Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

EMİN ÇÖLAŞAN'LA BAŞLADI AYDIN DOĞAN'LA BİTTİ (Mİ?)


 

AKP iktidarı medyayı yeniden biçimlendiriliyor.

Bunu en etkili yolla, mülkiyeti değiştirerek yapıyor.

Önce medyanın ikinci büyük grubunu Ciner'in elinden alıp, Çalık'a vererek büyük bir adım attı.

Sonra birinci büyük grup Doğan gündeme geldi.

Medyadaki yaygın kanı, Doğan Grubu gazetelerinin Deniz Feneri davasını ele almasının, grupla iktidar arasındaki çatışmayı başlattığı biçiminde.

Bu olay da bir etki yapmış olabilir.

Ama ben asıl nedenin, AKP iktidarının Doğan Grubu'nun elindeki medya gücüne göz dikmesi olduğunu düşünüyorum.

Tabii Doğan Grubu'nun medyadaki başarısını sürdürebilmesi için, asgari ölçülerde bile olsa nesnel habercilik yapması da iktidarı rahatsız ediyordu.

Fakat bu rahatsızlık, bir ölçüde de olsa giderilebilir ve durum bir uzlaşma noktasına varabilirdi.

Sanıyorum, Emin Çölaşan'ın gönderilmesi Doğan Grubu açısından böyle bir çözümün aranması yolundaki ilk adımdı.

Derken onu Bekir Coşkun'un istifası izledi.

Arkadan Ertuğrul Özkök Genel Yayın Yönetmenliğini bıraktı.

En sonunda da Aydın Doğan aktif yönetim görevinden çekildiğini açıkladı.

Bu arada Star televizyonu ile Milliyet, Radikal ve Vatan gazetelerinin satış sürecinin başladığı ve bu sürecin yakında sonuçlanacağı haberleri medyaya yansıdı.

Tahmin edileceği gibi, alıcı olarak kamuoyunda adı geçenler iktidara, cemaate yakın isimler.

Bu düzenlemeler Doğan Grubu'nu kurtarabilir mi?

Doğrusu bunu kestirmek zor.

Çünkü AKP iktidarının nerede duracağı belli değil.

Dileyelim ki iktidarın bu baskısı ve operasyonu, zaten çok hırpaladığı demokrasi, medya özgürlüğü ve insan hakları gibi kavramlar tümüyle yerle bir edilmeden sona erer.

* * *

 

YAHŞİ BATI ÜZERİNE


 

Cem Yılmaz'ın senaryosunu yazdığı ve başrolünü oynadığı, Ömer Faruk Sorak'ın yönettiği Yahşi Batı çok eğlenceli bir film.

Senaryo sağlam, çekim iyi, oyuncular başarılı.

En önemlisi filmin temposu düşmüyor.

Beni Türkiye'de çekilen film ve dizilerde en çok rahatsız eden nokta düşük ve aksayan bir tempo ile, Minakyan usulü abartılı oyunculuktur.

Gerçi filmde, göndermeler ve espriler açısından abartılı oyunculuk var ama mizahi vurguları öne çıkarmak için bilinçli ve işlevsel olarak başarıyla kullanılmış.

Filmin eleştirilecek tek yönü küfürler.

Ben konuya asla bir ahlak polisi olarak bakmıyorum.

Benim eleştirim iki nedenle:

Birinci olarak küfürler kulağa günlük konuşma dilindeki doğal tepkiler olarak gelmiyor.

Tam tersine zorlama gibi kalmış.

İkinci nedenim hedef izleyici kitlesi ile ilgili.

Küfürler, böyle filmlerin ve Cem Yılmaz'ın doğal hedef kitlesi olan çocukları salondan uzak tutuyor.

Biliyorsunuz sinema günümüzde bütün dünyada, çocukları ve gençleri hedef alıyor; çünkü aileleri yönlendiren, trendleri belirleyenler onlar.

Filmin ilk günlerdeki gişe hasılatı iyi.

Ama ne kadar iyi olursa olsun, küfürler çocukları salondan uzak tutmasaydı çok daha iyi olabilirdi.

Bu yazıyı filmi beğendiğim, Cem Yılmaz'ı ve Ömer Faruk Sorak'ı önemsediğim, oyuncuları sevdiğim ve Çin'de geçen bir devam filmi çekmeyi düşündüklerini okuduğum için yazdım.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 19 Ağustos 2019

Valid HTML 4.01 Transitional