Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

MUSTAFA BALBAY'IN 367'İNCİ GÜNÜ
 

Değerli okurlarım siz bu yazıyı okurken Cumhuriyet gazetesinin Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay, boş olan köşesinde de belirtildiği gibi, hapisteki 367'inci gününü doldurmuş olacak.

Silivri'deki davada, terör örgütü üyesi ve darbeci olmakla suçlanıyor.

Davası, tutuklu olarak görülüyor.

Aynı davada yargılanan pek çok kişi "kaçma ve delilleri karartma olasılığı olmadığı" gerekçesiyle, tutuklanmadığı ya da tutukluyken tahliye edildiği için, mahkeme heyetinin Balbay'ın kaçma veya delilleri karartma olasılığı olduğuna inandığı belli.

Oysa daha önce sorgulanmış ve tutuklanmamıştı.

Tutuklanana kadar da kaçmadığı veya kaçma girişiminde bulunmadığı onaylanmış bir gerçektir.

* * *

Balbay bir gazeteci.

Kaleminden başka silahı yok.

İçerde.

Tutuklu yargılanıyor.

Aynen Başkent Üniversitesi rektörü Prof. Mehmet Haberal gibi.

Ya da Malatya İnönü Üniversitesi eski rektörü Prof. Fatih Hilmioğlu ve daha başkaları gibi.

Haberal ile Hilmioğlu'nun hasta olduklarını biliyoruz.

Mustafa Balbay'ın fiziksel sağlığı şimdilik iyi.

Ruh sağlığını bilmek ise olanaklı değil.

* * *

Balbay 367 gün içinde yaklaşık 10.000.000 (on milyon) kez hapishane havası solumuştur.

Yüreği yaklaşık 37.000.000 (otuz yedi milyon) kez hapishanede çarpmıştır.

Bu sayıların ne anlama geldiğine tarih karar verecek.

Hiç kuşkunuz olmasın, Yirmibirinci Yüzyıl'ın Türkiye'deki ilk on yılı, Haberal'ın, Hilmioğlu'nun, Balbay'ın isimleriyle de anılacak.

Kim ne yaparsa yapsın, hangi değişme ve gelişmeler olursa olsun, onlar tarihe geçti.

Ne yazık ki insanlar her zaman kahramanlıkları ve katılarıyla değil, bazen kendilerine yapılanlar dolayısıyla da tarihe geçiyor.

Ama eminim ki, yargılandıkları davadaki karar ne olursa olsun, bu isimler, bu davadan bağımsız olarak, yazdıkları, çizdikleri, hizmetleri, topluma yaptıkları katkılar dolayısıyla da tarihe zaten geçmişlerdi.

Tabii tarih, bu dönem içinde Türkiye'yi yönetenleri de unutmayacak.

Onlar da, isteseler de istemeseler de, Balbay, Haberal, Hilmioğlu gibi isimlerle yan yana anılacak.

* * *

Türkiye'de olup bitenler herkesin gözü önünde cereyan ediyor.

Kamuoyu, en azından şimdilik, genel hatlarıyla da olsa olayları izleyebiliyor, kendi yargılarını verebiliyor.

Olaylar o denli hızlı gelişiyor ve toplum o denli sarsıcı olaylara tanık oluyor ki, yarının kimler için ne sürprizler taşıdığını kestirmek olanağı yok.

Belki bu olayların kamuoyunu nasıl etkilediği önümüzdeki seçimlerde ortaya çıkar diye düşünüyorum.

Tabii seçimler, dürüst, şeffaf, dışardan müdahale dedikodularına fırsat vermeyen yöntemlerle yapılırsa.

* * *

Balbay bir yazardır, bir gazetecidir.

İçerdeki zamanını da, kendini ve mesleğini geliştirmek için kullandığına eminim.

Ama o aynı zamanda bir insandır.

Bir eştir.

Bir babadır.

Bir yıldır sevdiklerinden uzaktadır.

Bu tutukluluk hali, yargı süreci için bir geçici bir "önlem" midir yoksa, bizatihi kendisi bir "cezaya" mı dönüşmüştür, insan merak ediyor doğrusu!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 19 Ağustos 2019

Valid HTML 4.01 Transitional