Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

BAŞI AÇIK OLMAK DA İDEOLOJİK BİR TERCİH MİDİR?
 

"Türban" sorunu, AKP'nin seçim öncesi izlediği gerginlik politikasının bir gereği olarak yeniden ısıtıldı.

Tabii AKP "Yeni Anayasa" tartışmalarını da körüklüyor ve sorunu çözmek için bir işbirliğine gitmiyor.

Çünkü onu da gerginlik politikasının bir aracı olarak kullanmak ve "Seçimden sonra yeni Anayasa" sloganı ile bu tartışmayı da oya dönüştürmek çabasında.

Bu arada faili meçhullerin araştırılması için Meclis'te CHP tarafından yapılan üçüncü girişim de yine AKP'lilerin oylarıyla üçüncü kez reddedildi.

Bu çerçevede kimilerince "sıkmabaş", kimilerince "başörtüsü" denilen ama yaygın kullanımla "türban" diye nitelenen sorun yeniden gündemin ilk sıralarına oturdu.

("Türban" tabii ki "başörtüsü" değil ama "sıkmabaş" da denilebilir.)

Aslında herkes "türban" tartışmalarının AKP tarafından bir gerginlik politikası olarak körüklendiğinin ve oy avcılığı için kullanıldığının farkında.

Bu arada ilkokul çocuklarının da "türbanlı" olarak derslere girmesi için, Mustazaf-Der adlı, Hizbullah bağlantılı bir örgüt tarafından kışkırtma yapıldığı anlaşıldı.

Konu görünüşte, Yüksek Öğretim'deki "türban" yasağı üzerinden tartışılıyor.

Oysa gerek ilkokullara türbanla girme girişimleri, gerekse Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "kamu alanı" tartışmasını da bu bağlamda yeniden ortaya atması, "İslami inanç" çerçevesinde ama "kişisel giyim özgürlüğü" olarak savunulan "türbanın" çok daha büyük bir "siyasal, toplumsal ve örgütsel hareketin" bir parçası olduğunu ortaya koyuyor.

Tabii bu durumda her kafadan bir ses çıkması normal.

Çünkü konunun totaliter İslam'ın egemenliğinden tutunda da eğitim özgürlüğüne kadar uzanan çok boyutu var.

Kuranı Kerim'e göre örtünmenin zorunlu olup olmadığı bile tartışmalı.

* * *

Bu tartışmalar çerçevesinde yeni bir tez daha seslendirilmeye başlandı:

"Türban takmak bir dini-ideolojik tercih ise, başı açık dolaşmak da aynı biçimde dini-ideolojik bir tercihtir" deniyor.

Buradaki yanlışlık ortada.

Uzun uzun kuramsal ve felsefi gerekçeleri sıralamaya gerek yok.

Tek bir örnek bile bu düşüncenin yanlışlığını vurgulamaya yeter:

Her Galatasaray rozeti takan Galatasaraylıdır...

Ama her rozetsiz gezene, Galatasaray karşıtı veya Galatasaraylı olmayan biri diyebilir misiniz...

Rozetsizlerin, Fenerbahçeli ya da Beşiktaşlı olduğunu veya hiçbir takımı tutmadığını ya da takım tutmaya karşı olduğunu iddia edebilir misiniz!

"Türban" olayını dini-ideolojik bağlamda savunanların çıkmazı da zaten buradadır:

"Türban" takmayanlar Müslüman değil midir?

"Türban" takmayanlar Müslümanlığa karşı mıdır?

"Türban" takmayanlar başka bir dine mi mensuptur; ya da ateist midir?

* * *

"Türbanın" her alanda, özellikle de ilkokullarda ve kamu hizmetlerinde serbest bırakılması, bütün toplumu, kadını ikinci sınıf, örtünmesi gereken bir varlık olarak gören erkeklerin egemen olduğu, dinci-feodal, totaliter bir yapıya mahkum edecektir.

AKP'nin üniversite öncesi eğitimde ve kamu hizmeti alanlarında "Türbanın" serbest bırakılmayacağı güvencesini vermemesi ise bu tehlikeyi somutlaştırmaktadır.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 17 Haziran 2019

Valid HTML 4.01 Transitional