düzeni.

Devlette anayasa ve yasalar geçerlidir...

Aşirette gelenekler.

Devletin düzenini mahkemeler sağlar...

Aşiretin düzenini reisin kararları.

Devletin bütün vatandaşları eşittir...

Aşiretin bütün üyeleri eşit değildir; yaşlılar ve erkekler daha eşittir!

Devlet, vatandaşları arasında din, mezhep, ırk, milliyet farkına bakmaz...

Aşiret ancak belli bir din ya da mezhep ve belli bir ırk ya da milliyet mensuplarından oluşur.

Devletin yöneticileri vatandaşlar tarafından seçilir...

Aşiretin yöneticisi, aile bağları ve gelenekler tarafından belirlenir.

Devlet yönetiminde kararlar kişiye göre değil, yasalara göre verilir...

Aşiret yönetiminde kararlar kişiye göre verilir.

Devlette üretim ve paylaşım vatandaşların özgür iradeleriyle, yasalara uygun olarak yapılır...

Aşirette üretim ve paylaşım kararlarını reis verir.

* * *

Tabii sevgili okurlarım derhal fark etmişlerdir ki, "devletten" kastım "demokratik devlettir".

Tarihsel olarak aşiret, Orta Çağ'ın, hatta ondan da eski olan feodal düzeninin bir örgütlenmesidir.

Demokratik devlet ise, aşiretlerden beyliklere, beyliklerden krallıklara, imparatorluklara, imparatorluklardan meşruti yönetimlere, ulus devletlere, demokrasilere giden uzun bir sürecin sonunda ortaya çıkan çağdaş bir yapılanmadır.

Aşiret sınıfsal açıdan, feodal yapının, toprak ağalığının, toprağa bağımlı köleliğin örgütlenmesidir.

Demokratik devlet, sermaye ve işçi sınıflarının gelişmesi sonunda ortaya çıkan insan haklarına dayalı bir siyasal örgütlenmedir.

* * *

Türkiye hızla, demokratik bir devletten, çağ gerisi bir aşiret yapısına sürükleniyor:

Aile ilişkileri, kan bağları, kamu fonlarının dağıtımında birincil zenginleşme aracı oluyor...

Din, mezhep, tarikat, cemaat ilişkileri, maddi manevi imtiyazlar sağlıyor...

Mahkemeler, Mahmur'dan ve Kandil'den gelenlerin karşılanmasındaki kararlarla, bugün verilen kararlar arasındaki çelişkilerde görüldüğü gibi siyasal iktidarın iradesine göre değişen kararlar verebiliyor...

Erzurum Savcısı, Erzincan Savcısını tartışmalı bir biçimde tutuklayabiliyor...

Bir Anayasa Mahkemesi raportörü, demokratik devlet düzenini korumakla yükümlü olan Anayasa Mahkemesi'nin Hükümetçe benimsenmeyen kararlarının yok sayılabileceğini belirtebiliyor...

Silivri'de yargılananlar, cezaya dönüşen tutukluluk dönemlerine mahkum edilebiliyor...

Seçilmiş yöneticiler, aşiret reisi gibi davranabiliyor, iktidarlarını tüm çağdaş devlet yapısının altını oyan bir biçimde kullanabiliyor...

* * *

İşte kamuoyuna "değişim" adı altında sunulan bütün bu geriye gidişe "dur" diyebilecek tek bir sığınak kaldı:

Yüksek Yargı!

Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ve bir de Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu.

Yargıtay'ın çeşitli daireleri son aldıkları kararlarla, sadece anayasal hukuk düzenini, demokratik devleti, vatandaşın temel lak ve özgürlüklerini, bağımsız yargıyı değil, aynı zamanda Türkiye'nin uluslararası saygınlığını, onurunu da korumaya çalışıyor.

Yüksek yargı kurumları, bu nedenle aşiret reisi gibi davranan politikacıların şimşeklerini üzerine çekiyor!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 19 Ağustos 2019

Valid HTML 4.01 Transitional