Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

ÇAĞDAŞ DEMOKRASİDEN ORTADOĞULU OTORİTER-TOTALİTER REJİME DOĞRU!
 

Dünya ve Türkiye kamuoyu tartışıyor:

"Türkiye'nin dış politika ekseni kaydı mı?"

"Türkiye yönünü Batı'dan Ortadoğu'ya doğru mu çevirdi?"

Bu tartışma, Türkiye'nin Birleşmiş Miletler Güvenlik Konseyi'nde Batılı müttefiklerinden ayrılarak İran'ın yanında yer almasından sonra alevlendi.

Tabii hemen bunun öncesinde de, Gazze'ye yollanan yardım gemisine Türkiye'nin öncülük etmesi, burada dokuz Türk'ün katledilmesi ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın HAMAS'ın sözcülüğüne soyunması tüm dikkatleri Türkiye üzerine çevirmişti.

Şimdi bir de Suriye, Ürdün ve Lübnan'la yeni bir ticaret ve siyaset birliğinin çekirdeği oluşturuldu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Türkiye'nin dış politikasında eksen kayması olduğunu öne sürenleri "Kötü niyetli propagandanın taşeronları" olarak suçladı.

Acaba gerçekten "eksen kayması" yok mu?

Yoksa AKP iktidarı, Türkiye'nin genel yapısı ile birlikte Dünya'daki yerini de mi değiştiriyor?

Batılı, çağdaş, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ni otoriter-totaliter bir Ortadoğu ülkesine mi dönüştürüyor?

Dış politikadaki dalgalanmalar, AKP'nin Türkiye'yi dönüştürme projesinin yansımaları mı?

* * *

Dış politikadaki gidiş, içteki yapısal değişimler dikkate alınmadan anlaşılamaz.

Yukardaki soruların yanıtları, ancak sekiz yıllık AKP iktidarı sırasında yaşananlara bakılarak verilebilir:

  1. AKP, Avrupa Birliği üyeliğini hedefleyerek iktidara gelmiş ve pek çok AKP'li olmayan, kendilerini "liberal" diye niteleyen kesimlerin desteğini de bu nedenle arkasına almıştı.

    Oysa şimdi Türkiye'nin Avrupa Birliği süreci durdurulmuş, dondurulmuştur.

  2. Türkiye, dış politikada AB hedefinden boşalan yere Ortadoğu'yu oturtmuştur.

    Artık, siyasal, ekonomik ve kültürel ilişkiler Ortadoğu'ya odaklanmıştır.

  3. İçerde, gerek merkezi hükümet, gerek devlet, gerekse belediyeler aracılığıyla, halkın giyim-kuşam kültüründen yeme-içme kültürüne kadar belirgin bir biçimde "muhafazakâr" politikalar yürürlüğe konmuş, örneğin artık içki içmek ve içki satın almak özellikle küçük kentlerde sorun haline gelmiştir.

    Yapılan bütün araştırmalar, halkın AKP iktidarı zamanında daha "muhafazakârlaştığını" göstermektedir.

    Giyim-kuşam ve yeme-içme kültürü konusundaki mahalle baskısı bir çok yerde dayanılmaz hale gelmiştir.

  4. Atatürk, Atatürkçülük, Kemalizm, laiklik, irticayla mücadele gibi kavramlar, darbecilikle eş anlamlı kullanılmaya ve bu kavramları savunanlar potansiyel suçlu muamelesi görmeye başlamıştır.
     
  5. Üniversiteler YÖK aracılığıyla tam bir denetim altına alınmış, bilimsel özgürlük ve özerklik zedelenmiştir.
     
  6. Medya, ekonomik ve mali önlemlerle yönlendirilmiş, tam bir yandaş medya kesimi yaratıldığı gibi, bağımsız kalabilen medya da çok büyük vergi cezalarıyla korkutularak baskı altına alınmıştır.
     
  7. Oluşturulan mekanizmalarla, herkes, her an her yerde, izlenmeye, dinlenmeye ve kaydedilmeye başlanmıştır.

    Başlı başına bir "otoriter-totaliter" rejim belirtisi olan bu izleme ve dinleme kayıtları, kimi zaman hukuk kılıfına uydurularak, kimi zaman bütünüyle yasa dışı yöntemlerle medyaya sızdırılmaya başlanmış, insanların özel yaşamları diye bir alan kalmamıştır.

    Sadece bu uygulamalar bile Türkiye'nin demokratik rejimden otoriter-totaliter bir rejime doğru kaydığının bir göstergesidir.

  8. Özel mahkemeler aracılığıyla medya mensupları, aydınlar, öğretim üyeleri, rektörler, eğitimciler, politikacılar ve hatta yargı mensupları içeri atılmış, bütün baroları ayağa kaldıran ve protesto bildirileri yayınlanmasına yol açan tartışmalı uygulamalarla tutukluluk süreleri mahkumiyet infazına dönüştürülmüştür.
     
  9. Yargı, siyasal iktidarın ve medyanın baskısına açık hale gelmiş, yüksek yargı organlarını tümüyle siyasetin emrine sokacak öneriler referanduma sunulmuştur.

* * *

Yukarda çok kısaca belirttiğim iç ve dış kaymalar birbirini destekleyen bir genel politika çerçevesinde uygulanıyor.

En tehlikeli gelişme de, dış politikada öne çıkan dinci çizginin, içte baskı ögesi olarak kullanılması ve demokratik hak ve özgürlüklerin baskı altına alınmasında, medya aracılığıyla işlevsel kılınmasıdır.

Türkiye'nin ekseni çoktan içte de dışta da, çağdaş ve demokratik bir Batılı ülkeden, Ortadoğulu bir otoriter-totaliter ülkeye doğru kaydı bile...

Ama içteki ve dıştaki bazı aymazlar bunu yeni fark ediyor!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 2 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional