Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

1968'DEN 2010'A: EVLATLARIMIZA KIYMAYIN!
 

1968 yılı dünyada gençlik hareketleri açısından bir dönüm noktasıydı...

Paris'te başlayan üniversite gençliğinin isyanı derhal bütün dünyayı etkisine almıştı...

Gençlik, eğitimde reform istiyor, kapitalizmin sömürüsüne, kültürel ve siyasal dayatmasına başkaldırıyordu.

Hareketin bir felsefi temeli ve bir düşünce lideri de vardı:

Herbert Marcuse'nin Marxizm ile Frankfurt okulunu birleştiren "Yeni Sol" yaklaşımı, başkaldıran gençliğin temel görüşünü biçimlendirmişti:

Sistemin ürettiği "Tek boyutlu kültür" ve bunun ürünü olan "Tek boyutlu insan" gençliğini isyan ettiği kalıplardı.

Fransa ve Avrupa'nın öteki ülkeleri bir iki yıl içinde gerekli reformları yaptılar...

Gençlik hareketleri Avrupa'da, belli değişimlerin gerçekleştirilmesi sonunda duruldu.

* * *

Türkiye'de ise olaylar farklı bir yol izledi.

Çünkü Türkiye'nin hem toplumsal yapısı, hem siyasal düzeni Batı Avrupa'dan farklıydı.

1961 Anayasası'nın getirdiği özgürlük ortamı içinde "Anti emperyalizm" ekseninde düzene başkaldıran gençler birbirinden farklı yollar izledi.

Marxizmin her türü, sol ve sağ sapmalar, goşist eylemler, Moskovacı, Pekinci ve Milli Demokratik Devrimci çizgiler, hem birbirleriyle çatıştı hem de kendi içlerinde bile küçük fraksiyonlara bölünerek çeşitli eylemlere girişti.

Bütün bu kargaşanın sonunda:

Pek çok gencin hayatı kaydı...

12 Mart 1971 askeri darbesi gerçekleşti...

Her türlü gençlik eylemi bastırıldı...

1961 Anayasası sınırlandı ve kısıtlandı...

Bir çok eylemci genç öldürüldü...

Üç gençlik lideri idam edildi.

Dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, "Türkiye'yi bu komünist gençlere mi emanet edeceğiz?" diyerek, "Milliyetçi, mukaddesatçı gençliğe, İmam-Hatip eğitimine" yeşil ışık yaktı.

* * *

12 Mart darbesi Türkiye'de siyaseti de değiştirdi:

Demokrat Parti'nin devamı olan Adalet Partisi bölündü...

Ortanın Solu hareketinin lideri Ecevit'in İnönü'yü devirerek Genel Başkan olduğu CHP, seçimlerde birinci parti oldu ve dinci Milli Selamet Partisi ile koalisyon yaptı.

Kıbrıs çıkarmasından sonra ABD Türkiye'ye ambargo koydu, koalisyon bozuldu; Ecevit, hükümeti bıraktı gitti...

Uzun müzakerelerden sonra uzlaşmaz görünen Liberal Sağ, Dinci Sağ ve Milliyetçi Sağ, Birinci Milliyetçi Cephe Hükümeti'ni kurdu...

Ve Türkiye'de olaylar çığrından çıktı, terör tırmandı.

Gençler yine sokağa döküldü...

Sonuç 12 Eylül askeri darbesi oldu.

12 Eylül darbesinin açtığı yoldan gelen AKP, bugün iktidardadır.

* * *

1968 olaylarından kırk yıl sonra dünya kapitalizmi yeni bir kriz yaşıyor...

Krizin aşılması için, bir yandan büyük firmalara ve bankalara para aktarılıyor, bir yandan da piyasa ekonomisinin acımasızlığını pekiştiren "kemer sıkma" önlemleri alınıyor...

Eğitim gibi, sağlık gibi, sosyal güvenlik gibi hizmetlerin maliyetleri arttırılıyor...

Yük, zenginlerin üzerinde alınıp, yoksullara fatura ediliyor...

Bunun sonucunda da Yunanistan'da, İtalya'da, İngiltere'de Fransa'da gençlik eylemleri yeniden ortaya çıkıyor...

Türkiye ise hem bu küresel krizden etkileniyor, onun yükünü çekiyor...

Hem de kendine özgü rejim sorunlarıyla boğuşuyor.

Ayrıca gelir adaletsizliğiyle, işsizlikle, Sosyal Devletin çökertilmesiyle karşı karşıya.

Bu ortam içinde ortaya çıkan öğrenci olaylarına sevgiyle, müsamahayla, anlayışla yaklaşalım...

Bütün bu büyük krizlerin faturasını gençlerimize kesmeyelim...

Türkiye'yi yönetenlere ve onları destekleyen medyaya sesleniyorum:

Evlatlarımıza kıymayın!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 15 Nisan 2019

Valid HTML 4.01 Transitional