Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

KEMAL KILIÇDAROĞLU KİRLİ OYUNLARI BOZABİLİR
 

Sevgili okurlarım, her ülke hiç kuşkusuz siyaset yoluyla biçimlenir, biçimlendirilir.

Bir ülke üzerinde oynanan oyunların temel aktörleri, iç ve dış güçler, kozlarını son kertede sandıkta paylaşır.

Ne yazık ki demokratik siyasetin ön koşulları olan temel hak ve özgürlükler, hukukun üstünlüğü, şeffaflık, toplumdaki temel eğilimlerin meclise yansıması gibi ilkeler Türkiye'de pek işlemiyor.

Parti içi demokrasinin olmaması, lider sultası, yüzde 10 barajı, dokunulmazlar gibi engeller sonucunda bütün demokratik ilkeler adeta devre dışı kalmış gibidir.

Tabii bunlara bir de her türlü ahlâka ve hukuka aykırı izlemeleri, kayıtları, internete ve medyaya düşen telefon ve ortam dinlemelerini, "belden aşağı" vuruşları eklerseniz bugün ülkemizdeki geçerli olan demokratik kuralların ne denli yozlaşmış olduğu açıkça ortaya çıkar.

İşte bütün bu toz duman içinde herkes "Ne oluyoruz?", "Nereye gidiyoruz?" diye sormaya başladı.

Bu sorular, sekiz yıllık AKP iktidarı, kamusal yaşamın her alanına egemen olmakla yetinmeyip bireysel özgürlük alanlarına da müdahale etmeye başlayınca, daha da önem kazandı.

Sorun, soyut bir "rejim tartışması" bağlamından, "laik düzenin korunması" ve hatta "yargı bağımsızlığı" kaygısından da çıkıp, doğrudan doğruya bireylerin can ve mal güvenliklerinin, mahremiyetlerinin korunması noktasına kadar geldi.

* * *

Demokratik bir ülkede tabii ki toplumun en güçlü yönlendiricisi, belirleyicisi iktidardır.

Ama demokratik ülkelerde hiçbir iktidar tek başına "Milli irade" değildir.

"Milli irade" bir bütündür, iktidarla birlikte anayasal kurumları ve bunların en başında muhalefeti de kapsar.

* * *

Türkiye, sekiz yıllık AKP iktidarı süresinde art arda gelen toplumsal ve siyasal şoklarla iyici sersemlemiş, nereye gittiğini göremez olmuştur.

Toplumun yıpranmayan, yıpratılmayan hiçbir ciddi kurumu kalmamıştır.

Ne üniversiteler, ne yargı, ne medya, ne de ordu bu yıpranmadan ve yıpratılmadan kendini koruyabilmiştir.

Tabii siyaset kurumu da bütün bu olayların en tepesindeki belirleyici olarak tümüyle yozlaşmış ve yozlaştırılmıştır

Siyaset kurumunun gerçek demokratik bir çizgiye çekilmesi hiç kuşkusuz birinci derecede iktidarın görevi ve sorumluluğudur.

Ama sekiz yıldır iktidarda olan AKP'nin, bugüne kadar yaptıkları ortadadır.

Bu nedenle bu durumun düzeltilmesini AKP iktidarından beklemek akılcı bir tutum olmaz.

Çünkü bozan zaten odur!

Geriye kalıyor, muhalefet...

Özellikle de Ana muhalefet.

Dün CHP Genel Başkanlığı'na adaylığını açıklayan Kemal Kılıçdaroğlu, kişiliğiyle, deneyimiyle, başardıklarıyla, cesaretiyle, tabandan aldığı destekle bu yozlaşmış siyasete çeki düzen verecek bir lider kimliğiyle ortaya çıkmıştır.

Yolu dikenli ve uzundur.

Ama Kılıçdaroğlu, bu uzun ve dikenli yolu başarıyla aşacak bir kimliğe ve kişiliğe sahip görünüyor.

Önündeki görev sadece Ana Muhalefet liderliği değil, Türkiye'nin yozlaşmış siyasetine de çeki düzen verecek bir önderliktir.

Kılıçdaroğlu Türkiye'de siyaset üzerinde oynanan kirli oyunları bozabilir!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 24 Haziran 2019

Valid HTML 4.01 Transitional