Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

KASET OLAYI: KURBANI SUÇLAMAK BİREYSEL FAŞİZMDİR
 

Toplumlar belli şoklarla karşılaştığında bireylerin tepkileri onların asıl kişiliklerini ortaya koyar.

Çünkü toplumsal şoklar herkesi sarsar:

Artık kimsenin malı, mülkü, canı, namusu, güvenliği güvence altında değildir.

Böyle bir tehditle yüzleşen kişiler birdenbire hiç beklemedikleri bir yaşam kavgasıyla karşı karşıya kalır.

İşte o zaman içlerindeki temel eğilimler, bastırılmış duygular, korkular, korunma içgüdüsü, bencillik, çıkarcılık, küçük hesapçılık, güce tapınma dışa vurulur!

* * *

Herkesin başına gelebilecek bir saldırı...

Bir tecavüz...

Bir cinayet...

Bir haksız ve hukuksuz tutuklama...

Bir teşhir...

Bir iftira...

Ve bunların yaygınlaşması...

İnsanları korkutur.

İşte o zaman iki tür tepki ortaya çıkar:

Birinci tepki, uygarca davranmak, yapılana karşı çıkmaktır.

Böyle bir saldırıyı kınamak, her kime yapılmış olursa olsun karşı çıkmak, suçlunun cezalandırılmasını istemek, toplumu bu yanlışa ortak olmaması için uyarmak, uygar insanın demokratik ve özgürlükçü tepkisidir.

İkinci tepki, ilkelliktir, kurbanı suçlamaktır.

Bu, korkakların, bencillerin, küçük hesap sahiplerinin, güce tapanların, faşizme yol açan tepkisidir.

Bu davranışın altında yatan temel güdü, "Bu benim, ailemin, eşimin, kızımın başıma gelmez" yanılsamasıdır.

İşte bu insanlar kurbanı suçlar!

Özellikle erkek egemen toplumlarda, kadınlara karşı işlenen suçlarda böyle davranışlar sık görülür:

Tecavüze uğrayan kadın için "O da oralarda dolaşmasaydı", "O saatte sokakta ne işi vardı", "Niçin yalnızdı", "O insanlarla düşüp kalkamasaydı", "Öyle giyinmeseydi", "Öyle gülümsemeseydi" "O adamı eve almasaydı" gibi yüzlerce binlerce sözde "suç" üretilir.

Böylece "Ben öyle davranmazsam, bu benim başıma gelmez" yanılsamasına sığınılır.

İşte tam bu noktada, işinde gücünde, kendi halinde olan sıradan insanlar, faşizmin tabanını oluşturmaya başlar.

Nazilerin Yahudi katliamı, pek çok insan tarafından "Ben Yahudi değilim ki" rahatlığı içinde, kurbanı suçlayan bir psikolojiye sığınılarak seyredilmiş, böylece yaygın bir faşizm, önce bir toplumu pençesine almış, sonra da tüm dünyayı kana bulayabilmiştir.

* * *

Ertuğrul Özkök, Baykal'a yapılanı bir "darbe" olarak nitelemişti.

Ben "suikast" demiştim.

Ama ne yazık ki bu olayda da "Kurbanı suçlayan" yorumlar hemen ortaya döküldü.

Pek çok sözde liberal, anlı şanlı hukukçu, ve tabii bir çok ünlü politikacı:

"İlişkiyi inkar etmedi", "Eşini aldatıyormuş", "Politikacılar özel hayatlarının hesabını vermek zorundadır", "Oraya ben mi gittim", "O kadını oraya iktidar mı koydu", "Otoriter liderliğinin bedelini ödüyor" gibi yorumlar yaptı.

Baykal'a karşı işlenen suçu haklı göstermeye çalışan...

Herkesi her an tehdit eden bir tehlikeyi görmezden gelen...

Ve böylece özel hayata, bireysel özgürlüklere, demokrasiye, insan haklarına karşı yapılan bu korkunç saldırıyı adeta meşrulaştıran...

Faşizmin bireysel tabanı ortaya çıktı!

* * *

Toplumsal kriz ve şoklar, maskeleri düşürüyor!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 17 Haziran 2019

Valid HTML 4.01 Transitional