Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

ADALETSİZLİKTEN DAHA KÖTÜ OLAN...
 

Sevgili okurlarım, bir ülkede adaletsizlikten daha kötü bir şey olabilir mi?

Ne yazık ki olabilirmiş!

* * *

Adaletsizlikten daha kötü olan şey:

Onu kanıksamak...

Onu olağan saymak...

Bir yanda tüyler ürperten, vicdan yaralayan, insanların hayatlarını karartan olaylar yaşanırken...

Öte yanda normal hayata devam etmek...

Gerçekten, adaletsizlikten de kötü!

* * *

Güya bir demokratik rejimde yaşıyoruz...

Her ne kadar The Economist dergisinin "2010 yılı Demokrasi Endeksi" bizim gibi ülkelere "Demokrasi" bile demiyor...

Türkiye'yi "Tam Demokrasiler" ve "Kusurlu Demokrasiler" kategorilerine sokmuyor...

Onu üçüncü grupta, sadece "Melez Rejimler" adı altında görüyorsa da...

Anayasamızda Türkiye Cumhuriyeti'nin "Demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti" olduğu yazıyor.

İşte bu "Demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti" içindeki adaletsizlikler...

Bir yandan "Hukuk Devleti"nin erozyonuna yol açarken...

Öte yandan bu adaletsizliklerin "olağanlaşması"...

Yani hem çok sık tekrarlanır hem de artık normal kabul edilir olması...

"Demokratik Devlet" kavramının da altını oyuyor!

* * *

Türkiye garip bir ülke:

Tam "Artık insaf, bundan daha kötüsü olamaz" dediğiniz anda...

Daha kötü bir durumla veya olayla karşılaşabiliyorsunuz.

Yukarda "Adaletsizlikten daha kötü olan, onu kanıksamak, olağanlaştırmaktır" dedim.

İnsan daha kötüsü olamaz zannediyor...

Oysa ne yazık ki daha kötüsü de olabiliyor:

Adaletsizlik, adalet adına savunulabiliyor!

Bir sorumlu politikacı, AKP iktidarının bir bakanı çıkıyor ve hüküm giymeden, tutuklu olarak iki yıldır hapiste yargılananları kastederek:

"Bunların hiç eylemi yok, bunlar oturup konuştular demek olmaz. Zaten bunların eylemi olsaydı yargılamayı onlar yapacaktı."

Diyebiliyor!

Arkadan dünyaca ünlü cerrahımız ve bilim insanımız, tutuklu sanık Prof. Mehmet Haberal'ın hastanede tedavi gördüğü bölüm basılıyor...

Yeni suç unsurları aranıyor...

Hastaneden hapishaneye yollanması için harekete geçiliyor.

* * *

Sevgili okurlarım, gerçekten merak ediyorum...

Aşağıdaki soruyu, bu yazının mantığı içinde...

Bir "süs" olarak sormuyorum...

Gerçekten, ama gerçekten merak ediyorum:

Acaba kin ve nefret mi insanların vicdanlarını karartıyor...

Yoksa kararmış vicdanlar, rahatlamak için mi kin ve nefrete başvuruyor?

* * *

Kanayan vicdanımla, yaşadığım utanç içinde...

Yazımı "Hayırlı pazarlar" diyerek bitiremiyorum.

Bağışlayın beni!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 9 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional