Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

ÖRGÜT?
 

WikiLeaks'in yayınladığı belgeler ortalığı karıştırmaya devam ediyor...

Türkiye'deki vicdanlı yazarlar, derhal Ergenekon davaları denilen Silivri'deki davaların medyaya yansıması ile bunlar arasında çağrışım yaptılar...

Başta Ertuğrul Özkök ve Cüney Ülsever olmak üzere, Oray Eğin, Mehmet Tezkan, Tufan Türenç gibi yazarlar, hem politikacıların hem medyanın hem de adalet mekanizmasının, asılsız ihbarlar, imzasız suçlamalar karşısındaki tutumunu dile getirdiler...

Suçlanan insanları, hayatı karartılan kişileri, dört duvar arasında çile dolduran tutukluları, yargısız infazları, insan hakkı ihlallerini, katledilen itibarları yeniden anımsattılar ve tartışmaya açtılar.

Açtılar da...

Değişen bir şey oldu mu?

Adalet devreye girdi mi?

Vicdanlar sızlamaya, haksızlıklar düzeltilmeye başladır mı?

Ne gezer...

Eski tas eski hamam!

Neden?

Çünkü iktidar "İnsan Hakları" konusunda rahat:

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a Libya lideri Kaddafi tarafından "İnsan Hakları Ödülü" veriliyor...

Fazla söze hacet var mı!

Bu arada Profesör Mehmet Haberal'ın tedavi gördüğü hastane polis tarafından basılıyor...

Tedavi belgelerine el konuluyor...

Doktorlar "terör örgütüne yardımcı olmaktan" ifadeye çağrılıyor.

Zaten Başbakanı protesto eden öğrenciler de "terör örgütü üyesi olmaktan" yargılanıyor...

Bir basın mensubu meslektaşımız, biriyle yediği bir yemek yüzünden "terör örgütü mensubu olmaktan" aylarca içerde yatıyor.

Demek ki "örgüt" önemli...

Her yerde "örgüt" aranıyor...

"Örgüt bağlantısı" kuşkusu insanların hayatını karartıyor!

* * *

Bu arada, biri iktidar çevreleri tarafından sevilmediği bilinen, iki yargıcın önceden bilinen Hatay seyahatinde kaldıkları otel odası isimsiz (ve asılsız çıkan) bir ihbar sonunda polis tarafından basılıyor.

Baskının video görüntüleri belli televizyon kanallarına veriliyor ve yayınlatılıyor.

Bu konuda Mehmet Y. Yılmaz dünkü Hürriyet'te "Pardon demekle geçiştiremezsiniz" başlığı altında şöyle yazıyordu:

"...Çok açık belli ki burada iki yargıca karşı girişilmiş bir itibarsızlaştırma girişimi var ve bu kişilik haklarının ihlaline dönüşen bir suç.

Ve bunun örgütsüz olabilmesi mümkün değil o nedenle de ağır bir suç.

Bakalım vatandaşların temel haklarını savunmak için o görevlerde bulunan savcılar bu suçun nasıl ve kimler tarafından işlendiğini açığa çıkarabilecekler mi?"

Her yerde, her taşın altında, her muhalif olayda "örgüt bağlantısı" arayan medya, güvenlik ve adalet mekanizmaları bakalım bu olayın ardındaki "örgüt bağlantısını" da soruşturacak, araştıracak mı?

* * *

Türkiye'de resmi ve gayri resmi çeşit çeşit örgüt var...

Dernekler, cemiyetler, sendikalar, siyasal partiler, tarikatlar, cemaatler, terör örgütleri...

Yasal olarak kayıtlı olanlarını biliyoruz...

Yasa dışı eylem yapan "terör örgütlerini" bile bir ölçüde biliyoruz...

Çünkü hem bu konuda istihbarat var, hem de zaten kendileri propaganda için örgütlerini, eylemlerini anlatıyorlar...

Ama tarikat ve cemaatleri bilmiyoruz...

Bunların yöneticileri kimdir?...

Üyeleri kimlerdir...

Nasıl bir örgütlenme biçimleri var...

Mali kaynakları nedir...

Paralar nerden gelir...

Nereye, nasıl harcanır..

Ne gibi faaliyetleri vardır?

Bireylerde veya eylemlerde "Örgüt ilişkisi" aranırken tarikat ve cemaatlere de bakılıyor mu acaba?


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 19 Ağustos 2019

Valid HTML 4.01 Transitional